banner114
banner146
banner122

Coğrafyanın; yaşama, yaşayana verdiği kolaylık ve zorlukların ortaya çıkardığı yapılanma ve yapılaşma. İnsanların coğrafyasına olan hükmü ve bu hükümde oluşan yapılaşmanın aldığı isimler. Köy, kasaba, şehir, belde. Hangisinde yaşadığınızın önemi var mı?

Ya da hangisinde nasıl yaşadığınızın bir farkı olmalı mı? Üretmeyi bilmeden tüketmeyi öğrenmek. Ya da köyde yaşarken üretmenin kendisi iken. Bir anda şehre, kasabaya geçip tüketici olmaya başlamak.

Tüketici olmak kolaydır. Hele de paranız, bir geliriniz varsa harcamak daha da kolay olur. Üretimi olmayan, tüketimin artıkları çok olur, İktisadı olmaz.

Şehir dediğimizde aklımıza bir tanım gelir. Bu tanımda kısaca şu şekildedir.       (Şehir; belli bir plana göre hazırlanmış sınırları belli olan nüfusu 10.000 üzerinde olan, tarımın çalışan nüfusun çoğunun ticaret, sanayi ve hizmet sektöründe olduğu çok nüfuslu yerleşim merkezleridir. Kent” ve “şehir” sözcükleri, Türkçe ’de birbirinin yerine kullanılan, kökenleri ayrı, anlamları aynı iki sözcüktür.)

Tanımından da anlaşıldığı gibi insanların toplu olarak yaşadıkları yerleşim yerleridir. Bu yerleşim yerlerinde çoğunlukla sanayi üretimi vardır. Ve belirttiğim gibi sanayii üretimi de reel üretim olmadığından artıkları çoktur.

Bu artıklar eğer ki değerlendirilmez ve göz ardı edilir ise her türlü ziyana getirir. Bir bakıma şehirler, kalabalıkları açısından insan üretimi de yapmaktadırlar. Tıpkı sanayi gibi ham maddesi ya da üretim kaynağı, makinesi nasıl ki başka yerden temin ediliyorsa. Ve bozulunca artık, atıl duruma geçiyor ise öyle.

Şehir insanları da ham maddesi başka yerden alınarak, gelerek çoğalmaya yardımcı ya da sebep olurlar. Böylece şehrin kalabalık olması zaman içinde o şehrin statüsünü de değiştirir. Lakin bu statü değişiminde sadece kalabalıklara bakılarak yapıldığından daima coğrafya yetim ve gizli gizli ağlayandır.

Okumadan yazanı, sormadan yargılayanı, öğrenmeden bileni çoktur. Bu çok bilmek ve her şeyi bildim zannetmek. Gördüm öğrendim, geldim makam yaptım düşüncesi, bir süre sonra şehrin her yanına artık insan koymaya başlar.

Taşı toprağı altın dediğimiz nadide şehirler dahi bu atıklara esir olur ve kirlenirler. Coğrafyanın tamamı hep bakir idi. Ne zaman ki insanlar tembelleşti ve ne zaman ki şehirleşti. O gün bu gündür, artıklardan kurtulamamış ve bakir kaliteleri düşmüştür.

Bazen de zekanın bu durumu hızlandırdığını ve net bir şekilde ortaya koyduğunu görürüz. Zeka yada akıl, bilgelik ne derseniz deyin. Bana göre kısacası gördüğünü anlamak ve başarmaktır. İşte bu beceriye sahip insan kalabalığı şehirlerin yok olmasına daha hızlı yardımcı olmaktadır.

Güzel Trabzon’umuz da bunu en hızlı yaşayan şehirlerden değil midir? Tarih boyunca zeki insanlar denildikçe. Herkes her işi bilir oldukça, her meslekte artık insanlar çoğalmış hatta olmaması gereken yerlerde, var olarak şehrin kalitesini düşürmüştür.

Bu dert asla resmi değil gayri resmi bütün özel, tüzel sektörlere sirayet etmiş yolda yürümekte dahi kendini göstermiştir. “YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” sözü şehirlerimizde uyulması gereken ilk kural olmalı belki de.

Artık insan, artık malzeme; Ne okumuş olmak ile ne de üretmiş olmak ile yok olur. Artıkların yok olması için önce üretime başlamadan, oluşacak artıkları iyi hesap etmeli.

Yapılan bu hesabın doğrultusunda kullanmaya yer vermeli, getirdiği götürdüğünden az ise kesinlikle kullanmaya açmamalı.

Kalite olmadan ham madde, kişilik vasfını tamamlamadan, insan kesinlikle üretmeye ve de temel yaşam dışı tüketmeye alınmamalı. Önce gereken kalite seviyesine ulaştırmalı sonra gereken kullanıma verilmelidir.  

Sevgi ve başarının noksan olmadığı, sağlığın hüküm sürdüğü güzel yarınlar dilerim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.