banner114

Mukavemet, zorluklar, saldırılar ve krizler karşısında, dayanıklı ve esnek olma, karşı koyma ve ayakta kalabilme gücüdür. Mukavemet birey, toplum, şirketler, hükümetler, sistemler ve var olan her şey için söz konusu olabilir. Hazırlıklı, içi dolu ve hareket kabiliyeti olanların mukavemeti yüksek olur. Aksine, hazırlıksız, içi boş ve esnekliği olmayanların, saldırılar ve krizler karşısında pek fazla şansı olmayacaktır. Kriz dönemlerinde, saman alevi gibi yanıp sönenler, boş teneke gibi yuvarlandıkça fazla ses çıkaran ama yamulanlar, darbeleri emme ve kontrol altına alma gücü olmayanların ayakta kalması zordur.

Covid-19, ülkelerin sağlık sistemlerini mukavemet testine sokmuştur. Sadece sağlık sistemlerini değil insani ve ahlaki değerlerden, hükümetler ve uluslararası organizasyonlara kadar hepsi testten geçiyor ve maalesef birçoğu dökülüyor. Diğer testleri sonraya bırakıp, sağlık sistemlerinin girdiği mukavemet testinin mahiyetinin üzerinde duralım.

Sağlık sistemlerinin krizler karşındaki mukavemeti; kapasite yetkinliği, psiko-sosyal yetkinlik, yönetsel yetkinlik, teknolojik yetkinlik, finansal destek ve kurumsal adaptasyon yeteneği üzerinden analiz edilebilir.

Covid-19 salgınında sağlık sisteminin kapasitesi iki yönüyle ön plana çıkmıştır. Hasta ve temaslı takip (filyasyon) kapasitesi ve tedavi hizmetleri -hastane, hasta yatağı, yoğun bakım yatağı, solumun cihazı, sağlık çalışanı- kapasitesidir. Filyasyon kapasitesi, yaklaşık 2 bin yediyüz acil sağlık hizmetleri istasyonu, 26 bin aile hekimliği, 776 toplum sağlığı merkezi ve diğer birinci basamakta görev alan hekim ve sağlık personeli kullanılarak oluşturuldu. Başarılı yönetilen bu organizasyon temaslı ve ayaktan hastaların takibinde, bulaşın engellenmesinde, hafif vakaların tedavisinde etkili oldu ve hastane hizmetlerinin yükünü hafifletti. Diğer taraftan rutin aile hekimliği hizmetlerinin kısmen ötelenmesi engellenemedi.

Tedavi hizmetleri kapasitesinde, bin beşyüzün üstünde hastane, 250 bin civarında hasta yatağı, 40 bin yoğun bakım yatağı, 120 bin asistan ve uzman hekim ve diğer sağlık çalışanları devreye girdi. Salgının konjonktürel durumuna bağlı olarak birçok kamu ve özel hastane, hastane servisleri, yoğun bakımlar covidli hastalara tahsis edildi. Tahsis edilen kapasiteler yetmediğinde diğer hastane, servis ve yoğun bakımlar, hatta yeni oluşturulmuş veya dönüştürülmüş mekânlar hastalar için kullanıldı.

On bin kişiye düşen yaklaşık 28 hasta yatağı salgın dalgalarının kabardığı dönemlerde yetersiz kalma korkusu yaşattı. On bin kişiye düşen yaklaşık 5 yoğun bakım yatağı yeterlilik göstermekle birlikte, bazı bölgesel sorunları önleyemedi. Bugün itibariyle, covidli hastaların tedavi süreçlerinde ciddi aksamalar ve mağduriyetler ortaya çıkmadı. Fakat sağlık sistemi ve toplum için diğer kronik ve akut hastaların sağlık sorunları ve takiplerinin ötelenmesine bağlı olarak yeni yükler oluştu.

Sağlık sisteminin mukavemetinin önemli göstergelerinden biride sağlık çalışanlarının ve toplumun yüklendiği psiko-sosyal yüklerin ağırlığını kaldırabilme gücüdür. Ülkemizdeki hekim ve diğer sağlık çalışanı sayısı gelişmiş ve benzer ülkelerle kıyaslandığında ciddi şekilde az olduğu görülür. Yüz bin kişiye hizmet veren yaklaşık 190 hekim ve 300 ebe-hemşire ve diğer sağlık çalışanları sayıları OECD ülkelerinin sıralamasında bizi (ortalama 349 hekim, 918 hemşire) en sonuncu yapıyor.

Devam eden salgın sürecinde, hekim ve sağlık çalışanlarının anksiyete ve depresyon düzeylerinde yükselmeler, iş ve sosyal hayatlarında önemli sınırlamalar yaşandı. Sağlık çalışanları, doğal olarak, üzerlerine yüklenmiş olan bu psiko-sosyal yüklerin altında ezilmediler. Sağlık çalışanları, psikolojik potansiyellerinin ve manevi duygularının güçlü olduğunu gösterdiler. Yine de sayısal takviyeye ve yetkinlik esaslı bir planlamaya ihtiyaç olduğu söylenebilir.

Konu toplum açısından irdelendiğinde, salgının toplumdaki bireylerin anksiyete ve depresyon düzeylerini yükselttiği, bir takım psikolojik ve sosyal sorunları tetiklediği bir vakadır. Ayrıca acil ve zorunlu durumlar haricinde bireylerin hastaneye gitme niyetini azaltmıştır. Bu kadar uzun süren, giderek tehdit gücünü artıran salgın karşısında toplumun büyük bir mücadele verdiği, kurallara yüksek düzeyde uyum gösterdiği de bir vakıadır.

Bilinir ki, krizlerde hizmet sunanların ve hizmet alanların ayakta kalabilmesi ve sağlıklı düşünebilmesi krizle baş etmede çok önemlidir. Bu krizde psiko-sosyal yükler önemli ölçüde kaldırılmıştır. Fakat yük devam etmektedir ve her geçen gün bu yükün taşınması daha da zorlaşmaktadır. Bu nedenlerle, yürütülen çok yönlü toplumu destekleme çalışmalarının daha da çeşitlendirilmesi ve güçlendirilmesi gerektiği öngörülebilir.

Covid-19 ve ilerde önümüze çıkacağı sıkça tahmin edilen benzer krizler için iyi bir laboratuvar ortamındayız. Sağlık sisteminin zayıflıklarını tespit ederek, mukavemet düzeyini artırmamız geleceğimiz için bir zorunluluktur.

Bu nedenle her türlü yapıcı eleştiri her türlü övgüden evladır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Y. Özcan 7 ay önce

analizlerinize ve önerilerinize katılıyorum. i̇çinde bulunduğumuz durumdan en az zararla kurtulsak bile, bu ileride öngöremediğimiz değişik pandemilere hazır olduğumuzu göstermez. sağlık sisteminin, bilhassa geleceğe dönük halk sağlığı planlamasının en kısa zamanda ele alınması lazımdır.