banner114
banner146

“Zorluoğlu’nun doğru olmayan sözlerini yargıya taşıyorum” ne kadar iddialı bir cümle değil mi? Evet, iddialı ve bir o kadar da doğru. Aslında bu yazıyı kaleme almak istemezdim ama Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Meclis kürsüsünden yaptığı açıklamayla itibar suikastı başlattı. Geçtiğimiz hafta Sayın Zorluoğlu, Meclis kürsüsünden “cephe” “şer odağı” vb. söylemlerle gazetemizi hedef almıştı.  “Cepheden cevap var” başlıklı bir köşe yazısıyla iddialarının gazetemizle ilgili boyutuna cevap vermiştim. Şimdi de şahsımın yargılandığı dava ile ilgili yapmış olduğu açıklamada gerçek dışı beyanlarda bulunduğu için konuyu yargıya taşıyacağımı bildirmiş olayım.

Başkan Zorluoğlu’nun da dile getirdiği gibi mahkemelik olduk. 2014 yılında başladığım meslek hayatımda hakkımda açılan ilk ve tek davadır. Başkan Zorluoğlu, belediye avukatları aracılığıyla hakkımda Konut Dokunulmazlığının İhlali, Özel Hayatın Gizliliğini İfşa, İftira ve Hakareti içeren dört ayrı suçla ilgili suç duyurusunda bulundu. Önce Kollukta ifademizi verdik. Sonrasında da elimize 3 ayrı suç hakkında takipsizlik verildiğine, hakaret suçlaması ile ilgili ise dava açıldığına dair tebligat ulaştı. Burada şu hususa özellikle dikkat çekmek isterim. İftira suçlamasıyla ilgili takipsizlik kararı verildi. Yani hakkımda dava bile açılmadı. Ancak Sayın Zorluoğlu Meclis Kürsüsünden rehberinin hukuk olduğunu dile getirirken, “Burada sanığa yani gazeteye hakaret suçu işlediği ki -bu iftira suçu hakaret suçu birlikte değerlendiriliyor- işlediği suçun sabit olması nedeniyle mahkumiyet verildi… Bu gazetenin iftiracı, yalancı ve hakaret eden bir gazete olduğu hukuk önünde de net bir şekilde tescil edilmiş oldu.” ifadelerini kullandı.

Rehberinin hukuk olduğunu dile getiren Belediye Başkanı, hakkımda iftira suçuyla ilgili takipsizlik kararı verilmesine rağmen açılmayan bir iddiadan hüküm giymişim gibi açıklamada bulundu. Üstelik bu gerçek dışı beyanı Belediye Meclisinde dillendirdi.

Ben iftira atmadım ama Başkan Zorluoğlu, iftira ile ilgili yargılanmadığım davadan hüküm giydiğimi söylüyor. Ben yalan söylemedim ama Başkan Zorluoğlu açık ve aleni bir şekilde doğru söylemiyor. Bunu bir anlık kızgınlıkla tek seferlik bir hata olarak da yapmıyor.

Bu tespitimi farklı olaylar üzerinden örneklendireyim.  Başkan Zorluoğlu, Şubat ayında yapılan AK Parti Ortahisar İlçe Başkanlığı seçiminde yaptığı çalışmalara ilişkin bir konuşma yaptı. Bu konuşmada da, “Önceki dönemden devraldığımız yatırımları süratle tamamlayıp hizmete açtık: Öğretmenevi ve Cudibey Ortaokulu, Fatih Parkı, Tanjant Tam Otomatik Otoparkı bunlardan bazıları.” açıklamalarında bulundu. Yani hala açılmayan katlı otopark için yüzlerce insana otoparkı hizmete aldıklarını söyledi. İnsan oğlu beşer şaşar diyenleri duyar gibiyim. Bir şaşma hikayesini daha anlatayım. Başkan Zorluoğlu, yeni terminal yerinin eleştirilmesinin gündeme getirilmesi üzerine DSİ’nin raporu hakkında tüm basını bilgilendirdiklerini söyledi. Tüm basına yönelik bir bilgilendirme yok, olsa bilirdik!.. Üstelik hep gizlenen DSİ’nin raporunun kamuoyuna açıklanmasını en çok talep eden gazeteyiz.

Ve son olarak Sayıştay Raporuna iftira demesi. Gerçek karşısında doğru olmayan ifadelere sarılması… Bakın nasıl? Zorluoğlu yine Belediye Meclisinde, “Buradan açıklıyorum Büyükşehir Belediyesi benim dönemimde yasaklı bir firmadan mal almamıştır. Bu kadar net.” diyor. Sayıştay Raporu’nda ise söz konusu bulguyla ilgili, “Yapılan incelemede doğrudan temin usulü ile yapılan alımlarda, alım yapılacak gerçek veya tüzel kişinin Kamu İhale Kurumunun internet sayfasındaki yasaklılar listesinde bulunup bulunmadığının kontrol edilmediği görülmüştür. Kamu idaresi tarafından bulguya iştirak edilmiş ve ilgili mevzuat hükümlerine uyulacağı belirtilmiştir. Bulgu konusu tespitin devam edip etmediği takip eden denetimlerde izlenecektir.” ifadeleri yer alıyor.

Dava sürecine dönecek olursak, ilk duruşmada dava konusu haberde istihbaratın eski belediye başkan yardımcılarından biri tarafından geldiğini, iddia olarak kaleme alındığını, düzeltme ve cevap hakkının kullandırıldığını vb. birçok şeyi dile getirip hakaret olarak neyin değerlendirildiğini sorduk. Müşteki avukatlarının açıklamalarının ardından duruşma 20 Ekim’e ertelendi. 1 Ekim’de ablam Korona virüse yakalandı ve 19 Ekim’de de ne yazık ki toprağa verdik. Hayatımın en zor dönemiydi. Avukatımla tek bir görüşme bile yapamadım, davaya katılamadım. Benimle birlikte sanık olarak yargılanan İmtiyaz Sahibimiz Ali Öztürk ve avukatım davaya katıldı.  İmtiyaz sahibimiz hakkında beraat kararı verilirken, şahsım hakkında hakaret suçundan para cezası verildiğini ve kararın da temyize gittiğini sonraları öğrendim.

Başkan Zorluoğlu, kararın kesinleştiğini de söyledi. Bu noktada da ya doğruları söylemiyor ya da yanıltılıyor. Gerekçeli karar yazıldı ancak temyiz süreci son bulmadı.

Yargılanmadığım ve aslında hiç olmayan iftira davası hakkında hüküm giymişim gibi açıklamalarda bulunan Başkan Zorluoğlu hakkında suç duyurusunda bulunacağım.  Hukuki anlamda yaşanan tüm gelişmeleri de sizlerle paylaşacağım. Bakalım bir basın çalışanına yargılanmadığı davadan hüküm giydiren Başkan Zorluoğlu için hukuk nasıl bir karar verecek? Hep beraber göreceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.