banner114

Sorumluluk ile hak ve adaleti iyi koruma. Devlet veya özel hiç fark etmez. Bir iş yerinde yönetici, iş sahibi olmak sorumluluklarımızı artırmaktadır. Özellikle yönetici iseniz yarın hesabınız çoktur.

Sevdiğin kişiyi kollamak, sevmediğin kişiyi ise ezmek hak yemekten öteye geçer. Oysa adaletten, haktan öteye yol yoktur.

Peygamber efendimiz ahır zaman ümmeti için hadisinde “ÜMMETİMDEN BENİ EN ÇOK SEVENLER, BENDEN SONRA GELECEK İNSANLARDIR. HER BİRİ EHLİYLE, MALIYLA BENİ GÖRMEYİ HEP ARZU EDER.” burada aslında bu dönemde doğru insan , imanlı insandan bahsetmektedir.

Zamanların en üstün kötülükleri ve kıyametin alametlerini ifa eden insanlara rağmen. Dinine bağlı, peygamberini seven, hatırlayan, dürüst, düzgün insanlardır o bahsedilen insanlar.

Adaletin dışına çıkmak, mal, mülk ile çıkmak değildir. Sabah kalktığında ve gece yattığında kendine sorduğun sorularda, kafanda kurduğun düşüncelerde de adil olmalısın.

Sen yaşama adalet ile bakmaz isen hayat sana adaletli davranmaz. Bir dilim ekmek yada bir öğün sofrasını donatmak için senin işine yada yönetici olduğun işyerine çalışma adına gelen bir insana adil olmalısın.

Güç elinde iken güçsüz olduğun günü düşüneceksin. Bir gün sende ihtiyaçlı duruma düşebileceğini unutmayacaksın. Her şeyin maddiyat olmadığını, aslında insanların en çok maneviyata ihtiyaç duyduğunu bilmek gerekir.

Günümüzün en büyük sorunu maneviyat eksikliğidir. İnancımızı zayıflattığımızdan dolayı huzuru hep maddiyatta arıyoruz.

Oysa maneviyatımız daha güçlü olsaydı. Dünya zenginliklerini tüketemez bir o kadar da huzurlu olurduk. Huzursuzluğumuzun yegane nedeni maneviyat zayıflığıdır.

Şükür edemeyen, olan ile yetinemeyen adaleti de, hakkı da düşünmez. Hırsına ve arzularına yenik düşer. Lakin eğer imanımız üstün gelmiş olursa o zaman karnımız doymuş, sırtımız pek, evimiz de huzur olurdu.

Ve asla daha da çok kazanayım, bu benim sevdiğim, bunu sevmiyorum süründüreyim, o bana iyi davranıyor namı diğer aslında yalakalık yapıyor demeyip taraflı olursak asla huzur bulamayız. En kötüsü de o övülen ümmetin içinde olamayız.

Önce düşüncelerimizde, sonra davranışlarımızda velhasıl yaşamımızın tamamında, her anında şükreden, doğruyu savunan, adaletli, hakkı hukuku düşünen ve uygulayan olursak daima kazanan biz oluruz.

Bütünü elde etmek için birimden başlamak gerekir. Her şey bir zerreden ibarettir. İnsan bir damla kandan, doğa bir parça toprak, bir parça taştan oluşmaktadır.

Zerrede adalet olursa evrende de o derecede daim olur ve hüküm sürer. Siz uygulayamadığınız adaleti bir başkasından beklerseniz hiçbir zaman o adaleti bulamaz ve de yaşayamazsınız.

Kimse varlığınız, gücünüz hatırına size adil olmaz. Olsa olsa çıkarcı olur. Fakat siz her anınızda adaletli olursanız. O zaman size herkes adaletli yaklaşmak zorunda kalır. Hataya düşüp adaletsiz davranmış olsa da mutlaka kendisi kaybeder.

Kaybetmek bazen görsel değildir. Elle tutulmaz gözle görülmez hissedilir. Gönlünüzü yorduğu gibi yaşam kalitenizi de düşürür. Siz siz olun adaletten, haktan vazgeçmeyin ki. Önce huzurunuz sonra şükrünüz ve daha sonra da imanınız sağlam ve ömrünüz güzel olur.

İmanı sağlam olanın yaşamı da, ebedisi de güzel olur. Hepimiz dünyaya ahiret için gelmedik mi? Her ne kadar unutsak da bunun için geldik. İşte oraya varacağımızı biliyorsak hazırlığımız iyi olmalı ve verilen fırsatlar da kıymet bulmalıdır.

Yaşamdan keyif almak için, yaşamak ve yaşatmak gerekir. Yaşatmadığın şeyi asla yaşamazsın. Ne yaşatırsan da yaşamadan ahirete varmazsın.

Dilerim ki o güzel ümmetten olursunuz. Sağlık sıhhat ve mutlu yarınlar yaşamanız dileği ile   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.