banner114
banner146
banner122

Yönetim en eski sanat ve en yeni bilimlerden biridir. İnsanın ihtiyaçlarının evrenin her yanına yayılmış olması ve insanın bu ihtiyaçlarını gidermeye tek başına gücü yetmemesi, insanoğlunu birlikte yaşamaya mecbur etmiştir. Birinin üretiminin diğerinin muhtaçlığı olması, birlikte yaşama ve organize olma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

Birlikte yaşamak; işleri bölüşmeyi, işi yapmanın yanında, planlama, yol gösterme ve denetleme gibi faaliyetlerde bulunmayı gerektirmiş ve yönetme-yönetilme pozisyonlarını oluşturmuştur. Böylece insanlar yönetenler ve yönetilenler olarak ikiye ayrılmıştır. Gerçek iş, yönetilenlerin yaptıkları üretim aktivitelerdir. Bu aktivitelerin yerinde ve etkin yapılabilmesi; planlama, organize etme, yönlendirme, uyumlaştırma, kontrol etme işlemleriyle mümkündür. Daha çok zihinsel işler ve sorumluluk yüklenme merkezleri olarak ortaya çıkan yönetim kademeleri, insanlarda bir üstünlük duygusu oluşturduğundan, daha çok talep edilmektedir. Üreten olmaktansa yöneten olmak daha makbul bir makam olmuştur.

Her insan gözünü yöneten olmaya diktiği için; sosyal, siyasal ve ekonomik mecralarda yöneticilik talepleri zirve yapmıştır. Kıt kaynaklara sahip olan dünyamızda yöneticilik kadroları da sınırlıdır. Bu az sayıdaki pozisyonları ele geçirmek için yarış ve kavganın başlamasıyla, yönetim oyunları başlamıştır. Her yönetici adayı talebini elde etmek içinde ayrı oyunlar oynar. Yönetime seçildiğinde, atandığında veya zorla yöneticiliği ele geçirdiğinde, örgüt ve sistem sahnesinde yöneticilik oyununu sergilemeye başlar.

Yöneticilik oyunu, çekiciliği kadar, riskli ve tehlikelidir. Sorumluluğu çok fazladır. Hem bilmeyi, hem de ince bir sanatçılığı gerektirir. Örgütü, faaliyetleri, çevreyi ve insanları tanımak ve etkileyebilmek zor iştir. Fakat makamın cazibesi ve insanlara kattığı güç, bileni de bilmeyeni de, becereni de beceremeyeni de kendine çeker. Böylece yönetimin bilim ve sanat olması anlamını yitirir. Bir güç elde etme aracına dönüşür. Bu güç, kendi varlığını diğerleri üzerinde gösterme ayrıcalığının gücüdür. Yönetimin güç aracı olması, yönetim oyununu daha da acımasız hale getirir. Bütün zulümler bu oyunun bir aracı, bütün savaşlar bu oyunun bir sonucudur.

Yönetim oyununu, insani bir erdem haline getirmek, gerçek fonksiyonu olan birlikte üretip, adil paylaşmayı sanata dönüştürmek mümkündür.  Bu atmosferin sihirli anahtarı liyakat, temel ilkesi adalettir. Yönetimin saç ayakları olan ilim, irade ve güç, idrakle, hikmetle ve zarafetle yoğrulduğunda sanatsal bir abideye dönüşür.

Yönetim oyunları yazılarımı, insanı anlama, vizyoner planlama, ehliyetli örgütleme, verimli ve etkili üretme ve adilane paylaşma çabasına bir katkı olması temennisiyle yazdım. Günebakış Gazetesindeki Yönetim Oyunları köşemde (bu köşede) yazdığım yazılarım bu kitaba kaynaklık etmiştir.

Yazılarımda yönetim kavramlarını, teorilerini, yaklaşımları ve uygulamalarını “Sözün uzunluğu kısalığındadır” anlayışıyla ifade etmeye çalıştım. İçerisine, fıtratın dilini, duyguların derinliğini ve estetiğin zarafetini katmaya çalıştım.

Yönetim Oyunları kitabımın öncelikli muhatapları halen bu oyunu oynayan aktif yöneticilerdir. Kitapta, aktif yöneticilerle yönetim felsefesine, kavramlarına ve taktiklerine dair bazı pratikleri belirli bir sistematik içinde paylaştım. Yönetim biliminin ışığında aktörü oldukları sahneyi içten bir gözle görmelerini istedim. Kitabın diğer hedef kitlesi, yönetim öğrencileri ve ilgi duyanlardır.  Kitap, onların yönetim sahnesini farklı bir nazarla seyretmelerine pencere açıyor.

Yönetim Oyunları, kendi çapında, tercüme ve aktarma mantığından öte, kendi mana köklerimizden ilham alarak yönetimin ruhunu algılama ve süreçlerini yapılandırma ve kavramlarını anlamlandırma girişimidir. Evrensel olanı, bizde, bizden olanlarla meç ederek, özgünlüğümüzü yönetim oyunlarına katma çabasıdır.

Yönetim Oyunları, kapağındaki olimpiyat halkalarıyla yönetimin insanlık tarihi kadar eski bir oyun olduğuna, altın sarısı çekiciliğine, ateş gibi yakıcılığına, yönetim süreçlerinin birbirine geçmişliğine ve bütünselliğine işaret ediyor. Siyah zemin ise yönetimin karanlık kalmış yüzünü, aysbergini imgeliyor.

Günebakış Gazetesinde köşe tahsis ederek, bilgi ve birikimimi toplumla paylaşmama imkân veren duayen gazeteci Ali Öztürk Beye, kitabın yayına hazırlanması ve basılmasını sağlayan Nobel Akademik Yayıncılığa ve bu süreçte kitabı edit eden, değerlendirme yazan hocalarıma, beni cesaretlendiren, destek veren dostlarıma, meslektaşlarıma, öğrencilerime ve okuyucularıma çok teşekkür ediyorum.

Yönetim Oyunlarının, yöneticilere, yönetim öğrencilerine ve ilgilenenlere bilgi ve hayat deneyimlerinden imbiklenmiş, yeni bir yönetsel bakış açısı kazandırmasını umut ediyorum. Ferasetli okuyucularıma faydalı olması dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.