banner114

Yaşamın hızlı olması, gelişmelerin ve yeniliklerin günbegün değişken olması insanları yoruyor. Bunun yanında geçim sıkıntısının artması. İhtiyaç türlerinin artması ve kısa sürede değişkenlik göstermesi yaşamı ve geçinmeyi zorlaştırmakta.

İş kalitesinin makineleşme ile düşüş göstermesi. Beden ve dimağ yorgunluğunu arttırmaktadır. Dinlenmek için zaman yetmemekte bir o kadar da dinlenme imkanları değişkenlikleriyle birlikte maddi harcamalara bağlanmaktadır.

Artık sayfiye dediğimiz şehre yakın köyler şehirleşmeden nasibini alınca oralarda da dinlenmek zorlaşmış oldu. İnsan yaşadıklarını, derin düşünce ve üzüntülerini, arzu ettiği hayal ve emellerini kafasında sonlandırmayıp sürekli yaşamak zorunda kalırsa dimağ yorgunluğu yaşar.

Dimağ yorgunluğu ise en kolay sevdiği kişiler ile konuşarak. Onu samimiyet ile dinleyen kişilerle paylaşarak yok edebilir. Dimağ yorgunluğu bedenin tamamını etkiler. Hatta iç organlarda hasar verecek derecede etkilidir.

En iyi dinlenme ise günü birlik olmalıdır. Günü birlik dinlenen birey yeni güne yenilenmiş başlar. Yenilenmiş başlayan insan zamanın getirdiği yenilenmelere daha hızlı ve daha etkili uyum sağlar.

Zamanın yenileşen şartlarına ne kadar erken adapte olursak bir o kadar yaşamımız kolaylaşır. Hayata pozitif enerji ile baktığımızda çevremize de yansır.

Kendi ve çevresi pozitif olanlar yaşama daha sıkı ve adımları daha emin olur. İyi dinlenmiş mutlu, huzurlu bir dimağ daima olumlu düşünür.

Hep evlerimizin dışında dinlenmeyi aradık. Huzur hep evlerimizden uzakta olmuştur. Evlerimiz akşamdan kalacağımız. Pijamamızla tv izleyip uykumuz gelene kadar çay içip yatıp uyuduğumuz yerler olmuştur.

Uyku odalarımız namı diğer yatak odalarımız ise tıka basa çarşaf yatak dolu gardıroplar, bir köşesi ise üst üste giysilerimiz. Dar bir alan ve şifonyerin birkaç çekmecesi yine dolu dolu. Pencereyi açmazsanız nefes alacak yer yoktur.

Oysa insan en rahat ve huzurlu olduğu yerdir yatak odası. Dinlenmek için uzandığı yerlerdir uyku odaları. Belki de uyumadan günü düşünüp yorumladığımız ve çözüm bulup uykuya daldığımız yerdir. Ya da çözüm bulmadan tıkış tıkış doluluktan düşüncelerin parçalandığı ve toparlamak için daha çok yorularak uykuya yenik düştüğümüz yerler.

Aslında en iyi dinlenmemiz gereken yerler olmalı. Bir köşesinde eşimiz ile bir fincan kahve içerken günün sohbetini yaparak uykuya başlamak. Yada küçük bir kütüphanesi ve uzanacak bir koltuğu olsa ve uykuya geçmeden önce gizli mabedimizde biz bize eşimiz yanımızda okuyacağımız birkaç sayfa kitap ve ardından huzurla uyumak.

Kim bilir belki de mini bir şark köşesi ve kahvesi, kitabı içinde olan mini bir bölme. Bir parça müzik dinleyeceğimiz bir sistem. Belki de sinemayı odamıza getirecek basit bir dvd ile mini bir tv gecenin uykuya başlamasını ve günün erken saatlerinde hislerimize dokunacak bir parça huzur.

Hayata yeniden başlamamızı ve her adımda hareket eden her şeye günaydın diyecek bir ferahlık taşır bizi işimize.

Sabahları alışılan asık suratlar göçer etrafımızdan. Basit bir değişim ile yaşama olan tutuşumuz ve etrafa yaydığımız enerji çok farklı olacaktır.

Bunu yapmak çok kolaydır. Mecbur muyuz basma kalıp mobilyaları ve odaları kullanmaya. Mecbur muyuz bir başkasının huzur aldığı ortamların esiri olmaya. Nasıl ki günümüzde “HAYAT EVE SIĞIYOR” ise huzur da evlerimizdedir. Mühim olan ne istediğimizi görüp her şeye rağmen onu yaşayabilmektir. İncinmeden incitmezden.

Sağlık hur ve güven dolu yarınlar. Yaşamınız sevdiklerinizle değer bulsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.