banner114

Koronavirüs pandemisinin bütün dünyayı sarmasıyla ülkemizde ve dünyada eğitim kurumları uzaktan eğitime geçti. Ders notları, slaytlar veya kamera kayıtlarından oluşan ders materyalleri ders sistemine eklenerek veya tele-konferans yöntemiyle canlı olarak eğitim sürdürülmeye çalışılıyor. Yüksek öğrenimde, öğrencilerin evlerinden bilgisayarı aracılığıyla ders materyallerini indirip onlara çalışmaları veya canlı yapılan derslere bağlanmaları bekleniyor.

Bu önlem, acil gelişen kriz dönemi için alınmış, olağan durum değil. Hızlı bir şekilde mevcut altyapılar güçlendirilerek veya yeni yazılımlar alınarak örgün eğitimin yerine ikame olarak uzaktan eğitime, bazı aksaklıkları olsa bile, geçilmesi bir başarıdır. Uzaktan eğitimle, bilgisayar ekranlarına konuşmaya başlayan biz hocalar için yeni durum; tuhaf ve etkisiz

Uzaktan eğitimde aynı anda 40-50 öğrenci kamerasıyla ekrana bağlanamıyor. Sesle bağlanıldığında da oluşan cızırtı ortamı çekilmez hale getiriyor. Kalıyor tek yöntem hoca dersi sesli anlatacak, görüntü ekleyebilir mi? belki, birde yazışmak. Ders esnasında sorular sormak, yazmak ve öğrencilerden görüşlerini yazmalarını istemek derse biraz motivasyon katıyor.

Örgün eğitimdeki sınıf içi etkileşim atmosferini yakalamak asla mümkün olmuyor. Öğrencilerin dikkat ve nazarlarından yayılan öğrenme aşkının elektriğine çarpılmak, bu etkileşimle ruhunda deruni güzelliklerin neşvünema bulması, nerde!.. Duvara konuşmak, sesinin yankı bile yapmadığı bir duvara konuşmak…

Dersler 5-10 öğrenciyle sınırlı olsa, öğrencilerde kamera ve sesleriyle derse katılabilse canlı olarak soru-cevap, derse katılım mümkün hale gelse, belki dersler daha anlamlı hâle gelir.

Kalabalık öğrenci sorunu örgün eğitiminde sorunuydu. Fakat sınıf içi etkileşim imkânı kısmen sorunun aşılmasını sağlıyordu. Eğitim sistemimiz ülkenin ihtiyacından çok fazla kişiye akademik eğitim veriyor. Üstelik bu kişilerin çoğunluğunun analitik düşünce düzeyleri akademik eğitime değil, mesleki eğitim daha uygun… Mesleki eğitim bir memleket meselesi… Bir kısım toplumsal kesimlerin önünü kesmek adına, 1990’lı yıllarda politik gerekçelerle mesleki eğitim sistemi bozulmuştu. Bu problem, iktidarlar değişmiş olsa da  hâlâ çözülemedi. Bu gün öğrencilerin %60-70’i mesleki eğitime yönlendirilmiş olsaydı ülkenin ekonomisi, istihdamı ve sosyal refahı daha hızlı gelişecek, genç işsizlik sorunu çözülmüş olacaktı. Böylece akademik eğitimin kalitesi artacak, sınıflardaki öğrenci sayıları makul düzeylere inecekti. (Saded harici girdi.)

Uzaktan eğitim bu dönemlik kalsa, pandemi bir-iki ay içerisinde son bulsa, sorun değil. Kriz dönemlerinde bu kadarı güzeldir. Koronavirüs aşısının bulunması veya doğrudan etkili olacak, hastalığı ayakta geçirme imkânı sağlayacak ilacın geliştirilmesi veya virüs insanda hastalık yapamayacak şekilde genetik değişime uğraması sorunu kökten çözer. Fakat krizin bir şekilde 2-3 yıla uzama ihtimali var. İlaç ve aşının bulunamaması, genetik değişimin olmaması durumunda hepimiz hastalığı geçirene kadar koronavirüs, başımız üstünde Demokles’in kılıcı gibi sallanacaktır. İnşallah dualarımız kabul olurda bu olmaz.

Hastalık devam etse veya bitse bile bir takım bölümler eğitimlerini dijital ortam üzerinden sürdürmeye devam edecektir. Uzaktan eğitimin kitlesel sürmesi eğitimdeki kalite sorunlarını büyütecektir. Çözüm yüksek öğretimin örgün olsun, dijital olsun kitlesel yapılması değildir. Her kişinin bireysel özellikleri farklı olduğu için, aynı alan eğitiminde bile, bireyler farklı ders varyasyonlarıyla eğitim almalıdır. Çözüm, eğitimin kişiye göre yapılandırılması ve bireyselleştirilmiş (BEP) eğitim programlarına geçmektedir. Bireyselleştirilmiş eğitim programlarını uygulamak mümkündür, yeter ki kafamızdaki moderinitenin oluşturduğu önyargı ve duvarları yıkalım. İnsanları standardize edip ortalamasını almayalım, ortalama hiç kimsedir.

Her insan biriciktir ve içindeki cevher keşfedildiğinde insanlığı mele-i a‘lâya taşıyabilir.

Doç. Dr. Sedat Bostan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.