banner114

Yurtdışında kısa bir süre misafir araştırmacı olarak bulunmuştum. Dinleyici olarak katıldığım lisansüstü bir derste hocanın ve öğrencilerin takip ettiği kitabın üzerinde “Yasar Ozcan” yazıyordu. Kitabı alıp incelediğimde Virginia Commonwealth Üniversitesinde ki bir Türk bilim insanın eseri olduğunu gördüm ve çok gururlandım. Yaşar Özcan Hocanın dünyada sağlık alanında sayısal yöntem çalışan en başarılı bilim insanlarından biri olduğunu öğrendim.

Hocayla irtibata geçtim. Kitabına Türkiye’de çok ihtiyacımız olduğunu, Türkçe tercüme edilmesini talep ettim. Kitap daha sonra Türkçeye çevrildi. Hocayı bir-kaç kez düzenlediğimiz uluslararası bilimsel organizasyonlara “Onur Konuğu” olarak davet ettik. Bizim bilimsel bakış açımıza çok büyük katkı sağladı. Üniversitesi Hocaya, “Ömür Boyu Profesör” unvanını verdi.

Yaşar Özcan Hoca gibi her alanda dünyada çok başarılı Türk bilim insanları var. Nobel ödülüyle hepimizin gururu ve naifliği ile de sevgilisi olan Aziz Sancar Hocayı anmamak eksiklik olur. Bu sıkıntılı günlerde covid-19 aşı çalışmalarıyla dünyanın ümidi haline gelen Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci hocalarımız gündemde.  Hocalarımız bir kez daha göğsümüzü kabartıyorlar. Bu iki bilim insanımız aynı zamanda bilim ve teknoloji üretiminin birlikteliğini çok güzel sergiliyor.

Bunları okuyunca dövündüğümüz de olmuyor değil. Hepimizin aklına, bilim insanımız yurtdışında nasıl çok başarılı oluyor? sorusu geliyor. Bu soruların, baktığınız yere göre, çok fazla cevabı var. Fakat bu cevapların kesiştiği anahtar kelime “iklim”. Bilim dünyasının yapılandırılmasının oluşturduğu “bilimsel ortam ve çalışma iklimi”.

Bilim insanlığı çok özel bir haldir. Ancak sevenlerin ve yeteneklilerin yapabileceği bir şey. Ömür boyu okumanın-araştırmanın arkasına düşmek, laboratuvarlarda, kitaplarda, sahada veya bilgisayarlarda kaybolmak gerekir. Onun için en zeki ve yetenekliler seçilir, vasatlar değil. Torpilleri, dünya görüşleri, memleketleri, akrabalıkları sorgulanmaz.

Bilim insanları, çalışma hayatına girdiklerinde önleri açılır, akademik ve bilimsel çalışmaları takibe alınır. Çalıştaylara, sempozyumlara, kongrelere gönderilir. Usta-çırak ilişkisi içinde yetiştirilir. Bir yöntem, teknik veya bilgi öğrenmesi için Çin’e bile gider. Kendisini geliştirmesi ve çalışmaları için bir bütçe tanımlanır. Sadece akademik ve bilimsel açıdan ne yaptığıyla ilgilenilir. Kimlerle arkadaş olmuş, kimlerle gezmiş, hocası kimin kankası? gibi değerlendirilme kriterleri yoktur.

Bilim insanı akademik unvan ve rütbelerini bilimsel çalışmalarının objektif değerlendirilmesi sonucu elde eder. Hak ettiği unvan annesinin ak sütü gibi helaldir. Bütün haklarını alır. Bilimsel unvanı hak etse bile alıp alamayacağı “takdir yetkisine” bağlı değildir. Yönetici onun hakkına el uzatmaya cesaret edemez.

Bilim insanı, başarılı olmak için teşvik görür, başarılı olduğunda takdir edilir. Başarısı çevresindeki bazı kıskanç vasatlar veya kifayetsiz yöneticiler tarafından sınırlandırılamaz. Başarısı haklarının kısıtlanması, unvanlarının geciktirilmesi ve önünün kesilmesine hizmet etmez. Çünkü bilimsel üretimin büyük bir saygınlığı vardır.

Kazancı, statüsüne uygun, ailesi ve kendisinin geçimini rahatlıkla sağlayacak düzeydedir. Yoksulluk sınırında değildir. Geçiminin derdine düşmesi gerekmez. Bilimsel üretimi kazancına yansır. Akademik işleri ve çalışmalarıyla iş dünyası veya diğer yasal alanlardan kazanç elde etmesi meşru bir haktır. Bilim insanı, kendi alanında söz söyler, tartışır, gerekirse reddiyeler yazar. Doğruyu söylemekten korkmaz.  Bilimsel görüşü için de takibata ve mağduriyete uğramaz.

Yurtdışındaki bilim insanlarımızın başarısının altında yatan “bilimsel ortam ve çalışma ikliminin” bazı sırları bunlardır. Bunların tamamı bilim insanının “akademik özerklikleri ve özgürlüğü” içerisinde sayılan şeylerdir. Bilim insanımız akademik özerkliğini güvence altında gördüğünde ne kadar büyük ve güzel işler yapmaktadır. Onlarla gurur duyuyoruz, biraz da hayıflanıyoruz.

Ne güzel söylemişler “Marifet iltifata tabidir.” Ve Hekim İbn-i Sina, ne kadar isabetli teşhis etmiş “Sanat (bilim) takdir edilmediği yerden göç eder”.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Musa 1 hafta önce

Kalemine ve yüreğine sağlık Sedat Hocam