banner114

Söylediklerinin tümü bir proje…

Tabiri caizse söylemleriyle nokta atışı yapıyor.

Yine o konuştu.

Yine o dile getirdi.

Yine önemli bir soruna parmak bastı.

Gürdoğan kafes balıkçılığı ile uğraşanların şimdi sesi oldu.

Kimselerin değinmediği ya da görmek istemediği yaşanan önemli bir sorun mu diyeyim, eksiklik mi diyeyim onu gündeme getirdi.

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği onursal Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan kafes balıkçılığının ihracat konusunda Trabzon’un üçüncü büyük sektörü olduğunun önemine vurgu yaparken, diğer yanda Arsin’de sektöre ait damların veya depoların yıkılmasına tepkisini gösterdi.

Gürdoğan’ın koyduğu tepkide elbette haklılık payı büyüktü.

Ancak Ahmet başkanın koyduğu tepkiye yine ne yazık ki seyirci kalındı.

Kimse kusura kalmasın demek ki beklentisiz yüreğini Trabzon ve Trabzonspor için ortaya koyan tek kişi olarak Ahmet başkan var.

Her nedense Trabzon ve Trabzonspor’la ilgili yaşanan her ne olursa olsun Gürdoğan,  eleştiri yapacaksa eleştirisini, tepki koyacaksa tepkisini, övgü yapacaksa övgüsünü, yol haritası çizecekse yol haritasını tek başına ortaya koyuyor.

Çünkü kafes balıkçılığı Trabzon’da önemli bir sektör haline geldi.

Sırf kafes balıkçılığından yüzlerce insanımıza istihdam sağlanıyor.

Fabrikalar kuruluyor…

Trabzon’a önemli miktarda döviz girdisi oluyor.

Böylesine bir sektörün dili olan Ahmet Hamdi Gürdoğan’a sektörde olanların bir teşekkür borcu olduğunu düşünüyorum.

Ve diyorum ki, iyi ki bir tane Ahmet Hamdi Gürdoğan var Trabzon’da.

İyi ki o konuşuyor.

İyi ki konuşup sorunları dile getiriyor.

Ha hemen belirteyim, Gürdoğan’ın getirdiği eleştiriler de öyle yıkıcı, kırıcı değil, tamamen yapıcı ve yol göstericidir.

Onursal başkan Gürdoğan aylardır kamuoyuna dolayısıyla Trabzonspor’a da çağrı yapıyor.

Akyazı’nın sırtlarında İpekyolu Üniversitesi için önemli bir alanın olduğunu, bu alanı Trabzonspor’un alıp Trabzonspor Üniversitesini acilen yapıp hayata geçirmesi gerektiğini söyleye söyleye başkanın dilinde tüy bitti.

İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz?

Gürdoğan’ın söylediklerini, ne duyan oluyor, ne de gören?

Yahu arkadaş adam kendisine bir şey istediği ve bir beklentisi de yok.

Neden söylemlerine duyarsız kalırsınız?

Ahmet Hamdi Gürdoğan kötü bir şey mi söylüyor da, bizler anlamakta zorluk çekiyoruz!

REVİ SÜRECİ MÜTHİŞ GÖTÜRDÜ

Kimseyi kırmıyor.

Kimseyi dökmüyor.

Kimseciklere gözünün üzerinde kaşın vardır demiyor.

Darıltmıyor ayrıştırmıyor.

O, bu hesabı asla yapmıyor.

Benim adamımdır, aman koruyayım, şunun adamıdır aman sakınayım tarafında da, olmadı, olmuyor.

Aksine herkese kucak açıyor.

Herkesi kucaklıyor.

Dava adamlığı güdüyor.

‘Benim önceliğim davamdır’ diyor.

Ve herkesin ahan işte şu ilçede sorun çıkar deyip, çıkacak krizden nemalanmak isteyenler omuzlarında Kırıkkale tüfek ile nöbet beklerken, İl Başkanı Haydar Revi yaşanan kongre süreçlerini süper yönetti ve yönetiyor.

Önceki gün kendisiyle uzun uzadıya bir sohbet imkânı yakaladık.

Revi’yi yakalamışken, herkesin dillendirip te kendisine soramadığı mı diyeyim söyleyemediği mi diyeyim, soruyu ben yönelttim.

“Başkan, sizin için ‘Çıkan ve yaşanan krizlerde masaya yumruğunu vuramıyor’  diyorlar, ne diyorsunuz bu söylemlere”

Başkan’ın verdiği cevap çok ilginç ve herkesin kulağına küpe olacak nitelikteydi.

“Masaya bir kez yumruk vurdum, sonra ikinci kez vurdum, hadi bir kez daha vurayım dedim, sonrasında vuracağım yumruk karşılık bulmadığında, o zaman masaya ne vuracağım öyle ya, Herhalde tekme vurmam icap edecek!”

Başkan bu konuşmasıyla biz dahil herkese, ‘Söylediklerimden kıssadan hisse çıkarın’ mesajını verdi.

Evet, neden Haydar başkanın kriz anlarında masaya yumruk vurmadığını şimdi daha iyi anlamış olduk.

Hani ya söylenen söz gediğine oturduğunda, deriz ya, ‘Doğru söze ne denir?’  diye…

Haydar başkanın söylemlerini teyit etmek için biz de şu sözü söylüyoruz;  “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır”

Bir aksilik, bir eksiklik, bir yanlışlık yapılmaz ise Haydar Revi il başkanlığında üçüncü dönemini yaşayacaktır.

Ha üçüncü dönemden sonra mı?

Herhalde üç dönemlik il başkanlığını taçlandırmak olmalıdır.

ÜÇÜ DE ÖNEMLİ İSİM

Kolay değil tabi ki renk vermek.

Kolay değil tabi ki tercih yapmak.

Kolay değil tabi ki işaret etmek.

Herkesin bir hesabı-kitabı var.

Herkes hesabını yaparken en ince ayrıntıyı bile düşünerek yapmakta.

O nedenle zor bir süreç yaşanıyor AK Partililer arasında.

Ortahisar İlçe başkanlığı için şuan üç isimin öne çıktığını görmekteyiz.

Bu isimler;  Selahattin Çebi, Dündar Ayyıldız ve Hasan Dilekoğlu.

Başkanlık için ismi geçen bu üç isimin her birisi AK partinin kuruluşundan beri, partinin tabanından tutun, her kademesine kadar ne görev kendilerine tevdi edilmişse yapmışlardır.

Kısacası demem o ki, bu üç isimden ilçe başkanlı koltuğunu dolduracak taşıyacak bilgi ve birikime sahiptir.

Bu üç isimden hangisi başkan olursa olsun, mutlaka partiye yeni bir heyecan katacaktır.

Başarı çıtasını daha yukarlara çıkaracaktır.

Bakalım 25 Ekimde delegelerin karşısına hangi isim aday olarak çıkacak?

Hadi hayırlısı diyoruz.

GİYOTİNE GİDECEK İLK KİŞİ!

Erken gelen kırılma maçı olarak görüyorum Başakşehir müsabakasını.

Neden diye soracak olursanız?

Çünkü öyle böyle, ilk dört hafta geçti.

Başakşehir maçı beşinci haftanın maçı olacak.

Çünkü, bundan sonra oynanacak maçlar da, alınacak kötü sonuçlar da, ortaya mazeret koyacak argüman kalmadı.

Çünkü transfer sezonu bitti.

Alınacak oyuncular alındı, gidecek oyuncular gitti.

Eeee…

Geriye ne kaldı?

Futbol oynayıp maç kazanmaktan başka hiçbir şey…

Yani üç unsur (Yönetim kurulu, teknik heyet ve futbolcular) için bundan sonra her maç final niteliği taşımaktadır.

Allah göstermesin, açık seçik belli ki, takımın alacağı kötü bir sonuçta giyotine gidecek ilk isim Newton olacaktır.

Neden Newton olacak derseniz?

Ona da şöyle cevap vereyim.

Çünkü Newton’un hiçbir kredisi kalmadı.

Ve Newton’un ortaya kayacak mazereti de…

Newton iki sezondur takımla birlikte.

Üstelik transfer sezonu da yaşadı.

O nedenle diyorum başarısız sonuçta giyotin Newton’u bekliyor.

Newton’un tartışılmasının kötü bir yanı da şu olacak.

Newton’un teknik adam olması tamamen Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun bir tercihiyle olmuştur.

Diyeceksiniz ki doğru bir seçim miydi?

Ben de size diyeceğim ki, Newton, teknik adam konusunda Ünal Karaman gibi yanlış bir tercih olmuştur.

Zira yanlış tercih olduğu da Trabzonspor’un oynadığı futbol ve aldığı sonuçlardan belli değil mi?

Neyse henüz dört maç oynandı.

Biz şu Başakşehir maçına kadar susma hakkımızı kullanalım.

GERÇEKLERLE YÜZLEŞİN!

Kimse vicdansızlık yapmasın!

Kimse havanda boş yere su dövmesin!

Kimse klavye kabadayılığına soyunmasın!

Kimse de bol keseden atıp tutmasın!

Daha düne kadar Trabzonspor’un, bankalara, kulüplere, futbolculara olan borçlarını bir kenara koyuyorum, bakkala-cakkala, kasaba manava olan borçları yüzünden tesislerden dışarı adım atacak ne mecali, ne dermanı, ne takati vardı?

Şu beğenmediğiniz!

Şu acımasızca eleştirdiğiniz!

Şu ‘Vurun abalıya’ misali, köşe-bucakta, kapı arkalarında yerden yere vurduğunuz!

O mevcut yönetim var ya o yönetim, bugüne kadar kulüp için neler yaptıklarını, nelerle uğraştıklarını, ne çileler yaşadıklarını, bir zahmet, gidin onlardan sorup bir öğrenin.

Ben garanti veriyorum sizlere, sorduğunuzda onlardan çok şey öğreneceksiniz!

Yapmayın etmeyin.

Yazık günah ediyorsunuz.

Bırakın boş işlerle uğraşmayı bir tarafa !

Gerçeklerle yüzleşin.

Trabzonspor gemisinin nasıl yüzdürülmeye çalışıldığını, beyninizi biraz çalıştırıp yorarsanız, çok daha rahat görüp anlayacaksınız.

Ve o eleştirdiğiniz yönetim kuruluna teşekkür edeceksiniz.

SİZİ ÖNCE ÇARPAR, SONRA DA BÖLER

Merak ediyorum!

Neyi mi?

Şenol Güneş’i eleştirenlerin futbol bilgisini!

Arkadaş Güneş futbolun içerisinde ve her kademesinde ben diyeyim 50 yıl siz deyiverin 60 yıl var ve hala da var olmaya devam ediyor.

Siz Güneş’i eleştirenler bırakın futbolun içerisinde olmayı, kenarında, köşesinde bucağında ne kadar olmuşsunuzdur?

Şenol Güneş sizleri futbol bilgisiyle 4 ile çarpar 8 böler…

Yapmayın, bir şeyler yazarken, bir şeyler söylerken, kime ne yazdığınızı, kime ne söylediğinizi iyi hesap edin, iyi eleyin, iyi dokuyun, ondan sonra yapınız..

Kısa ve öz çok gülünç oluyorsunuz.

Kısa ve öz, sizi kimse kale bile almıyor.

Köpeksiz köy buldum misali, o köyden hiçbir farkınız yok!

NEDEN OYNATSIN?

Abdulkadir Ömür’e ilk on birde şans vermediği için Şenol Güneş’e öylesine acımasız eleştiriler yapılıyor ki, inanın o eleştirileri okuyunca aklıma mukayyet olmak istiyorum, bir türlü olamıyorum!

Trabzonspor’un maçlarında, oynadığı futbol ile en çok eleştirilen oyuncu Abdulkadir değil mi?

Hepimiz Abdulkadir Ömür’ün futboluna isyan etmiyor muyuz?

Hepimiz Abdulkadir’i hoca neden dışarı almıyor diye ahkam kesmiyoruz?

Böylesine kötü olan bir Abdulkadir Ömür’ü bırakın oynatmayı, Milli Takıma aldı diye, hepimiz Şenol Güneş’e teşekkür etmeliyiz.

En azından Trabzonspor’un oyuncusuna moral veriyor.

En azından Milli Takıma aldığı için oyuncusunun değerini arttırıp, piyasasını yapıyor.

Soruyorum sizlere, Şenol Güneş daha ne yapsın?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.