banner114
banner146
banner122

Trabzonspor inanılmazı yapıp yeni hikayeler yazıyor. Ahmet Ağaoğlu ve ekibi baştan yaptıkları fahiş hatadan dönerek bir mucizenin gerçekleşmesine neden oldular. Herkes ilk 8 maçtan söz ediyor ama, eğer Abdullah Avcı ile sezon başında anlaşma yapılmış olsaydı belki bugünkü tablo oluşmazdı! Ayrıca hatırlarsanız bir çok kesim Avcı’ya karşı idi. Bunu da açıkça dile getiriyorlardı. Bir kısmı hocanın “yetersiz” olduğunu iddia ediyor, bir kısmı ise alacağı ücretin fahiş olduğunu savunuyordu. Avcı sezon başında takımın başına gelseydi belki böyle bir transfer politikası ve yapılanma olmazdı ama, başarının da garantisi yok. Bu nedenle böyle olması daha iyi oldu bence… Futbol aslında bir temaşa, yani seyir sporudur. Her ne kadar seyirci ya da taraftar olmasa bile bunun haklı bir nedeni var. Yine de futbolu izlemek için televizyon tek kaynağımız. Medyanın yazılı bölümünü ve dedikodu basınını kayda almıyorum! Çünkü, herkes kendi çetelesini tutuyor, yani her kesim kendi tarafı olduğu kulübe yontuyor. Koca koca resmen kulüpçü yazar, çizer, yorumcu, muhabirler var. Çoğu alay konusu ve komik duruma düşüyorlar. Bu hengamede 4 büyük kulüp içinde en sahipsizi yine Trabzonspor… Trabzonspor adına konuştuğunu veya yazdığını sananların çoğu, ya da o şartlarda işe alınanlar ise konjenktüre göre davranıyorlar! Çünkü, başka türlü olsa orada yaşatmazlar da ondan… Yine de bundan bir rahatsızlık duymuyorlar. Buna rağmen yeni hikayeler yazmaya devam eden Trabzonspor ister istemez herkesin ilgi odağında bulunuyor! Mesela değil Trabzonspor’un ülkenin en önemli kalecisi Uğurcan’ın kovitli olması ve ondan pek ayağı kalmayan Erce ile Arda’nın da aynı belaya yakalanması karşısında Trabzonspor, yepyeni bir genç çocuk bulup M.Başakşehir gibi zorlu rakip karşısına çıktı. Hayatında ilk kez profesyonel maça çıkan Kağan heyecanlı, acemi idi ama, dik durmasını bildi. Önündeki ağabeyleri ona pek iş bırakmasa da maçın uzatmalarının son anında kurtardığı hayati bir gol vuruşu ile de kahraman oldu. Henüz 17 yaşında hayal bile edemeyeceği bu konuma yükseldi. Bundan sonra belki bu sezon bir tek maça dahi çıkamayabilir ama, geleceğinin açık olduğu ortada… Maçtan önce ne demişti Abdullah Avcı? “ Kağan’a güveniyorum. Başarılı olacaktır. Olamazsa da canı sağ olsun. Biz adam kazanmak istiyoruz” Nitekim haklı çıktı. Hem maçı, hem Kağan’ı hem de gönülleri kazanan Abdullah Avcı oldu. Ya bir lig maçında ilk kez direkt oynayan Faruk Can Genç? Hiç sırıtmadı. Görevini yaptı. Daha fazlasını yapması için biraz pişecek. Sanırım ileriye destek vermesi için kulübeden izin çıkmadı. Ve maçtan sonra “ Sanki amcam arkamdan itiliyordu beni” dedi. Kimdi amcası? Amcası 1997 yılında Kocaelispor’la yapılacak maça giderken trafik kazası geçirip hayatını kaybeden Trabzonspor sevdalısı taraftarlarından biri… Bu hikayeleri okumak gerekir. Herkesin bir hikayesi vardır. Ve olmalıdır da… O hikayeler içinde ne hayaller, ne umutlar vardır. Bunları dile getirmek anlatmak gerek. Sporun, futbolun güzelliği burada… Hoşluklara, fedakarlıklara, kahramanlıklara daha çok yer ayırmamız gerek. Değil mi ki yapılan şey spor… Ve Trabzonspor bunun imkansız olmadığını gösterdi. Bunun için teşekkürler emeği geçen herkese…

KASKET REALİTEDİR!

Abdullah Avcı, Trabzonspor’da şampiyonluklar kazanmış iki büyük teknik adam Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer’den esinlenerek kasket modasını yeniden hayata geçirdi! Çok da iyi yaptı. Çünkü kasket özellikle Özyazıcı ile simgelenmişti. O dönemlerde, yani eskilerde bugünkü sportif kıyafetler ve dolayısı ile şapka ya da kasketler yoktu! Spor endüstrisinin gelişmesi ile ona paralel olarak sportif kıyafetler de çoğaldı. Böyle olunca bir halk giysisinin simgesi olan kasket, ya da şapkaların modasının geçtiği sanıldı! Ama Avcı, geçmişe bir gönderme yaparak bunu canlandırdı. Demem o ki, eskilerde herkesin, istisnasız hepinizin kasketi vardı. İşte o dönemlerden bir buket…

“BÜYÜKLER” TEPİŞİYOR!

Adı büyük olan 3 kulüp resmen tepişiyorlar! Ezilen ise sadece çimler. Kimsenin umurunda değil. Kulüplerarasında öyle çatışmalar, öyle düşmanlık tohumları ekildi ki bunu ortadan kaldırmanın, bugünkü şartlarda imkanı yok! Nedeni açık: Statü kazanmak. Bunun için de tek hedef şampiyon olmak… Camiaları bunun için diri tutuyorlar! Dünyanın parasını “bir şekilde bulup”, harcıyorlar! Daha önce defalarca yazmıştım. Ali Koç’tan umutlu idim! Ama o da diğerleri gibi çıktı. Hatta daha düşük kalibreli… Halbuki Koç gibi dev bir ailenin ferdinin kulüplerin yapığı “sidik yarışına” girmemesi gerekirdi bana göre… Kulüpçülük, tüm değerlerin üzerine çıkınca o da diğerleri gibi sıradanlaştı ve kendi camiası dışında kimselerin sevmediği biri olup çıktı. Hele Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel gibi iki sportif sabıkalıdan medet umması akıl alır gibi değildi… Önce limit kıstaslarına, mali fair play uygulamalarına göre kimseyi takmadan, astronomik borçları varken yine de büyük paralarla transferlere giriştiler. Halbuki bu transferleri paraları olsa dahi yapmaları UEFA kurallarına göre mümkün değildi. Eğer UEFA gerçekten kurallarını uygulayacaksa -ki Trabzonspor’a karşı acımasız davrandı- Fenerbahçe ve Galatasaray’ın ceza almaları kaçınılmazdır! Galatasaray adına kulüp başkanı Mustafa Cengiz ve teknik direktör Fatih Terim rakiplerini etki altına almak, onlardan aşağı kalmamak için hem algı yarattılar, hem de transfer yaptılar. Fenerbahçe geri durur mu? Mesut Özil, İrfan Can Kahveci gibi kalburüstü oyunculara dünyanın parasını döktüler. “Sportif sabıkalı” sportif direktör Emre Belözoğlu (Irkçılıktan mahkeme kararı ile dünyada ceza alan ilk ve tek futbolcu) daha birkaç gün önce hakemleri etki altına almak için boyundan büyük laflar etti. “Hakemlere güvenmek istiyoruz” diyerek onlara güvenmediğinin altını da doldurarak deklere etti! Vay anasını sayın seyirciler! Hakemlerden nemalanan bir camianın ferdinin söylediğine bakar mısınız? Ne oldu? Göztepe kendi sahasında galip gelerek algılarını boşa çıkardı! Öncesinde de Beşiktaş teknik direktörü Sergen Yalçın, üstelik kazandıkları maçtan sonra da resmen hakemlere göz dağı verdi. “ Ne yani? Konuşmayacak mıyız? Bu işin peşini bırakmayız” gibi tehditler yağdırdı. Kimselerden de itiraz gelmedi! Neyse ki Trabzonspor başkanı Ahmet Ali Ağaoğlu biraz frene basarak derece ölçülü konuşmaya çalışıyor ve “mahallenin bıçkınları”na uymuyor. Anlayacağınız Trabzonspor ligde dilim dilim doğranırken ses çıkarmayanlar, kendilerine gelince aslan kesildiler! Üstelik her türlü etik kuralları da bir kenara iterek… Bunlara “dur” diyecek yasal merciler ne yapıyor sorusu ise boşlukta asılı duruyor!

M.BAŞAKŞEHİR’İN SIRRI!

Geçen sezonun zoraki şampiyonu M.Başakşehir sefilleri oynuyor. Kalburüstü ve geniş bir kadroya sahip olmasına rağmen ligde dikiş tutturamayan bu takım resmen küme düşme hattına indi. “Çok yüksek paraları “temin” eden, dünyanın futbolcularını transfer eden, geçen sezon şampiyon olan, arkasında taraftar, basın ve yönetim baskısı olmayan bir kulüp nasıl olur da bu durumlara düşer?” değil mi? Düşer, düşer bal gibi düşer! Çünkü geçen sezon “her türlü destekle” şampiyon yapılan M.Başakşehir kulüp değil, sadece bir takım olduğu için bu durumlara düşer! Çünkü bu takım henüz bir camia olmamış. Astronomik paralar da verseniz, dünyanın topçularını da alsanız eğer camia değilseniz, eğer aidiyet duygunuz yoksa her şey sabun köpüğü gibi uçup gider. Yöneticinin, futbolcunun hedefi kalmamışsa ve onu iteleyecek bir güç yoksa; kep düşer, kel görünür! Ve üst sıralara oynamaktan başka bir şey bilmeyen futbolcular da sudan çıkmış balığa dönerler. Futbolda dün yoktur. Yarınlar için adım atılabilir ama aslolan bugündür. Sadece bugün… Bu nedenle M,Başakşehir’in geçen sezon şampiyonluğu hak edilmiş değildir. Trabzonspor’un hakı gaspedilmiştir ve M.Başakşehir birinci olmuştur! M.Başakşehir’in durumu bana göre hiç şaşırtıcı değil… Kısaca M.Başakşehir’in sırrı mırrı yok! Açıkça kendisine yol verilip şampiyon ilan edilmişti! Bu nedenle ne kadar iyi kadro yaparsa yapsın bu sezon farklı olmayacaktı. Takımın tüm enerjisi tükendi de ondan… Gazı kaçtı, gazı…

TOPAL KİMDEN ÖZÜR DİLEDİ? M.

Başakşehir’in kaşarlı futbolcusu Mehmet Topal, Trabzonspor yenilgisinden sonra “ Bizi destekleyenlerden özür dileriz” diye demeç vermiş. Bu takımın arkasında taraftar grubu yok, medya yok, zaten bir camia da değiller. Çok merak ettim, acaba kimi kastederek özür dilemiş. Yoksa geçen sezon onları şampiyon yapan “ gizli güçlerden mi?”

“KOCAMAN” LAFLAR!

Aykut Kocaman, M.Başakşehir’in başına geçtikten sonra da takımın durumunu düzeltemedi. Trabzonspor bu takımı İstanbul’da yendi ve çıkışını sürdürdü. Maçtan önce yayıncı kuruluşa verdiği demeçte Aykut Kocaman’ın Trabzonspor’la ilgili ettiği laflar sıra dışı idi. Tıpkı 2010-2011 sezonu ortasında “ Trabzonspor’un penaltıları irdelensin” dediği gibi… Ne demişti birkaç gün önce Kocaman? “ Trabzonspor’un galibiyetleri ve aldığı puanlar normal değil!” Bunu iltifat olarak mı, yergi olarak söyledi bilemem. Ama bu tür lafları her zaman söylüyor. Her ne kadar kütükte Sakarya doğumlu olarak görünse de aslında ailesinin Trabzon’un eski ismi İskefiye olan Çarşıbaşı ilçesinin Yavuz köyünden gitme olduğu söylenir! Yani aslı Trabzonlu... Zaman zaman adı geçen köye gelip, gizli yardımlar yaptığını da duymuşum. Böyle olduğu halde neden Trabzonspor’a karşı bir tutum sergiler anlamak mümkün değil! Anlayan bana da anlatsın.

FORVET BAŞINA BUYRUK!

Trabzonspor, hafta sonunda Fenerbahçe’yi sahasında yenerse şampiyonluk yarışının tam içinde olacak. Hala çok eksiği var. Maç günü kimlerin oynayacağı da belirsiz. Savunma ve orta sahada sıkıntı olacağını sanmıyorum. Koronalı 3 kaleciden Arda’nın testi negatif çıkmış ki bu iyi haber… Eğer iş genç Kağan’a kalırsa bu kadar ağır yük fazla gelebilir! Ama bana göre asıl tehlike hücum oyuncularında… Tek tek bakıldığında kaliteli oyuncular ama, hepsi başlarına buyruk… Kimin ne yapacağı belirsiz! Nwakaeme, Ekuban, Djanniy, Efobe takım oyunundan habersizler. İlk ikisini zaten biliyoruz ve geçen sezon takım oyunu ile tolore ediliyorlardı. Sahasında Göztepe’ye yenilen Fenerbahçe bir yenilgi daha alırsa yarıştan kopacağını düşünerek iyice asılacak. Bunun için forvetin takım oyununa önem vermesi beklenir doğrusu… Gerçi bu tür maçlarda hangi sonuç olursa olsun normaldir ama, Trabzonspor bu kadar zorlu virajı geçtikten sonra takılırsa yazık olur. Bu nedenle Abdullah Avcı’nın işi bu hafta sonu biraz daha sıkıntılı geçecek. Hele başlarına buyruk bu forvet oyuncuları ile…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.