banner114
banner146

Atatürk’ün ve silah arkadaşları ile dedelerimiz, ninelerimizin dirayeti, kararlılığı ile ülke düşman işgalinden kurtulmuş adına da KURTULUŞ savaşı demişiz. O günlerde onlar aç, susuz, silahsız ve yalınayak savaşı kazandılar.

Güzelim ülkenin özgürlüğünü ve sınırlarını bütün entrika, yalan ve cetvellere rağmen çizdiler. Yine o gün cetvel ile çalınan yer altı kaynaklarına rağmen bu günümüzü rahat yaşamamıza canları pahasına müdafaa gösterdiler.

Sonra mı ne oldu?

Sonra bizlere birçok sözler bıraktılar. Birçok aydınlatıcı yol gösterici sözler ve o günün şartlarında yenilikler, üretim ortamları bıraktılar.

Ve yine o günden bize kadar çalışıp uğraştılar. Her günleri taş taş üstüne koyarak geçmiş. Her günleri toprağı işleyerek, üreterek geçti. Parası olanlar o zamanın en modern iş yerlerini açtılar, en modern fabrikalarını kurdular.

Ve aradan yıllar geçtiği halde kimse o fabrikalar bir çivi çakmadı, geliştirmedi, o topraklar yavaş yavaş birilerinin özel ve tüzel isteği üzere çorak bırakıldı işlenmedi.

Sonra mı?

Günler yıllar geçti nesiller değişti, “ Avrupalılaşmak ”  adına elinde ne varsa bir bir kenara koyarak boşluğa doğru adım adım yürüdüler.

Derken aralarda biraz silkelenip okuyalım öğrenelim dediler. Ya da okuyalım toprak işlemekten, fabrika işçisi olmaktan kaçalım dediler. Bazıları da biz buralardan göçelim de kazanalım diye düşünüp bir kısmı ülke dışına göç ettiler.

Gün geldi ve artık geçmiş unutuldu, geçmişten kalanlar önemsiz ve değersiz bir şekilde devletin sırtında atadan kalma kambur oldu. Topraklar ormana döndü, devlet orman sınırlarını belirledi, tapulu yerler el değiştirdi. Duyan, anlayan olmadı.

Sonra bir afat geldi çer çöp ne varsa insan adına topladı evlere mahkûm etti. Yaşanan curcunadan uzaklaştırıp uyan dercesine herkesi kendi kendine düşünmeye mahkûm etti.

Ne değişti?

Kocaman bir hiç yine kazanma hırsı, yaslanma hırsı ağır bastı ve bu sefer daha daha çok gayret ve istekle para kazanmaya varan bütün yollar denendi tek tek yüründü ve hak adalet düşünülmeden zamlar, stoklar, entrikalar.

Bir olmayacağımızı bile bile, yarınlarımızı düşünmeden geçmişimizi unutarak günü kurtarmaya bireysel paslar ve kontrataklarla nereye gittiğimiz belirsiz bir şekilde yaşıyoruz.

Evet o topraklar kıymetlenmeye başlandı lakin geç kaldık. Tapuların birçoğu orman olmuş, manzaralar değişmiş, uzaklarda gördüğümüz ışıklar görünmez olmuş. Ya gölgede kalmış ya da kapısına kilit vurulmuş.

Dün esir olanlar bugün de mahkûm olmaya, maşa olmaya hüküm sürmek için çaba gösterirler. Dün o yoklukta yapılan güzelliklerin kaymağını yiyenler. Bugün de aynı günleri özlemekteler.

Oysa bugün o günün nesli olan bizler, uzaya, fezaya, teknolojiye, güne ve geleceğe hükmedecek güçte olmalıydık. O yoktan dirilen neslin bugünü olan bizler dünyaya hâkim olacak kudrette olmalıydık, tek yumruk, tek yürek ile hala çalışıyor olmalıydık.

Bugün varlık içinde yoksulluk çeken aciz bir nesil devleti kuran vatanı kurtaran yokluk içinde gönlü, düşüncesi ve gücü zengin neslin varlığını unutan, bizler bir kısım densizin kaçarak sömürgeye sığınmasına destek adına sömürgecilerin parasını, vatanını kurtuluş sanarak arkasına saklanmakta.

Uyan ey millet sen yokluk içinde varlığını, gücünü en üst perdeden gösteren milletin nesli uyan. Bir daha düşün o yoklukta bir vatan hattı çizilmiş ise bu varlıkta evrenin hattını sen çizmelisin, hükmetmelisin. Sen sevsen sevmesen, anlasan anlamasan da ATATÜRK ve arkadaşları DEDEN sana bunu salık verdi uyan, düşün anla, uygula.

Selam, Saygı ve Hürmetle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.