banner114

3 Temmuz 2011, Türkiye’de şike gerçeğinin açıklanma tarihidir. Şike olayına karışan tüm sanıklar bu tarihten aylar önce takibe alınmış, günün yasalarına göre her türlü takip yapılmış, zanlılar dinlenmiş, görüntü altına alınmış ve duyurulmuştur. Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım da adli bir takip sonucu, yani soruşturmanın başlatılmasından bir buçuk ay sonra dosyaya eklenmiştir. Kısaca şike soruşturması önce adli bir olayın takibi, daha açıkça Giresunspor kulübünde yaşanan bazı olaylar nedeni ile Olgun Peker izlemeye alışmış, ondan o zamanın TFF başkanı Mahmut Özgener’e, oradan da Aziz Yıldırım’a uzanmış! Eğer Olgun Peker takip edilmese, ne Özgener, ne Yıldırım oltayla vuracaktı!

Tekrar olacak ama bu konuda kitap yazdım. Kitabın haricinde belki yüzden fazla yazıyı tekrar tekrar sizlere aktardım. Ancak ne yazarsak yazalım, ne söylersek söyleyelim yalan makineleri, algı operatörleri, troller, yandaş ve yalakalar, medyanın çok büyük bir bölümü, şikenin olmadığını, bu konuda kumpas kurulduğunu, Fenerbahçe’nin mağdur olduğunu ısrarla dile getirip yazmakta, hatta koca koca “prof” unvanlı kişiler televizyonlardan bunu yüzleri kızarmadan söyleyebilmektedirler! O zaman 10 yaşında olan gençlerin de şimdi kafası karışıyor.

Tane tane anlatıyorum: Şike davası, 3 Temmuz 2011’den yaklaşık 6 ay sonra karara bağlanmıştır. TFF Etik KuruluŞike de var, teşvik de…” demiştir. Yapılan duruşmalarda hiçbir sanık tapeleri inkar etmemiş, görüntülere ses çıkarmamış, alınan - verilen paraları kabul etmekle birlikte ortada dönen bu paralara absürt anlamlar yüklemeye çalışmışlardır. Şike için hocadan fetva isteyen futbolcu, hocanın ve kendisinin konuşmaları dinletilince mahkemede alay konusu olmuştur.

Şike konusunda özellikle gerekçeli karar tam bir ders niteliğindedir. Sonuçta Yargıtay, TFF Tahkim Kurulu, UEFA, UEFA Tahkim Kurulu, kısa adı CAS olan Uluslararası Spor Mahkemesi, en nihayetinde bu işlerin dönüp dolaşıp geldiği en son karar mercii İsviçre Ulusal Mahkemesi şikeyi onaylamıştır.

En saf kişinin bile anladığı üzere, tüm bu uluslararası spor kurumları şikenin sahaya yansıyıp yansımadığına bakmamış ve CAS’ın “Şikenin yapılabilmesi için sahadaki performans veri değildir. Şike için teşebbüs yeterlidir” gerekçesi ile şikenin varlığını net bir şekilde kabul etmiştir. Tapelerin (telefon dinlemeleri) mahkemede delil olmaktan yasa ile çıkarılması çok sonraları olmuştur! Anlayacağınız tapeleri inkar etmemişlerdir! Çok sonraları bunların usulsüz dinlendiğini ileri sürmüşlerdir! Fenerbahçe kulübüne Avrupa Kupaları’ndan 2 yıl men cezası verilmiş, o sezon sonunda oynanması gereken Süper Kupa maçı da yapılmamıştır!

Bunların yanı sıra Türkiye’de iş futbola ve taraftarlık bölümüne gelince, hemen herkes güçten, güçlüden yana tavır takınıyorlar! Mesela bu konuda siyasi görüşler bir anda yok oluyor! Her konuda birbirleri ile gırtlak gırtlağa gelenler nedense “şike “ konusunda hemen “uyuşuyor!” Bu konuda siyasetin çok farklı ucundakilerin böylesine hem fikir olmaları bana göre üniversitelerde tez ve doktora konusudur!

Dinli, dinsiz, komünist, milliyetçi, faşist, yobaz, kapitalist, sağcı solcu, bu kategoride kimler varsa genellikle fark etmiyor. En bariz örneğini 12 Kasım 2020 tarihinde Halk TV’deki Gökmen Karadağ’ın sunduğu Haberaktif programında yaşadık. Burada özellikle Prof. Ersan Şen ile programa bağlanan şikeden ceza almış, hapis yatmış E. Şefik Mosturoğlu’nun şikede delillerin usulsüz toplandığını söyleyip, işi fetö kumpasına bağlamaları enteresandır!

Öncelikle bir haber programı böyle olmaz. Olmamalı da… Şike konusunda tek mağdur Trabzonspor’dur. Fenerbahçe’nin sahipleri çok. İktidarın en başındaki kişiden, muhalefete ve medyanın büyük bölümüne varınca kadar onun yanındalar! Nedense haklı olmasına rağmen hakkı yenen Trabzonspor’un yanında kimse yok. O programa katılmak için, ya da telefonla bağlanmak için bir Trabzonsporlu da hazır bekletilmeli idi! Televizyon bunu yapmamış ve habercilik ilkelerini hiçe sayıp çok büyük saygısızlık etmiştir. Yok, onlar teklif etmiş de Trabzonspor’dan bir kişi görevlendirilmemiş ya da bu konuda Trabzonspor adına birisi insiyatif almamışsa bu da affedilir bir hata ya da ihmal değildir!

İlginç olan bir husus daha var: Sağcı ya da AKP’li bilinen ve öyle geçinenlerinin bir bölümünü anladık, iktidara yaranmak istiyorlar ve siyasi nedenlerle dönemin başbakanını, yani iktidar partisinin başı ne derse onaylıyorlar. Ortada resmen hakkı yenen Trabzonspor olsa bile Trabzonlular’ın ekseriyeti de aynı görüşteler!!! O zaman öyle idi, bugün de öyle… Bu kesim suçludur ve diyelim ki fıtratlarında iktidara yaranmak var! Peki ya sosyal demokrat, halkçı, halktan yana geçinenlere ne oluyor?

Mesele ben Uğur Dündar’ın 24.5.2011 tarihinde Star TV’de Arena programına davet ettiği Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın (Konuşması iddianamede aynen böyledir) “Bu şampiyonluk inananların zaferidir diye söylüyorum. Biz hep inandık. Hocamızı, yönetimimizi, oyuncularımı, Samandıra’da çalışan bekçisinden kapıcısına, malzemecisine, masörüne hepsinin emeği var burada kulüp personelinin emeği var. BİZİM KULÜPTE O İŞİN ASLINDA BÜYÜK KISMINI ÇÖZEN AMA ORTADA GÖZÜKMEYEN İNSANLAR VAR. İSİMSİZ KAHRAMANLAR VAR. YÖNETİMDE DE VAR O TİP ARKADAŞLARIMIZ. ONLARIN HEPSİNE ŞURDAN HEM SAYGILARIMI SUNUYORUM HEM TEŞEKKÜR EDİYORUM” derken gerçek araştırmacı bir gazeteci edası ile “ Sayın başkan kim o kahramanlar?” diye sormak yerine, sadece çirkin bir sırıtma ile karşılık verip programı kapatmasını unutmuyorum! Hiçbir zaman da unutmayacağım! “İsimsiz kahramanlar” kim? Yıldırım, şikenin faillerini isim vermeden açıklamıyor mu?

Dündar, şikenin en tartışıldığı dönemde bile Karabükspor’da oynayan Emenike olayını basına açıklayan Karabükspor kalecisi Bülent Ataman’ı da suçlayarak “ Bülent efendi! Öyle atmakla olmaz! Belgen var mı belgen?” diye sormasını da unutmayacağım. Evet, Bülent Ataman’ın belgesi vardı. Emenike malum maçta oynamamış ve akabinde de Fenerbahçe’ye transfer olmuştu! Dündar niye böyle yapmıştı? Çünkü Fenerbahçeli idi ve Aziz Yıldırım’la yönetimde birlikte olmuştu! Bu işleri bilmemesi mümkün mü? Hele adının önüne konan onca sıfata rağmen!!! Ne kadar Fenerbahçeli, ne kadar kulüpçü olursa olsun, Dündar’a haktan, haklıdan yana tavır alması yakışmaz mıydı?

Ayrıca yazdığı Sözcü gazetesi de yeri geldiğinde şike konusunda hem kumpastan, bahsedip suçu fetöye atıp Fenerbahçe yanlısı yazılar yazmakta… Enteresan değil mi? Trabzonspor’un hakkını arayan ve “Yahu bir de bunları dinleyelim, belki haklı bir şeyler söylüyorlar” demek yok!

Bir ilginç durum da şu: Bu kesim 17-25 Aralık tarihinde patlayan ve sonuçta 4 bakanın istifasına yol açan olaylara bakışları ile de çelişkili duruma düşüyorlar! Mesela, şike konusunda yaklaşık 3 yıl sesini çıkarmayan, kumpastan söz etmeyen bu kesim, 17-25 Aralık sonrası ortaya atılan tapelere inanıyorlar ama, şike konusundaki tapelerin fetö işi olduğunu söylüyorlar!!! Ayrıca tapelerin delil olamayacağını da iddia etmeye başladılar! Ne zaman? Davadan 3 seneden fazla zaman geçmesine rağmen!!! Peki o zaman sormazlar mı? Bunca yıl neredeydiniz? Aklınız mı yoktu? Yoksa sizleri birileri mi uyardı?

Hem tapelerin delil olmayacağını söylediler, hem de uluslararası mahkemelerde bazı tapeleri dile getirip “ Trabzonspor da şu tapelere göre şike yaptı!” dediler! Sevsinler mantığınızı emi?

4.5 yıl önce o günlerde Odatv’de yazan sevgili Nihat Genç aramış ve “Ağabey, şike kitabınla ilgili geniş bir röportaj yazıp gönderin, yayınlayalım. Çünkü burada da şike konusunda bakış açısı Fenerbahçe’den farklı değil!” demişti. Rahmetli Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu ile oturup geniş bir röportaj hazırlayıp göndermiştik.

Bu röportaj 11 Nisan 2016 tarihinde Odatv’de yayınlandı. Ancak enteresandır, “ Trabzon’un gözünden şike!” başlığı ile verildi. Ve o gün tam 3 kez manşetten kasıtlı olarak indirilmiş, Nihat Genç ısrarla manşete çekmiş… Sonuçta şikeye inanmak istemeyen başta Fenerbahçeliler’den olmak üzere bir sürü küfür yememize rağmen sesimizi duyurduk… O haber için “odatv –Trabzon’un gözünden şike” diye yazarsanız önüne düşer!

Demek ki adınız “halkçı” ya da “halk” olsa da, halktan yana olmak öyle göründüğü gibi kolay olmuyor! Ya da hakkı savunmak için ortaya çıkıp, işinize gelmeyen gerçeklere bile tahammül edemiyorsunuz! Biz ise elimizden geldiği , gücümüz yettiği kadar, mahallenin delisi olmaya devam edeceğiz!!!

HASAT ZAMANI!

Trabzonspor’da yeni bir dönem başladı. Yönetim ve başkan Ahmet Ağaoğlu kendi kredilerini bir süre daha uzattılar! Takımın başına bilindik bir ismi getirerek aslında uzattıkları kendi görev süreleri oldu. “ Eee, ne yapalım. Abdullah Avcı’yı getirdik. O da başaramazsa biz ne yapalım?” demek için gerekçe hazır!

Avcı için sözümüzü geçen hafta “ En büyük hoca bizim hoca” diyerek söylemiştik! Eleştiri haklarımız saklıdır ama, hiç denenmemiş bir teknik adama ön yargılı bakmak abestir. Kaldı ki Avcı’nın başarısız olduğunu da söylemek mümkün değildir. Başakşehir şampiyon oldu ise, -malum nedenler hariç- bunda Abdullah Avcı’nın payının olmadığını söylemek haksızlıktır.

Ancak, Avcı’nın defalarca uyarılması boşuna değildir! Trabzonspor camiası tıpkı diğer büyükler gibi, hatta onlardan daha aşırı şekilde eleştireldir! “Burası Trabzon!” lafının boşuna söylenmediğini anlamak için çok zamanının olacağını sanmıyorum! Umarım bu süre uzar!

Lafı daha uzatmanın manası yok! Abdullah Avcı, Trabzonspor’un teknik direktörüdür. Umarım başarılı olur. Bunun için de kendi yanılma payımı bile feda ettim! Şimdi ise meyveleri toplama zamanıdır. Kısaca buna hasat zamanı da diyebiliriz!

MİLLİ TAKIM VE GÜNEŞ

Siz bu satırları okuduğunuzda A milli futbol takımımızın Avrupa Uluslar Ligi’ndeki kaderini de öğrenmiş olacaksınız! Grubundaki 4 takım içinde birinci de, dördüncü de olmuş olabilir! Umarım Macarlar’ı yenmiş oluruz ve Rusya da Sırbistan’a yenilmiş olur!

Aslında bunun benim nazarımda hiçbir anlamı yok! Hayır, milli takımı ve milli maçları küçümsediğim için değil! Sadece uluslar liginin bana göre saçma bir uygulama olduğunu düşünüyorum o kadar! Çok önemsenmesine karşıyım. Bu nedenle alınan sonuçlar benim için pek önemli değil… Türkiye bir önceki turnuvada sonuncu olmuş, torbaya da son sıralardan girmiş ama, Avrupa Şampiyonası’nda çok başarılı olarak finallere kalmayı başarmıştı!

Bu nedenle bu turnuvaya büyük anlamlar yüklemek gereksiz! Çünkü Türkiye için büyük rakipler değil küçükler daha tehlikeli… Mental olarak şöyle bir huyumuz var: Küçümsemek!!! “Nasıl olsa…” mantığını bir türlü bırakamıyoruz. Macarlar’a ilk maçta bu nedenle yenilmiştik.

Bir de Şenol Güneş olayı var. Herkesin onunla ilgili görüşü var. Bunca başarıya rağmen çoğu da olumsuz!!! Herkes onu tanıyor, her şeyini biliyor sanki! Bunların büyük çoğunluğu hiçbir halt bilmiyor. Onu tanımıyorlar bile… Nereden mi biliyorum? Çünkü onun kitabını yazdım da ondan!!! (Güneş Doğudan Yükselir- Kimyayınevi-2002) Şenol Güneş’in eleştirilmez olduğu kanısı elbette yanlıştır. Biz nasıl eleştiriyorsak vatandaş da eleştirebilir! Ama Güneş’in milli takım ve futbol konusunda bizlerden ve eleştirenlerden çok daha önde olduğunu bilmek gerekir. Hiçbir başarı tesadüf değildir. 2002’de başarılı oldu ve bir ivme yakaladı Türkiye… 2020 öncesi de aynı başarıyı göstermek için büyük adım attı… Sanki bizler her dönem büyük turnuvalara katılıyoruz da o nedenle Güneş’i eleştirme hakkını kendimizde buluyoruz!!! Saçmanın daniskası… Bırakalım da adam işini yapsın. Tıpkı Abdullah Avcı gibi… Kapiş…

HEKİMOĞLU VE ÖZKÖYLÜ

Osman Özköylü gelir gelmez Hekimoğlu Futbol Kulübü’ne sanki bahar geldi. Elbette Celil Hekimoğlu ve arkadaşlarının yaptığı transferler de etkili oldu ama Özköylü ile bu belirgin bir özellik kazandı. Önce kupada, sonra üst üste iki lig maçında farklı kazanımlar gelecek için umut verdi doğrusu… Celil Hekimoğlu kurduğu düzen, tesisleri ve oluşturduğu takım ile fark yaratacağını zaten gösterdi. Osman Özköylü de Trabzonspor’da bir dönem başarılı futbolculuk yapan, yine başarılı teknik adamlık dönemleri olan bir hoca… Umarım bu uyumları devam eder ve bu ekip Birinci Lig’e adım atar. Böylece hem kendi, hem Trabzonspor adına büyük bir iş başarmış olur. Trabzonspor için gerçek bir pilot takım yolda görünüyor.

HÜKMEN YENİLGİ

Yeni tartışmanın adı, korona virüse yakalanan ve oyuncu sayısı 14’ten aza inen takımların hükmen yenilgisi!!! Olur mu olmaz mı? Koca adamlar şimdi bunu tartışıyorlar! Tartışsınlar, tartışılmadan bir işin yanlış ya da doğruluğu anlaşılmaz. Ama dikkatimi çeken en önemli husus “Bütün testler aynı yerde yapılacaksa hükmen yenilgi olsun”a çıkıyor!!! Niye böyle? Çünkü hiç kimse diğerine güvenmiyor da ondan! Testi pozitif çıkan kulüp ya bunu saklarsa? Ya diğer kulüp başka bir numara çekerse? Anlayacağınız futbol camiasında kimse kimseye güvenmiyor. Haksızlar mı? Hayır ama, şike yapılırken bir türlü hem fikir olamamışlardı! Ya Trabzonspor’un mağduriyeti yerinde Fenerbahçe ya da Galatasaray olsaydı o zaman ne olacaktı? Kısaca spor ve futbol camiası çok temiz değildir ve bunu da herkes biliyor!

RIDVAN DİLMEN NE İŞ?

Hatırlarsınız bir süre önce Rıdvan Dilmen durup dururken televizyonda bir sürü kişiye veryansın etmiş, Fetöcülükle suçlamıştı. Karşılığında afralı tafralı demeçler verilmiş, mahkemelerden, hesap sormalarından söz edilmişti. Sahi hatırladığınız mı? Ne oldu o düşüncelere, o atılan kuru sıkı palavralara?… Karşılıklı birkaç çafçaflı cümleden sonra “sessuzluklara”!!! O mahkemelere verme işleri ne oldu sahi? Bu milletin hafızası bu kadar mı unutkan yoksa? Yoksa mahkeme oldu da biz mi duymadık? Ha?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kazım 2 hafta önce

Ülke ahlaki olarak çöküşü yaşıyor, bu durum yanlız şike ile değil, her alanda yaygın duruma gelmeye başladı. Tüm siyasiler bu çöküşü destekliyor aslında. Ahlaki bir eğitim sistemimiz yok, maalesef şunu da öğrenemedik dini eğitimi öne çıkararak bu iş olmuyor. Japonya gibi ülkeleri göremiyoruz. Eğitim sisteminin insani ahlak yapısı olmadığı sürece koca koca profesör ler ekran da yalan söyler, o makamlara bunun için getiriliyorlar. Geçen yıl şampiyonluğu bizim yöneticilerimiz, bir kişi istediği için vermedi mi, yönetimin sesi bile çıkama dı maalesef.

Avatar
Hakses 1 hafta önce

sayin yazar güzel yazdın,ancak biz çalıp,biz oynuyoruz,reğişen bir şey yok.gerçekler ortada neden nçin hak ortaya çıkmıyor.kim engelliyor. ne için bunu bilinler mutlaka trabzonda var. öteden beriden kouşmalar yazarlar çizerler var ,hak yerini ne zaman bulacak.veya boş ver gitsin.