banner114
banner146

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener geçtiğimiz günlerde çok ilginç bir iddia ortaya attı. İddia ilginç olduğu kadar şaşırtıcı da. GEZİ davasının finansörü olduğu bilinen ve akrabası olduğu belirtilen Osman Kavala’ya sahip çıkmak adına kürsüden Erdoğan’ı devireceklerini söyledi. Erdoğan’ı devireceklerini bir muhalefet partisi olarak her zaman söylüyor. Muhalefet partisi olarak Erdoğan’ı yenmek siyasetin bir parçası. Bir anlamda görevi zaten bu. Ancak olayı Ulu Hakan Abdülhamid’e kadar götürmesi ve Abdülhamid’i deviren Jön Türkler gibi davranıp “1908’de istibdata karşı koyan ruh neyse GEZİ de odur” cümlesiyle GEZİ’yi Abdülhamid’i deviren operasyonla özdeşleştirmesi bizi yeniden ve yeni bir düşünceye yönlendirdi. Demek ki bu iş sıradan bir muhalefet değildi. İYİ Parti Genel Başkanının, Tayyip Erdoğan’ı Abdülhamid’le özdeşleştirip tıpkı onun gibi devireceklerini kürsüden haykırması her Türk vatandaşı gibi bizi de farklı kaygılara taşıdı. Üstelik Akşener bunları söylerken meclis kürsüsünden de “Kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm, yaşasın hürriyet, adalet, müsavat ve meşveret.”diye kükredi!..

Akşener birden bire bu noktaya nasıl gitti? Yakın akrabası Osman Kavala’ya sahip çıkmak için mi? Peki Kavala kimdi? Sadece GEZİ’yi finanse eden paralı bir işadamı  mı, yoksa Erdoğan’ı düşürme misyonu yüklenen dış güçlerin Türkiye’deki eli ayağı mı? Kavala’nın tutuklanması karşısında başta Abdullah Gül olmak üzere koparılan fırtınayı yorumlayan HDP eski Milletvekili ve Kürt düşünce adamı Altan Tan’ın değerlendirmesini okurken Tayyip Erdoğan’ın neden Abdülhamit gibi yapıp celladını affetmediğini anladık. Bakın Altan Tan, Osman Kavala’yı nasıl anlatıyor: “Kavala’yı yıllardır tanırım. Onlarca etkinliğe birlikte katıldık. Ancak her nedense aynı mahallede dolaşmamıza rağmen doğru düzgün bir selam ve sabahımız olmadı. Kavala 50-60 kez bölgeye gelmesine, Diyarbakır’da onlarca kişi ile bürolarına, evlerine gidecek kadar yakın ilişkiler kurmasına, yurt dışındaki organizasyonlarına çağırmasına rağmen bir kez bile olsun beni aramadı.”

Osman Kavala, meğer kendini Erdoğan’ı devirmeye adamış Saros cinsinden bir isim. Altan Tan’ı HDP’lilerden ayrı tutup ondan uzak durmasının nedeni ise Altan Tan’ın sonuçta İslami eğilimleri… Yani Kavala’nın birinci derece mücadele alanı…

Biz tekrar verdiği Abdülhamit örneği ile ikinci aşamaya geçen Meral Hanım’a dönelim.

Abdülhamit’i deviren ruh Siyon localarıydı. Abdülhamid’ten sonra ülke parçalandı. Parçalanan o topraklarda 60 devlet kuruldu. Türkler kendi ülkelerinde adeta ikinci sınıf insan muamelesi görmeye başladı. Abdülhamid’i deviren operasyona katılan ne kadar Türk varsa sonradan hepsi pişman oldu. Ama bir işe yaramadı. Meral Hanım’ın yaklaşımı önümüzdeki seçimlerin de bu sürece evrileceğini gösteriyor. Amerika ve İngiltere merkezli düşünce kuruluşlarının Erdoğan’ı devirme planının arkasında demek ki Abdülhamid Han olayının bir benzeri yaşanacak. Üstelik Meral Hanım Jön Türklerin yaptığını bu kez sosyalist Kürt’lerle ittifak ederek yapacak. Bir diğer ifadeyle terör örgütünün uzantısı dediği HDP’nin desteğiyle yapacak.  O zaman şu soruyu sormak hakkımız. İkinci kez Abdülhamid devrilecekse verilecek ilk toprak neresi olacak? Bakın nereden çekileceksiniz sorusunu sormuyoruz. Orada zaten hiçbir tereddüt yok. Libya’dan, Karabağ’dan, Suriye’den, Irak’tan ve Doğu Akdeniz’den zaten hemen çekilecekler. “Libya çöllerinde ne işimiz var” derken yarın “Libya karasularında ne işimiz var” denilecek. Bizim esas bahsettiğimiz Abdülhamid’ten sonra verilecek onca vatan toprağının 115 yıl sonra yeniden elden çıkarılacak olması… Yine aynı gelişmeyle mi karşılaşılacak?

Gezi olayları bu ülkede ekonominin en iyi olduğu ve Türkiye’nin büyüme hızının en yüksek olduğu dönemde yapıldı. Ve üstelik ondan sonra aşağıya gidiş sürekli hızlandı. Üç-beş ağaç bahanesiyle yapıldığı iddia edilen GEZİ’nin şimdi öğreniyoruz ki ağaç kesmeyle hiçbir alakası yok. Meral Hanım bile 1908’de istibdata karşı koyan ruhla geziyi özdeşleştiriyor. Sanırız unuttukları bir şey daha var. 15 Temmuz’u unutuyorlar. Yani bu ülkenin ister içeriden, ister dışarıdan işgal edilmesine karşı toplum dinamizminde oluşan 15 Temmuz ruhunu unutuyorlar. Unuttukları bir diğer şey ise Recep Tayyip Erdoğan’ın Abdülhamid gibi değil Yavuz Sultan Selim gibi kararlar veren bir iradeye sahip olduğu... Ve unuttukları son şey ise Türkiye 1908’leri yaşamıyor. 2022’leri yaşıyor. Ne toplum 1908’lerin toplumu ne de Erdoğan, Abdülhamid gibi çaresiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sabit Aydın 3 hafta önce

1908 döneminde i̇t ile ermeniler el ele idi. 2023 döneminde i̇p/chp ile pkk/hdp'liler... hedef değişmedi: müslüman türkiye... ali öztürk, yazınız tek kelime ile tarihe düşülen not...