banner114

1963 yılında kolumun altında gazete satarak camianın içine girdim. Okulla birlikte çok farklı işleri de yaparak 1975’te bugünkü medyaya dahil oldum… Sırf zaruretten… Tek hayalim edebiyat öğretmeni olmaktı. Oldum, ama dışımda gelişen olağanüstü olaylar nedeni ile biraz geç kalmıştım. O nedenle öğretmenlikten vazgeçtim. Basında kalmayı tercih ettim. Bunları ve çok daha fazlasını salgın hastalık nedeni ile evde kaldığım süre içinde kitap haline getirdim. Kitap hazır da, ne zaman baskıya veririm orası net değil… 

Bunu şunun için anlattım: 3 yıldan fazladır yazılı basından uzaktayım. Bu süre içinde camiadan olsun, olmasın bir çok “yakın” tanıdığımdan “Ne yapıyorsun, ne ediyorsun?” lafını duymadım! Evet, o boşluğa Kendini Arayan Adam: ÖZKAN SÜMER ve Dünya’dan KENAN İSKENDER Geçti adlı iki kitap sığdırdım ama, ben bir gazeteciydim! Hiç istemeden girdiğim bu meslekte madem vardım, o zaman en iyisi yapmalı ve yazmalıydım. Ama kimse bana “Ne yapıyorsun?” diye sormayınca ben de kimselere bir şey söylemedim.

Ta ki sevgili Ali Öztürk ve Günebakış ekibi bana kucak açana kadar… Evet, Günebakış’ta yeni bir başlangıca adım attık.  Tercüman gazetesinin “gazete” olduğu dönemlerde sürmanşetinde bir yazı vardı: “Her sabah taze bir başlangıçtır, her sabah dünya yeniden kurulur.”  Dünyayı yeniden kurmak gibi absürd bir niyetim yok elbette… Ancak spora ve futbola farklı şekilde bakarak görünenleri değil görünmeyenleri aktarma gayretim olacaktır. Nefesimiz yetene kadar… Vira bismillah…

PLANLAMA VAR MI?

Trabzonspor bazıları elinde olmayan bir sürü ciddi sıkıntı ile karşı karşıya… Sakatlıklar elde olmayan nedenler ama, giden ve gidecekler neredeyse net olmasına rağmen yerlerine ciddi çalışma yapılmadığı belli. Başta Sosa ile Novak’ın gidici oldukları her teklifi  “Lig bitiminde görüşürüz!” diye geçiştirdiğinde anlaşılmıştı. Ama ya onlara inanıldı, ya da yüklü maaşlarından kurtulmak için ipe un serildi. Aynı şekilde yüksek ücret alan ve kiralık olan N’Diaye’ye hiç yaklaşılmadı bile… Peki ya Sörloth? Kiralık olmasına rağmen böylesine yüksek performans gösteren bir oyuncunun gitmesi kadar doğal bir şey olmamasına rağmen başkan Ağaoğlu, bu konuda da tutarlı bir yol izlemedi.

Beşiktaş maçında takımın tüm boyaları dökülünce transfer için ortalığa düştüler. Geçmiş olsun. Tren kalktı. Bundan sonra ya ıskartaları, ya yüksek ücretlileri, ya da ne bulursanız alırsınız! Lig başlamış, her hafta maç oynanacak, üstelik hafta içlerinde de maç olduğu halde takımın böylesine hazırlıksız olması izah edilir durum değil.

Gerçi her takım hemen aynı durumda ama, Trabzonspor geçen sezon yukarıda sözü edilen oyuncularla bile şampiyonluğa ulaşamamış, eksikler belli iken bir sürü kaybı nasıl telafi edecek? Yazık! Kötümser değilim ama Trabzonspor’da mevcut kadro ile hiçbir ışık göremedim. Takımın başında da bir acemi yabancı teknik adam var! Başkan Ağaoğlu, futbol kadrosu ve teknik adam umarım beni yanıltırlar…

ÖZDEMİR NE DEMİYOR?

Türkiye Futbol Federasyonu’nun görünürdeki başkanı Nihat Özdemir, salgın nedeni ile geçen sezon sonunda “ Yeni sezonda maçları yüzde 30 seyircili oynatabiliriz!” demişti! Yeni sezon öncesi ise “ Maçlar ilk yarı boyunca seyircisiz oynatılacak” diye buyurdular!. Şimdi de yine “ Maçları seyircili oynatmayı düşünüyoruz!”a döndü!!! Kısaca geldiği günden beri Yıldırım Demirören’i zerre aratmayan Özdemir’in belli ki günü gününe uymuyor!

Salgın sonrası ne bahasına olursa olsun ligi oynatma kararı veren kurulun başındaki zat, “Düşmenin kaldırılması” yönündeki 7 kulübün teklifini elinin tersi ile itmiş görünerek “UEFA’ya ne cevap veririz?” de demişti.

Sonrasını biliyorsunuz: Meğer kulüplerin çoğunluğuna küme düşmeyecek sözü verilmiş!!! Ve de uygulanmış! Kısaca siz TFF başkanı Nihat Özdemir’in ne dediğine değil, ne demediğine bakın! Adam, her kalktığında karar değiştiriyor. Kısaca “Öyle de olur, böyle de…” diyor. Hani maç başladıktan sonra kural değişmezdi ya, hikaye… Gücü elinde bulunduran istediği gibi kural değiştiriyor! Hatta kural bile tanımıyor. Yeni başlayan ligin akıbetini siz hesap edin!

FENERBAHÇE ALGISI!

Türkiye’de futbol kamuoyu daha lig başlamadan el birliği ile Fenerbahçe’yi şampiyon ilan etti! Buna Trabzonspor camiasının bir kısmı da dahil!!! Nedeni belli… Fenerbahçe her zaman olduğu gibi yine kollanıyor zannı… 2010-2011 sezonunda olduğu gibi… Tüm uluslararası futbol kurumlarınca şike yaptığı tespit ve tescil edilen, UEFA’dan 2 yıl men edilen Fenerbahçe kulübü hiçbir kural, yönetmelik, yasa tanımadan, üstelik harcama limitleri belli iken dünyanın transferini yaptı. Bunu da “ Galatasaray’ın yaptığı 1905 taktiği gibi 1907 anahtarı ile bu işi çözeriz” diyerek açıkça TFF’ye, UEFA’ya meydan okudu da kimse çıt çıkarmadı!

Neydi o taktik? Galatasaray, Fatih Terim’e yıllar önce transfer ücreti olarak güya 1905 lira ödeyecekti! Eh, Fenerbahçe geri durur mu? Onlar da  limit sıkıntısını aşmak için ödedikleri paraları kayda geçirmek amacıyla aynı yolu izleyeceklerini açıkça beyan etmişlerdi. Ali Koç’un demeci hala internet ortamında duruyor.

Evet, Fenerbahçe çok transfer yaptı, medyanın büyük bölümünde şimdiden şampiyon ilan edildi. Hatta güya psikolojik üstünlüğü de ele geçirmiş havaları pompalandı. Bunu zaten oynadıkları ilk Ç.Rizespor maçında komik ve gerçekten uydurma bir penaltı ile de kanıtladılar. Ama anlamadığım tek şey Trabzonsporlular’ın bu algılara neden çok fazla inandıklarıdır! Hani Trabzonspor zoru bozardı? Ne oldu? Tatar Ramazan filmini hatırlayan var mı? “Biz bu oyunu bozarız!” diyordu filmin son sahnesinde… Trabzonspor bu oyunu bozar, bozmalı… Geçmişte defalarca bozdu.

Ama “Trabzonspor’un bu hali ile değil oyunu bozacak, kendine özgü bir oyun kuracak hali bile yok!” diyorsanız ona da söyleyecek sözüm yok!   

SÖZ HİÇBİR ŞEYDİR!

Değerli okurlar, çok uzun yıllar medyanın içindeyim. Bunun büyük bölümünü spor yazarlığı ile geçirdim. Çok olay yaşadım, çok olay gördüm. Öğrendiklerim olduğu gibi, hala şaşırdığım şeyler de var. Ama hiç şaşırmadığım tek şey futbolda sözün hiçbir değerinin olmadığı gerçeğidir! Buna rağmen Sörloth’un yaptığı son derece çirkindir. Bir oyuncu gitmek isteyebilir ama bunun yolu, yordamı vardır. Takıma katılmayarak açıkça sabote etmiştir.

O bizim evladımızdır, o bizdendir, o yapmaz, o düzgündür, o aidiyet duygusu taşır!” laflarının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur! Haa, eskiden vardı! Vardı ama, eskiden futbol böylesine endüstriyel hal almamıştı. Trabzonspor’un ilk şampiyonluklarını kazanan efsanelere en yüksek transfer ücreti Beşirli’deki Kancalar Sitesi’nde birer daire idi!!!

Şimdi ise daha yumurtasının kabuğunu kıran “oldum!” havasında ve uçmak istiyor! Hiç kızmayın, hiç gücenmeyin, hiç öfkelenmeyin! Futbol, futboldan başka bir şey artık… Çok eskiler, mazide kaldı. Öyle şövalyelikler unutuldu. Aynı forma ile başlayıp bitiren tek tük efsaneler kaldı. O nedenle zaten “efsane” diye anılıyorlar. Ama inanın bunu çok az kimse yapar! Bu nedenle Selçuk İnan da gitti, Fatih Tekke de, Gökdeniz Karadeniz de gitti, Burak Yılmaz da, Yusuf Yazıcı da gitti, Sosa da, Novak da… Bu satırları okurken belki Sörloth da gitmişler kervanına katılmıştır! Başkaları da, mesela; Uğurcan, Abdülkadirler de gidecek! Ama bugün, ama yarın…

Bunun için atını sağlam kazığa bağlayacaksın. Yani elinde tapu gibi belgen olacak! Söze değil, imzaya bakacaksın! İmza attırırken de elin eğer güçlü ise istediklerini sözleşmeye koyacaksın. Yok eğer elin güçlü değilse bunu açık sözlülükle kamuya bildireceksin! Lafı öteye beriye çevirmeye gerek yok…

HEKİMOĞLU’NA DİKKAT!

Hekimoğlu Futbol Kulübü, geçen sezon oynadığı play off’tan daha yükseğe, yani Birinci Lig’e adım atmak için resmen gözünü karattı. Süper Lig’de de oynamış isimli oyuncuları kadrosuna kattı. Genç ve yetenekli oyuncularla donatılmış kadrosuna Sezer Özmen, Batuhan Karadeniz, Burhan Eşer gibi tecrübeli oyuncuları da dahil etti. Harika tesisleri zaten var. Buna uygun alt yapıyı kurmuş. Eh, ekonomik yönden de bir sıkıntısı yok. Transferin ve başarının garantisi futbolda olmaz. Ama transfersiz de başarı gelmez. Hekimoğlu, geçen sezonu bir tık daha geçerse Birinci Lig’e çıkar. Çıkar ve hem kendi hem Trabzonspor adına muazzam bir iş yapmış olur. Yani Trabzonspor’un bir alt kategorisi gibi düşünülebilir. Trabzonspor’un 1461 Futbol takımı ile yapamadığını Celil Hekimoğlu ve ekibi yapacak gibi görünüyor. Gerçi Manisa FK, Kocaelispor, Ankara Demirspor, Çorumspor gibi güçlü rakipleri var ama, Hekimoğlu da pes edecek gibi değil. Hekimoğlu FK maçlarını Akyazı Şenol Güneş Spor Tesisleri yanında yapılan yeni sahada oynayacak.

SARAL’A KULAK VERİN!  

Geçen hafta Ofspor’un hemen her şeyi olan Olcay Saral’ın bir demecini yerel basında okudum. Saral, kulübe sahip çıkmayıp hariçten gazel okuyanlara son derece anlamlı laflar etti. 1987-88 sezonunda Akçaabat Sebatspor’da rahmetli Kazım Kolot’la birlikte yöneticilik yaptım! Verilen sözlerin, vaatlerin iş başa düşünce hiçbir  anlamının olmadığını o zaman bizzat gördüm ve yaşadım. Bu nedenle Saral’ın dedikleri az bile… Sözleri mutlaka adresine gitmiştir.  Saral, Ofspor adına belli ki yalnız bırakılmış. O yalnız bırakıldı ama, böylesine bir dönemde bile kulübü yalnız bırakmaya gönlü razı olmadı. Saral’a hem kulak, hem de destek verin derim. Artık kim duyarsa…      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.