banner114
banner146
banner122

Üniversiteler tanımlamış oldukları yükseköğretim misyonları ve vizyonları doğrultusunda gençleri hayata hazırlar. Bilimsel araştırmalar yürüterek bilimsel bilgi üretir, değişik alanlardaki sorunların tespiti, çözüm önerilerinin geliştirilmesini süreçlerine katkı yapar ve bilim insanı yetiştirir. Ülkemizin her köşesine yayılmış bu eğitim ve bilim merkezlerinin başarısı, geleceğimizin aydınlığı ve başarısıdır.

Büyük organizasyonlar olan üniversitelerin başarısı ancak kurumsallaşma ile mümkün olur.  Kurumsallaşma, kurumsal işleyişin yazılı, şeffaf, öngörülebilir ve hesap verebilir hale gelmesini ifade eder. Kurumsallaşma, yönetici ve çalışanların görev tanımlarının yapılması, etik davranış ilkelerinin aşikâr olması, iş akış süreçleri ve sürelerinin belirlenmiş, süreç ve ürünlerin değerlendirme, denetim ve ödüllendirme kıstaslarının açık edilmiş ve uygulanır olması demektir.

YÖK ve diğer üst kurumlar, bu kurumsallaşmayı ve yönetsel başarıyı, iç kontrol sistemleri, stratejik plan ve kalite uygulamalarıyla sağlamaya çalışıyor. Üniversite yönetimleri, zorunlu olarak, beş yıllık stratejik planlar ile beş yıllık dönemler şeklinde üniversitenin geleceğini planlıyor ve bu planlara koyduğu stratejik amaç ve hedeflere her yıl ne kadar ulaştığını faaliyet raporlarıyla ölçüyor.

YÖK, her yıl geliştirdiği kalite ölçeği ile üniversitelerin kalite göstergelerine göre gelişmelerini izliyor. Beş ana tema ve 45 göstergeden oluşan bu ölçek, eğitim-öğretim, araştırma-bilimsel üretim, uluslararası durum, finansman ve toplumsal fayda başlıklarında üniversitede bir önceki yıla göre nelerin iyileştiği veya geliştiğini görmeye çalışıyor. Böylece üniversite yönetimleri kurumsallaşmaya ve başarıya yönlendiriliyor. YÖK’ün kalite takibi üniversiteler için önemli bir kurumsallaşma aracına dönüşmüş görünüyor.

Üniversitelerin başarılarını ölçen bazı uluslararası (QS gibi) ve ulusal (URAP gibi) bağımsız kuruluşlar da vardır. Bu kuruluşlar her yıl üniversiteleri farklı kriterlere göre başarı sıralamasına tabi tutmaktadır. Ülkemizde sık gündem olan “dünyada ilk beş yüz veya bine giren üniversite var mı? Hangisi?” gibi haberler,  kamuoyunun da üniversitelerin başarı sıralamasıyla yakından ilgilendiğini gösteriyor.

Dünya genelinde özellikle de gelişmiş ülkelerde bağımsız kuruluşların objektif kriterler üzerinden yaptığı başarı değerlendirmeleri çok önemsenmektedir. Ülkemizde ODTÜ Enformatik Bölümünde kurulmuş olan URAP (University Ranking by Academic Performance) Türk ve Dünya Üniversitelerini her yıl bilimsel üretim, eğitim ve bilim insanı yetiştirme kriterleri açısından değerlendirerek listeler açıklıyor. Bu listeler aynı zamanda üniversitelerin ve üniversite yönetimlerinin karnesi olarak değerlendirilir.

Elbette üniversite öğretim elemanları profesyonel meslek sahipleridir. İş görenlerin profesyonellik düzeyi artıkça çalışma ortamları ve yönetim biçimlerinden bağımsız mesleki başarı motivasyonları arttığı bilinir.  Bu nedenle öğretim üyelerinin bilimsel üretimleri önemli derecede profesyonelliklerine bağlıdır.

Öğretim üyeleri “gölge etmeyen bir yönetimin” varlığında bireysel profesyonellik anlayışları doğrultusunda bilimsel bilgi üretimlerine devam ederler. Destekleyen, ön açan, katkı veren, imkân sunan, motive eden bir yönetimin varlığında akademik üretim miktarı ve kalitesi tahmin edilemeyecek şekilde artar. Çalışma ortamının sislendiği, puslandığı durumlarda ise çığır açan bilim insanı İbn-i Sina’nın “bilim ve zanaat takdir edilmediği yerden göçer” vecizesindeki talihsizliği vaki olur.

Üniversite yönetimlerinin bu noktada başarı veya başarısızlığını görmek için bağımsız sıralama kuruluşlarının yaptığı değerlendirmeler çok yol göstericidir.

Bir üniversite üst yönetimi üniversiteyi devir aldığında üniversitenin YÖK kalite değerlendirmelerindeki veya URAP sıralamalarındaki yeri başlangıç sayılırsa, yönetim dönemi sonunda; mevcut yeri muhafaza (eğer açıklanabilir olağanüstü bir kriz veya etken yoksa) “gölge etmeyen yönetime” remz eder. Üniversitenin daha ön sıralara geçmesi, yükselmesi, geçtiği sıra ve üniversitelere göre, “bilimsel üretime katkı veren yönetime” veya “süper yönetime” gösterge olur. Aksine üniversitenin sıralamada arka sıralara gerilemesi, az ise, “kötü yönetime”, çok ise “bulanık ve sisli yönetime” işaret eder.

Bilimsel üretim ve kaliteli eğitim anlayışı üzerinden yapılacak yönetici değerlendirmeleri, geleceğin yapılandırılmasında, üniversitelerin doğru rolü oynamasına katkı sunar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.