banner114

 Medeniyetin ölçüsü nedir, diye sormak lazım vicdanlara. Uzaya çıkmak mı yoksa nano teknoloji üretmek mi? Hayır! Bence hiçbiri değil. Bana göre en medeni toplum yere tükürmeyen, çöp tenekesi bulana kadar ambalajı cebinde taşıyan toplumdur. “Buraya çöp dökmek yasaktır” ibaresinin olduğu yere inatla çöpleri yığmak mıdır medeni olmak? Gelin hep beraber bugün bu sorularımıza cevap bulmaya çalışalım.

 Malum olduğu üzere toplumların yazılı kuralları vardır. Anayasalar, Mecelleler vs. Bir de yazılı olmayan kurallar vardır ki bu da, örf ve adab olarak ikiye ayrılır. Örf; toplumdan topluma değişkenlik gösterirken, edep kurallarının pek toplumdan topluma değişeceğini zannetmiyorum. İşte buna adab-ı muaşeret yani toplum kuralları diyoruz.

Eğitim her zaman için aileden başlar. Çocuk anne-babadan ne görecekse onu yapacak ve o fiili güzel görecektir. Yemekten sonra ulu orta geğiren bir baba profilini gören çocuk da yemekten sonra geğirecek ve bunu normal hatta güzel karşılayacaktır. Oysa bu son derece çirkin bir davranıştır. Keza toplu ortamlarda bağıra bağıra konuşulmaz, cak cak cak sakız çiğnenmez, büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atılmaz. Çöpler yere değil; çöp kutusuna atılır ve soğan-sarımsak yendiğinde toplum içine çıkılmaz. Üste başa önem verilir, çorapların temiz olmasına özen gösterilir. Zaten Müslüman her zaman temiz olmalı ve temiz yaşamalıdır. Dinimizin bu noktadaki emirleri, tenkitleri ve tavsiyeleri son derece dikkate şayandır. Sonra tuvaletten sonra mutlaka eller yıkanır. Bunları daha fazla sıralamak mümkündür fakat biz bu kadarıyla iktifa edelim. İşte bu görgü kurallarına uymayanlar, adab-ı muaşereti gözetmeyen kişiler toplumda “hafif meşrep” olarak anılır ki hafif meşreplerin toplumda bir ağırlığı yoktur. Meclislerde buyur edilmez, sözüne itimad edilmez ve insanların gözünde saygınlığını yitirir. Zira taş yerine ağırdır. Eskilerin deyimiyle “aslan yattığı yerden belli olur.” Biz ki Müslümanız, o halde her daim temiz, kibar, görgülü ve nazik olmak durumundayız.  

Demek medeni olmak uzaya roket göndermekle olmuyormuş. Dünyasını güzelleştiremeyen bir toplumun mesela Mars’a mutluluk götürmesi düşünülebilir mi? Ya da koca koca rezidanslar mıdır medeniyetin göstergesi? Evet, teknoloji gelişti ama bizden de pek çok şeyi aldı götürdü. Uzaklar yakın oldu fakat yakınlar uzak kaldı. Sanal aleme kapılan gençleri terbiye etmekten, onlara nezaketi ve kibarlığı öğretmekten de aciz kaldık. Sınır tanımayan, başına buyruk hareket eden bu et yığınlarına büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atmayı anlatabilecek olan beri gelsin. Bağıra bağıra konuşup da kendindeki nimeti etrafına ilan eden bir insan hangi nasihate kulak verir? Allah bize yardım etsin. Eskilerin vakarını, izzetini, şerefini arar olduk.

Evet kardeşler! Dert büyük. Peki çözüm nedir, diye soracak olursanız. Çözüm çok basit; kendi evlatlarımıza adab-ı muaşereti öğreteceğiz. Çünkü toplumun en küçük yapı birimi ailedir ve eğitim de ilk olarak aileden başlar. Onlara toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini, insan içine çıktıklarında nasıl bir tavır takınmaları gerektiğini tıpkı bir annenin yavrusuna verdiği süt gibi tane tane anlatacağız. Çocuklarımızın elindeki sanal alem onlara edebi-hayayı değil; edebsizliği ve hayasızlığı aşıladıkları bir gerçektir.

Bunun gibi ve buna benzer yazılı olmayan toplum kuralları bulunmaktadır. Bu kurallara uymak insanı geçim sahibi yapar. Kadrini yüceltir. Kıymetli eder. Şimdi elinize bir kalem kağıt alın ve toplum içerisinde yazılı olmayan kuralları not edin ve onları yaşatmaya ve öğretmeye çalışın. Uzaya mekik yollamanın hazzını yaşatır mı bilmem ama işte o zaman toplum daha yaşanılır bir hale gelecektir.

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.