banner114

İki farklı görüntü…

İki farklı fotoğraf…

Bir fotoğraf ve görüntüde laylaylomlu muhabbet…

Diğer bir görüntüde ise matem var.

İşin ilginç tarafı iki görüntüde aynı topluluğun olması…

Yine işin ilginç yanı verilen iki görüntü arasında zaman mefhumunun üç gün olması.

Yine işin ilginç yanı üç gün önceki laylomlu görüntüde Novak’ın doğum günü kutlaması . Üç gün sonraki görüntüde ise bir şehrin umutlarını yeşertecek bir maça gidilmesi var.

Buradan nereye geleceğim?

Kimse kusura bakmasın, net yazıyorum…

Umuda yapılan yolculukta, otobüsün içerisindekilerin yüz ifadelerinde umutsuzluk akıyorsa ki, aktığını gözlemledik, demek ki Trabzonspor kimsenin umurunda değil.

Zira olmadığından dolayı, Ankaragücü maçı Novak’ın doğum günü kutlamasındaki layloma dönüştürüldü!

Buna teknik heyet ve futbolcular dahildir.

Küme düşmesi neredeyse kesinleşen bir takım karşısında oynanan futbolu, ortaya koyulan mücadeleyi, kaybedilen puanları, yok olma noktasına getirilen şampiyonluk umutlarının mazeretini bana kimse anlatamaz.

Anlatmamalıdır.

Her şey ortada açık ve seçik görülmektedir!

AYNANIN KARŞISINA GEÇ!

Bak benim güzel kardeşim!

Bak benim ‘yıldızsın’ demiyorum yıldız adayı kardeşim!

Bak benim olmadan oldum havasına girip, saçıyla başıyla oynayan kardeşim!

Bak benim yer sofrasında mütevazılık fotoğrafı verip ‘Biz böyle bir aileyiz’ deyiveren kardeşim!

Bak benim duygusallığa bağlayıp sosyal medyada köy kokulu fotoğraflar paylaşan kardeşim.

Bak benim, nur yüzlü kardeşim!

Bak benim hopteki (Faroz kolbastı) güzel oynayan kardeşim!

Hani neredesin?

Sahada gözlerimiz seni arıyor ama bir türlü göremiyor.

Oynadığın maçlarda, takımının gittiği bu kutlu yolda, ne hazindir ki, takımına hiçbir katkın olmuyor.

Belki bunları sana söyleyen olmuyordur.

Bak benim köy ve mis kokulu Abdulkadir Ömür kardeşim.

Bunları sana niye yazıyorum biliyor musun?

Seni sen yapan, seni Türk futboluna yıldız adayı olarak çıkaran bu camia senden çok şey bekliyor.

Beklemekte de haklı değil mi?

Ne var ki sen bu beklentilere cevap dahi veremiyorsun.

Bir silkelen!

Bir kendine gel.

Bir aynanın karşısına geç!

Bir köyünüzün en yüksek yerine çık.

Ve şöyle bir ufka doğru bak.

Ardından, kendi kendine ben ne yapıyorum de.

İnan doğru yolu görüp bulacaksın.

Seni sen yapan bu camiaya, takımının kalan son beş maçında yüreğini ve bütün yeteneklerini sahaya koyarak, mutlu sona ulaştırman sayesinde hakkını ödeyebilirsin.

Aksi takdirde seni hep iyi hoptek oynayan bir futbolcu olarak hatırlayacağız!

NE YAPMIŞTI?

Bırakın klavye kabadayılığını!

Bırakın atıp tutmayı!

Bırakın adamcılık oynamayı!

Bırakın şovenistlik yapmayı!

Ne yapmış Ünal Karamanlı Trabzonspor.

Lig fikstürünü alın önünüze.

Ünal Karamanlı Trabzonspor’un oynadığı maçlara iyi bakın.

Ligin ilk beş haftasında ancak Malatyaspor’u yenebilmişti Trabzonspor.

Ya sonrasında oynadığı Gençlerbirliği ve Denizlispor maçlarında, kendi sahasında mağlup olmuştu.

Ya Galatasaray maçında, yine son anda yenilen golle maçı ancak  zar zor berabere bitirebilmişti Karamanlı Trabzonspor.

Şimdi kalkmışsınız Ünal Karaman olsaymış da.

Ünal Karaman olmasaymış da…

Falan filan masallar anlatıyorsunuz!

Sahi ne yapmıştı Ünal Hocalı Trabzonspor?

Futbol olarak ne oynuyordu?

Hangi rakibini eze eze yenebilmişti?

Az daha unutuyordum!

Hadi bunları pas geçelim.

Daha doğrusu görmeyelim.

Karaman ayrılmadan takımıyla çıktığı son maçın da yaptığı  açıklaması yenilir yutulur cinsten miydi?

Ne demek “boğazınızda kılçık olur kalırım” demek?

Yönetim kurulu Ünal Karaman olayında dik durup, yollarını Karaman’la ayırmamış olsaydı, Trabzonspor bugünkü yerinde bırakın olmayı, kulüp adeta cadı kazanına dönerdi.

Yönetim kurulu Ünal Karaman olayında çok doğru bir karar vermiştir.

Unutmayın kimse Trabzonspor’dan büyük değildir:

Unutmayın kimse de vazgeçilmez değildir.

Ve son olarak Trabzonspor değil, Ünal Karaman Trabzonspor’dan çok şey almıştır.

VAR DA, NASIL OLACAK?

Soruyorlar, Trabzonspor’un şampiyonluk şansı var mı?

Ya da şampiyonluk şansının yüzdesi nedir?

Arkadaşlar Trabzonspor’un şampiyonluk şansı en az Başakşehir kadardır.

Bir kere bunu böyle bilelim.

Sıkıntı nerede biliyor musunuz?

Trabzonspor’un şampiyon olması için bu kadar şansı olmasına rağmen hepimize güven verecek oyunu oynamamasıdır.

Şampiyonluğa giden yolda kötü oynanan bir oyunla hedefe nasıl gidebilirsiniz?

Veya çekirgeyi ne kadar zıplatabilirsiniz?

Trabzonspor iyi oynamıyor bir kere bunun altını çizelim.

Ha futbol şansı ne kadar yanımızda olur, işte burası önemli.

Bir de bunlara ek olarak Trabzonspor’un önemli gücü olan iki-üç tane oyuncusu var, onların sakat olması da alınan ve oynanan oyunda önemli etken olmaktadır.

Eğer ki bunlar giderilirse Trabzonspor son maça kadar şampiyonluğun en güçlü adayıdır.

TERİM DAHA NE YAPSIN?

Galatasaray’ı camia olarak sevmeyiz.

Fatih Terim’i ise çoğu kimseler sevmez.

Ancak Galatasaray dolayısıyla Fatih Terim Trabzonspor’a şampiyonluk yarışında önemli bir şans kazandırdılar.

Başakşehir karşısında müthiş bir oyun ortaya koyarak beraberlik kazandılar.

Yani Başakşehir’den iki puan çalmış oldular.

Tabiri caizse Fatih Terim’in demesi o ki, ”Ahan ben üzerime düşen görevi yaptım, şimdi sıra sizde, gelin yenin bizi, şampiyonluğun en güçlü adayı olun”

Peki, Trabzonspor Fatih Terim’in söylediğini gerçekleştirebilir mi?

İşte işin bam teli de burası?

Bu futbol la, bu anlayışla, bu istek ve arzuyla zor!

Cidden zor!

Şunu da vurgulamak isterim, maç oynanmadan hiçbir maçın sonucu belli olmaz.

Bir de futbol öyle bir oyun ki, hiç ummadığın anda öyle bir sonuç alırsınız ki:

Temennimiz tabi ki Trabzonspor’un kazanması ve hepimizi yanıltmasıdır.

ŞİMDİ SIRASI MI?

Bana göre zarar verir!

Bana göre her iki tarafı da yıpratır.

Seslendirilen nemi?

Trabzonspor’un kalan maçlarında takımın başına Mustafa Reşit Akçay’ın getirilmesi.

Şu an olacak şey değil.

Olması da mümkün değil.

Realite şudur…

Her ne olursa olsun, ligin son maçına ve kupa maçının finaline kadar bu takımın bu futbolcu kadrosunun Hüseyin Çimşir ile devam etmesidir.

Lig sonunda hesap kitap mutlaka yapılacaktır.

Herkes yaptığının ettiğini hesabını da hesap görülürken verecektir.

Bir de anlamakta zorluk çektiğim bir konu daha var; o da her maç sonrası Hüseyin Çimşir’in, ‘Ben lig sonunda konuşacağım’ demesidir.

Yahu arkadaş neden şifreli konuşursun.

Şu an şifreli konuşmanın sırası mıdır, zamanı mıdır?

Bırakın bu işleri.

Daha ne arıyorsunuz, hayatınızda teknik adam olarak göremeyecek ve bulamayacak olduğunuz şansı bulmuşsunuz!

Siz hala ‘Lig sonunda konuşacağım’ diyorsunuz.

Lig sonunda konuşsan ne olacak ki?

Bak da konuşurken ‘Atı alan Üsküdar’ı geçmesin’

Geçerse konuşacak bir şeyiniz de kalmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.