banner114
banner146

Hayat bir yolculuk, zaman nehrinde akar gider. Zaman doğrusal olmadığı için hayatta doğrusal ilerlemez. Bir sarkacın bir hat üzerinde, kendini tekrarlamadan, milyonlarca kez salınımı gibi, hayatta ileri ve geri salınımlar yaparak kendi yatağında sürüklenir. Sarkaca benzer şekilde aynı yerlerden geçilir, aynı yerlere dönülür, gibi görünür. Gerçekte hiçbir şey aynı değildir. Ve kendini tekrar etmeden farklı düzlemlerde aynı mekânlar, farklı zamanlarda, farklı yaşanır.

1996 yılında, yetişkinliğimin ilk yıllarında, büyük bir heyecanla, yine bir yılbaşında çalışmak ve yaşamak için Trabzon’a giriş yapmıştım. Bu şehirde ve bu şehrin eğitim markası olan KTÜ’de yüksek lisans ve doktora eğitimim yanında, her açıdan kendimi yetiştirme fırsatlarını buldum. Eğitimim, -araya sıkıştırılmış uzun dönem askerliğim- ve kendimi yetiştirme sürecim on beş yıl aldı. 2010 yılının Şubat ayında şehir ve üniversite değiştirerek kendi yolculuğuma devam ettim.

Zaman nehri akıp gitti. Nasip bizi yeni yerlere, yolculuklara, görevlere, insanlara, mücadelelere, dostluklara getirdi. Bize yeni şeyler öğretti, eksiklerimizi gösterdi, bizi güçlendirdi ve zenginleştirdi. Şimdi 26 yıl sonra, yine bir yılbaşında, bu kadim şehre ve beni yetiştiren üniversiteye, yine büyük bir heyecanla, geri dönüş nasip oldu.

Geri dönüşler ve yeni başlangıçlar çoğu kez yanılsamalarla doludur. İnsan geride bıraktığı her şeyin bıraktığı yerde, bıraktığı şekilde durduğunu zanneder. Zamanın eksitme ve eksiltme hükmünü hesaba katmaz. Hâlbuki her şey değişmiştir. Birçok şey daha olumluya, bazıları ise olumsuza yolculuk etmiştir. Bazı şeyler kaybolmuş, birçok şey de yeni var olmuştur.  Ben şükür makamında demeliyim ki, ilk dönemimde Trabzon’da edindiğim dostluklarımın birçoğu ayrıldıktan sonrada devam etti, canlı kaldı ve yaşıyor. Şimdi dostluklarımı güçlendirmeli, yeni dostluklar için yeni kapılar açmalı, yeni köprüler kurmalıyım.

Önümde, bugünkü halimle yeniden keşfe çıkmam gereken eskisinden çok daha büyük, çok daha hareketli, çok daha zor ve çok daha marka bir şehir var. Yine önüme yeni açılmış sayfalar, yeni öğrenciler, yeni çalışma arkadaşları, yeni görevler duruyor. Trabzon’u yeniden yaşamak, sayfaları yeniden, yeniçağın üslubuyla yazmak gerek.

Biliyoruz ki “eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal” düsturu her kırılma noktasında ve her değişim sürecinde en geçerli kuraldır. Bugün ki şartlarda çok şeyi yeniden kurgularken, dijitalleşmeyi ve küreselleşmeyi göz ardı edemeyiz. Konu eğitimse Z kuşağı gerçeğini görmeden ilerlemek mümkün değildir.

Hayatı ve zamanı fayda ve güzelliklerle doldurmak aktif yaşamakla, akmakla mümkün kalıyor. Hayatın çok yönü var. Bir yönüne takılı kalmadan her kesin ve her şeyin hakkını vererek yaşamak çok zor, tükenmez bir gayret, dinamik bir denge gerektiriyor. Hayat ve varlık kaotik, inişler ve çıkışlar birbirini besliyor. Her düşme, yeniden kalkmaya güç verirken, her darbe beli kuvvetlendiriyor.

“Yaşamak şakaya gelmez/ Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın” der şair. Hayatı ciddiye almak, içini, bilgi, vicdan ve cesaret eserleriyle doldurmak ve sürekli tecdit etmek gerek. Yeni keşiflere, yeni yolculuklara yelken açmalıyız, üstümüze örtülen cam tavanlara aldırmaksızın…

Sonuç alarak, her yeni başlangıç bir yenilenmedir. Yeni bir heyecan ve yeni birçok şey… Önümüzde neler var ve neler yapabileceğimizi bilmeden birçok yeniyi deneyimlemek adına adımlarımızı atıyoruz. Düne şükrederek, günü keyf ederek, yarını keşfederek…

Sözü yine şiirle bağlayalım “Her şey akar, su, tarih, yıldız insan ve fikir, / Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.