banner114

Kâr” mıdır?

Öyle ya…

Zarar nedir, kâr nedir?

Bir bilsek zararın neresinde olduğumuzu…

Ders başlasa, ‘Vicdan Muhasebesi’.

Bu işler “ha” deyince olmuyor, hesap kitap meselesi.

***

Eğer bir şeyden dönülecekse…

Biz, önce başkaları dönsün isteriz.

Dön baba dönelim.”

Kesinlikle görmeliyiz.

İyi mi, kötü mü” kritiğini yapmaya da pek gerek kalmadan...

Genellikle ‘içimizdeki ses’e kulak vermeden…

***

Atasözlerini bile düzeltiyoruz!..

Duy da inan.”

Oysa binlerce yıldan süzüle süzüle gelmiş, “duy da inanma”.

Yani doğru mu yanlış mı? İyi mi kötü mü?

Şöyle bir tartıver.

Kırk kere ölç, bir kere biç…

Bazılarının anlatılması ve anlaşılması öyle sanıldığı kadar kolay değil.

Fakat “zararın neresinden dönersen kârdır” sözünde düğümlenmiş her şey.

Yalnızca bir tek atasözü olsa, o da bu olsa sanki yeter de artar gibi…

İnsan bi dursa… Kendisiyle bi hesaplaşsa…

Ben nerede yanlış yaptım?”

Tamam, yanlış yaptım ama bi sor bakalım, niçin yaptım” moduna girmeden…

Sonuçta hayat bizim hayatımız.

Kime ne” diye onu kır, şuna haddini bildir durumları sökmez.

Çünkü ucu başkalarına da dokunmakta...

Zincirleme zarar” derler adına ki içinden çıkamazsın.

Kaybolursun labirentlerinde...

Senin yüzünden insanların ellerinde avuçlarında ne varsa uçup gidiyorsa…

Ayları yılları zindan oluyorsa… Zarar ziyan…

İş, başa düşüyor demektir.

Dön artık.

***

Bence bütün mesele bu.

Dünya ‘kâr-zarar’ dengesi üzerine kurulmuş.

Kendi adımıza kararlar verdiğimiz gibi bazen başkaları adına da ahkâm kesebiliyoruz.

Kâr zarar uzmanı gibi atıp tutuyoruz.

Mademki bu konuda iyi top çeviriyorsun, kendi kalendeki onca golü nasıl açıklayacaksın?”

Ola ki biri sorar, ver bakalım cevabını…

***

Zaman zaman titiz bir heykeltraşa dönüşebilmeliyiz.

Başkalarını eleştirmek kolay, laf cambazı kesilmek…

Marifet kendi heykelini yontabilmekte…

Eline ayağına, gözüne kulağına şekil verebilmekte...

En iyi eğitimi almış, en iyi taşı bulmuş olabilirsin.

En iyi araç gereçler sende, mekân da…

O zaman sıra eksikliklerini tamamlamanda…

Fazlalıklarından kurtulmanda…

Zararın neresinden dönersen” yani…

***

Bazıları ‘çatışma ortamı’ndan beslenirler.

Durup dururken kendileriyle, başkalarıyla kavga ederler.

Kurulmuş saat gibi olsalar neyse…

Nefes aldıkça zarar verirler.

Ve böylece bir ömre damgasını vurur olumsuz ne varsa?

Dünya yanmış, kırk yıllık dostluklar yerle bir, umurunda mı?

Yeter ki sabah olsun ve yeni kötülüklere yelken açsın.

***

Dereler taşar tedbir almayız.

Hem de kaç kez?

İş kazalarında canlarımız yanar.

Hem de kaç kez?

Aslında bu çok uzun bir hikâye.

Fakat zararın herhangi bir yerinden dönemiyoruz.

Bir bilsek neler kaybettiğimizi?

Neden kaybettiğimizi?

İnat Etmekte Sınır Tanımayan İnsanlar Teşkilatı’na dönmüşüz.

***

Zarardan kâr etmek.”

Daha az zararla paçayı kurtarmak yani…

Bazen böyle olur, paranız pula dönüşmeden müdahale edersiniz.

Daha az zararla atlatırsınız bu badireyi…

Zamanı durduramazsınız ama zararı durdurabilirsiniz.”

Küçülerek büyüme” de böyle bir şey olmalı.

Baktınız ki batıyorsunuz.

Kurtulursunuz ağırlıklarınızdan, onca ekonomist yanlış biliyor olamaz.

Zararın neresindeyseniz oradan dönersiniz.

***

Keşke zararın bir yerinden dönebilseydik.

Bu kadar çirkin mi olurdu dünya?

Bu kadar tehlikeli?

Bu kadar kötü?

Eeee, hadi o zaman…

‘Zarar’ nedir, ‘kâr’ nedir, iliklerimize kadar yaşayarak öğrendiysek…

Denemekte yarar var.

Dönmekte…

***

Gittiğin yol, yol değilse…

Bulunduğun mekân…

Attığın adım…

Söylediğin söz…

Aldığın not, verdiğin not…

Dön artık.

Dönebilirsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.