banner114

Yaratılmış canlı varlıkların içinde en şereflisi insanoğlu… Ve ilginçtir ki, dönüşüme en müsait varlık yine insanoğlu… Hiç şüphesiz bunun en önemli nedeni akıl… Yani insanoğlundaki aklın hiçbir yaratılmışta olmaması… Lakin işte o akıl tek başına kullanıldığında… Yani nakil keyfiyeti dikkate alınmadığında insanın neye dönüşeceği hiç belli olmuyor.

Batı’da başlayan ve tek elden insanı dönüştürmeyi amaçlayan hareket 1980 yıllarına kadar uzanan ve ‘x’ kuşağı olarak bilinen nesli üretti. Avrupa’da bugün 40 yaşın üzerindeki nesil, otorite tanımayan hippi kuşağı olarak da adlandırılabilir. Avrupa’dan dünyanın bir kısmını etkileyen bu nesil, aynı zamanda anarşist sürecin de başlatıcısı olmuş ve dünyayı yormuştu.

Ardından ABD kültürünü yaymayı amaçlayan, meselelere ABD’nin baktığı gibi bakan ve demokrasi/ özgürlük soslu ‘y’ kuşağı oluşturdular. Tek kutuplu dünyada öğrenmeye, gelişmeye ve kalkınmaya en açık kuşak bu olsa da en büyük özellikleri tüketmek olarak ortaya çıktı. Reklam ve pazarlama bağımlısı, imaj manyağı bir nesil ürettiler. Bencil, paradan ibaret bir dünya ve kariyeri her şey zanneden bir kuşak... ‘y’ kuşağının dünyasında bir kazanan, bir de kaybeden var. Hayat rekabetten ibaret!.. ‘Tüket’ dendiğinde tüketen, ‘al’ dendiğinde alan ve ‘sat’ dendiğinde satan ve mutlaka kazanmayı esas alan bir nesil… Toplum mühendisliği ‘x’ kuşağında yeteri kadar başarılı olamasa da ‘y’ kuşağında beklediği başarıyı yakaladı denebilir. Şimdi önümüzde ‘z’ kuşağı var ve dünyanın geleceğini onlar şekillendirecek.

Sosyal Medya’nın içinde doğan Facebook, Twitter, Instagram ile büyüyen ‘z’ kuşağının en büyük düşman olduğu şey ilke ve maneviyat… Zihnin ulaşabileceği en son noktaya ulaşma hedefinde ne insan var, ne ilke… Yine geçmişe yönelik insan ve ilke ifadeleri başta olmak üzere manevi olan hiçbir şey onların dünyasını ilgilendirmiyor.

Dünyalarında sadece kariyer, eğlence, gır gır, şamata ve isyan var. Bazen nazik bir üslupla bazen ağır bir küfürle… Dijital nesil olarak da yorumlanacak olan bu nesil geleceğini sanal âlemde arıyor. Üretmeyi, üreterek kazanmayı… Ülkesini, ülkesinin kalkınmasını önemsemeyen ve kolay para kazanma yolunda her şeyi mübah gören ‘z’ kuşağı… Ancak aynı kuşağın küreselleşme karşıtı olması ve yurt-vatan mefhumlarını önemsemesi belki Toplum Mühendislerini yine yanıltacak. Belki küreselleşme ‘z’ kuşağı elinde son bulacak. Belki de ‘z’ kuşağı, ‘vatan’ mefhumunu zaman ötesine taşıyıp ‘siber vatan’ mefhumu oluşturacak. Bununla birlikte yine ‘siber egemenlik’ peşinde koşacak.

1995 ve daha yukarı doğumlu bu nesil, muhtemelen 10-15 yıl içinde tüm yönetimleri devralacak. Ortaya nasıl bir nesil ve nasıl bir yönetme veya yönetmeme biçimi çıkacağını şimdiden kestirmek mümkün değil. Doğrusu buna karşı savaşmak ve engellemek de mümkün değil. Bize düşen, aklı nakille birleştirip ve gerektiğinde aklı naklin emrine veren ve uzaya gönderen nesile sahip çıkmak. Güneşe göç yaşanacaksa, Güneşi de yaratanı da bilip geç kalmayan bir nesil… İnsan olduğunu özümsemiş ve yaratılmışların en şereflisinin insan olduğunu kavramış bir nesil… Bu bataklıktan öyle bir nesil çıkar mı bilmiyoruz. Ama çıkacağına inanarak çalışmaktan başka çaremiz olmadığını biliyoruz. Dönüşüme, gelişime evet ama inkarcı ve kendini yaratıcı sanan bir nesil istemiyoruz.

Biz, kıymeti hiçbir zaman yitmeyen, pörsümeyen altın bir nesil bekliyoruz. Gelir mi bilemeyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Turgay 1 ay önce

bu nesil ne dindar ne de kindar.yani iktidarın bu projesi de çöktü.