banner114

Ne zamandır aklımdaydı.

Yörede “Dudxe” diyorlardı bu saklı cennete…

Rize’de Ardeşen’de hemen herkes aynı şeyi söylüyordu.

Tunca Dere Ağzı Tesisleri’ni gördün mü?”

Sosyal medya sayesinde bilgilenmek yetmiyordu.

Eşten dosttan soruşturmak, kısa bilgiler almak…

Belediye Başkanı Ahmet Aytemiz’i aradım.

Tesislerden, Tunca’nın kültür ve turizm potansiyelinden bahsedince…

Köşemde yazmak isterim, gerekirse röportaj yapmak…”

Rize’deki toplantıya gitmek üzere olduğundan “Fen ve İmar İşleri’nden sorumlu Hasan Kesimal size yardımcı olacak” dedi…

Birkaç dakika içinde telefonum çaldı.

Merhabalar, ben Hasan Kesimal…”

Yani bu kadar olur, bu kadar hızlı…

***

Adeta yeşil bir yoldan geçerek…

Ardeşen’den Karadeniz’e dökülen Fırtına Vadisi boyunca ilerliyorsunuz.

Ve ardından Tunca kolunu takip ederek tepelere tırmanıyorsunuz.

20 kilometrelik yolculuğun nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile…

Çay bahçeleriyle bütünleşen ormanlık alanlar sarmış her yanı…

***

550 rakımda bir saklı cennet Tunca…

1994 yılında belediye olmuş.

Doğal ve tarihi dokusu olabildiğince korunmuş.

Köprüler, serenderler, değirmenler, ahşap evler diyarı…

Kendinizi adeta bir masalın içinde bulunuyorsunuz.

***

Tunca, Ardeşen’in en eski yerleşimlerinden biri…

Dışarıya çok göç vermiş ama yöre insanı öz kültüründen asla kopmamış.

Gelenek ve göreneklerini her fırsatta yaşatmaya çalışıyorlar.

Yemekleri, halkoyunları, misafirperverlikleri…

Yol kenarında armut toplayanların yanında durmamızla birlikte “buyurun” diyerek ikram etmeleri aynı anda oluyor. Sanki duymuşlar konuşmalarımızı…

DERE AĞZI TESİSLERİ

Derenin çağıltısına karışan kuş sesleri arasında devam ediyor yolculuğumuz.

Hemen her şey organik bu Tunca’da…

Süt, peynir ve tereyağı öyle…

Mıhlama ikram edelim, alabalık da var” diyorlar.

Vadi boyunca ilerliyoruz.

Tunca Belediyesi, örnek bir proje yürütüyor.

Dere Ağzı Tesisleri…”

Gelenlerin, gittikleri yerlerde anlata anlata bitiremeyecekleri bir vadi.

Yarım saatte mezrada, bir saatte ise yayladasınız.

Üstte her daim mavi olmayan, zaman zaman bulutlarla gölgelenen bir gökyüzü…

Aşağıda ise yeşilin yüzlerce tonu arasından akıp giden dereler…

Hani “bir yer olsa, cennetten köşe gibi” dersiniz ya…

Tam da böyle bir yer Tunca…

MİSAFİRPERVERLİK

Tanrı misafiri” derler ya…

Selam verirsiniz ve baş tacı edilirsiniz.

Tunca’da hâlâ yaşatılıyor.

O kadar ki “misafir odası” kavramına bambaşka bir anlam kazandırmışlar.

‘Misafir odası’ dediğimiz odanın dışında…

Hemen her evde sırf misafirler için bekletilen ikinci bir misafir odası daha bulunuyor.

Yüzyıllardır bu böyle…

Şömineyi andıran açık ateşi var. Kış gelince misafir üşümesin diye…

Bu oda diğer odalardan daha büyük ve daha yüksek tavanlı…

Misafire hürmetle orantılı…

AYISAVAR

‘Sineksavar’ı bilir herkes.

Hele ortalığın sivrisinek kaynadığı bugünlerde…

Fakat bu ‘ayısavar’.

Yol kenarlarında ilginç bir sistem kurmuşlar.

Daha çok arı kovanlarını korumak için… Bahçeleri de…

Hemen her yerde akan suları değerlendirip fizik kurallarından yararlanmışlar.

Suyla dolan kap aşağı düşünce kıyamet kopuyor sanki.

Zille birlikte “gümmm” diye bir ses ayıyı korkutuyor doğal olarak.

Hayvana hiçbir zarar vermiyor ‘ayısavar’.

TAŞ KOYMA

Sürekli yağmur yağınca…

Dereler taşıp, sağında solunda ne varsa önüne katınca…

Çalı çırpının yanında koca koca kütükleri de sürüklüyor aşağılara doğru…

Sonuçta Tunca, Fırtına’nın bir kolu…

O Fırtına ki her yıl birkaç can almasa rahat etmiyor.

Derelerin öfkesi sona erince yüzlerce kütük birikiyor ötede beride…

Ya da birileri kıyıya çıkarıyor. İşte bu kütüklerin üzerine taş konulduğunda ‘yasal süreç’ başlıyor sanki. Kesinlikle kimse elini süremiyor çünkü o kütüğün artık bir sahibi var.  

İMECE

Tunca, geleneklerin hâlâ yaşatıldığı bir vadi…

Bahçe işlerinde, inşaatlarda…

Hele fakirler, kimsesizler söz konusu ise…

Herkes koşturuyor, gidemiyorsa maddi açıdan destek olmaya çalışıyor.

YOL KENARINDAKİ MEYVELER

Hani “göz hakkı” derler ya…

Tunca’dan geçiyorsunuz. Armut, erik ya da mısır… Üç dört tane almanızdan çok mutlu oluyor yöre insanı… Bunu, bir tür “görmeden ikram etme” gibi düşünüyor olmalılar.

Abartanlar hiç olmamış bugüne kadar.

Hem vakıf kültürüne de çok uyuyor.

Yola uzanmış dallarda ne varsa yoldan geçenindir.”

Helâli hoş olsun” diyor konuştuğumuz kim varsa…

DOĞAL RAFTİNG ALANI

Tunca Deresi dört mevsim gürül gürül akınca…

Sporseverlerin de dikkatini çekmiş ve nihayet iki hafta önce ilan edilmiş.

Tabi bu arada boş durmamış Tunca Belediyesi.

Yöre çocuklarından oluşan ‘Rafting Takımı’ kurmuşlar, pek çok derece almışlar.

Diğer sporları da destekliyorlar. Elbise, ayakkabı, çim saha filan…

Hasan Kesimal, çocukları ve gençleri kötü alışkanlıklardan kurtarmak için Tunca Belediyesi olarak çok yoğun bir çalışma yürütüldüğünü heyecanla anlatıyor.

Belediye Başkanı Ahmet Aytemiz bizzat destekliyor başarılı sporcuları…

Tam da bu sırada vadide onca zorlukla inşa edilen çim sahanın önünden geçiyoruz.

Bir süre izliyoruz karşılaşmayı ve devam ediyoruz Tunca’yı tanımaya…

Buralarda arazi çok kıymetli fakat dere kenarındaki kumsalı belediyeye bağışlarken hiç tereddüt etmemişler.

FORMULAZ

‘Formula’dan esinlenip geleneksel hale getirmişler.

Her yıl Ağustos ayının üçüncü hafta sonunda düzenleniyor.

Bu yıl salgın dolayısıyla ara verilmeseydi 11. Formulaz gerçekleşecekti.

Yol boyunca öyle bir kalabalık ki şaşırtıyor görenleri…

Sanırsınız Tunca halkının tamamı burada…

Başka başka kentlerde yaşayanlar da gelmiş…

Çok çekişmeli geçiyor yarışmalar.

Ödüller de veriliyor.

İlk üçe girenlere altın…

En güzel arabayı yapana da ağırlığınca içecek.

Bizleri, çocukluğumuza götürüyor Tunca Belediyesi.

Bilye kullanmıyorlar, ahşap ve çivi yalnızca…

SÜT BÖREĞİ

Sadece Tunca’ya has…

Daha önceleri yukarı köylerde ve özellikle çobanlar tarafından yapılırken…

Bugünlerde sırf süt böreği için Tunca’ya gelenler bile oluyormuş.

Laz Böreğini andırıyor ancak damağınızda çok farklı bir tat bırakıyor.

Sadece Tunca’da yapıldığını söylüyorlar. Diğer yerlerde yenilen süt böreğinin ise havasından mı yoksa sütünden mi bilinmez, aynı lezzeti vermediğini özellikle belirtiyorlar.

Yaz tatillerinde Tunca çok kalabalık…

Yöre halkı, çıkıp geliyor yaşadığı kentten, yurt dışından…

Alabalık, mıhlama, pekmez derken en çok süt böreğini özlüyor.

SİYASET VE TİCARET

Tuncalılar, hemen her alanda büyük başarılara imza atmışlar.

Dere Ağzı Tesisleri’ne ulaştığımızda tanışıyoruz.

İstanbul’un ünlü restoranlarının sahipleri burada…

Siyaset ve ticaretle uğraşanlar, yöneticiler de…

Karadenizli her gittiği yere damgasını vurmuş, eser bırakmış fakat doğduğu toprakları da asla unutmamış.

ZİPLİNE

Tunca’nın en eğlenceli tarafı…

Hayatımda ilk kez bu tellerle karşıya geçerken biraz heyecan yaptığımı kabul ediyorum.

Hiç endişe etme” diyerek moral motivasyon desteğinin ardından “oh be dünya varmış” diyor insan…

Belli ki ‘denemeden dönme’ türünden bir adrenalin göstergesi…

TUNCA VE TURİZM

Salgın süreci yaşanmasına rağmen hemen herkes yine de ümitli sezondan.

Tunca Belediyesi olarak 10 adet yayla evine sahipler ve geceliğini 300 Liradan kiralıyorlar. Sohbetimiz esnasında şu anda yirmi kişinin bu evlerde konakladığını anlatıyorlar. Milli Parklar Genel Müdürlüğünden devralmışlar bu evleri…Yeşilin yok edilmemesi, doğal dengenin korunması Tunca Belediyesi’nin olmazsa olmazı… Ağaçları kesmek şöyle dursun, dikiyorlar. Yöre insanının da refahını düşünerek, ürettiklerini satın almaya ve pazarlamaya ağırlık vererek…

Dere Ağzı Tesisleri’nde üç adet bungalov inşaatı devam ediyor.

Özellikle geceyi vadide geçirmek isteyen konuklarını da düşünmüşler.

Vadide, dev oteller yaptırmak istemiyor yöre halkı… Doğal ve tarihi dokunun zarar görmesinden endişe ediyorlar. Sırf bu yüzden beldenin imar planı üzerinde çalışıyorlar.

İki buçuk katın üzerinde hiçbir şekilde imar izni vermeyecekler.

Konsept belirlenmiş, ahşap ve taş karışımı… Yöresel mimari…

Sosyal medya aracılığıyla Tunca Belediyesi’ne ulaşılabilir, bilgi alınabilir, yayla evleri için rezervasyon yaptırılabilir.

Tesislerde yemek yemenin yanında “kendin pişir kendin ye” tarzında da bir gün geçirebilirsiniz Tunca’da… Masalarınız hazır, mangallarınız da…

Yürüyüş yollarınız da tamamlanmak üzere… Vadi boyunca kalınca kestane tahtalarından oluşturulmuş merdivenlerde yürüyebilir, şelaleler önünde fotoğraf çektirebilirsiniz.

Tunca Belediyesi, beldelerini ziyaret eden konuklarının görüş ve önerilerini alıyorlar.

Bazı önerileri uygulayınca, gereğini yerine getirince, öneri sahibine bilgi veriyorlar.

Bu, çok değerli bir çalışma örneği… Diğer belediyeler de değerlendirebilir.

TULUM ve HORON

Ünü, sınırları aşmış tulumun.

Türküler onunla bir hoş olmuş, horon da…

İstanbul, Ankara ve İzmir gibi kentlerde de sesi duyulduğunda gittikçe büyüyen bir çembere dönüşüyor kalabalık.

Tunca yaylaları da tulumla şenleniyor.

Yağmura, soğuğa ve sise aldırmıyorlar.

Bazen saatlerce oynadıkları oluyor.

Yüzlerine yansıyor mutlulukları, seslerine…

PEKMEZ TEKNESİ

Çok tatlı bir gelenek…

Armut ve üzüm bol olunca…

Tunca Pekmezi de geleneksel bir ağız tadı sunuyor.

Kara üzümden yapılan pekmez aynen bal gibi… Bal ayarında… Pek çok derdin dermanı… Özellikle kan değerleri düşük olanlara öneriliyor.

Üzüm her yıl beklentileri karşılamıyor. Bu yüzden toplanıyor, hava almayan kaplara konularak iki üç yıl saklanıyor. Çapı bir metreyi aşan bir bakır kap düşünün, dev tava…

İşte bu tavada kaynatılıyor pekmez… Sıra geliyor, pekmezi döküldükten sonra dipte kalan bir iki parmak kalınlığındaki kısma… İnsanlar sırf bu olaya tanık olmak ve pekmezin en lezzetli kısmını geleneksel yöntemlerle yemek için tatillerini planlıyorlar, haberleşiyorlar. Ve pekmez yapımını Tunca’da bir şölene çeviriyorlar. Pekmez tavasının çevresinde bazen on beş yirmi kişiyi buluyorlar. Adına “sıyırma” dedikleri en keyifli an başlıyor. Kimileri parmaklarıyla, kimileri de ekmekle pekmezin kazandibine dalıyorlar.

Şölen devam ediyor, çaylar kahveler eşliğinde en koyusundan bir Tunca sohbeti…

TAŞ KÖPRÜ

Yörenin en göz alıcı eseri…

İnce bir ustalık istiyor ve yüzyıllarca üzerlerinden gelip geçmişler, çoğu da “bana mısın” dememiş. Beş tarihi köprü hâlâ ayakta… Tunca, belediye olunca tarihi eserlerin daha iyi korunduğunu bizzat gözlemledik. Ahşap yapılara ve taş köprülere özel bir önem vermişler. Eski binaların korunması yönünde bilinçlenmiş yöre halkı. Çünkü yaz kış daha sağlıklı bir hayat sunuyor.

Bu arada taş köprü önündeki salıncakta sıra bekleyenlerin yanında işin keyfini sürenler de var. İstanbul’dan gelmişler ve anlattıklarına bakılırsa vadiyi çok sevmişler.

İzin alıp fotoğraf çektikten sonra “sıra bende” diyerek yerimi alıyorum salıncakta.

KUŞLAR İÇİN

Bazı meyveler toplanmıyor.

Nedenini soruyorum, “kuşlar için” diyor Tuncalılar.

Üzerlerine kar yağıncaya kadar dalında kalabiliyor armutlar, hurmalar…

Kuşlar aç kaldığında ne yiyecek? Tunca’da işleri kolay çünkü yöre insanı çaresini bulmuş. Ayırmış kuşların hakkını… Hemen hemen beşte birini dalında bırakıyor, en olmamışlarını… Şimdi siz, Tunca’da kışları kuşları düşünebiliyor musunuz? Hani ev önlerine bırakılan kâseler dolusu yiyecekler bir yana… Dalında meyve…

Bir arkadaşıma anlattım, “Tunca’da kuş olmak varmış” dedi.

EVSEL ATIKLAR

Bunun da bir yolunu bulmuş Tuncalılar.

Her türlü evsel atığı kutuların içinde biriktirerek gübre haline getiriyor...

Bağda bahçede kullanıyorlar.

İyi bir geri dönüşüm…

Gezdiğimiz yerlerde çevre kirliliği oluşturacak bir görüntü ile karşılaşmadık.

SERENDER

Karadeniz’in simge eserlerinden…

Daha çok meyve sebze ambarı olarak kullanılıyor.

Fakat Tunca’da iki katlısının önünde poz verince…

Hemen her evin önünde de görünce anladım özel bir önem verildiğini…

Dere Ağzı Tesisleri’nde de çok sayıda serender var.

Üzerlerindeki sahiplerinin isimleriyle yaşayacaklar ve gelip geçenlere nostaljik bir atmosfer sunacaklar. Tanınmış iş insanları, konu Tunca’nın tanıtımı olunca hiç tereddüt etmeden bağışlamış serenderleri…

TUNCA’DA DÜĞÜN FOTOĞRAFI

O kadar çok mekân var ki…

Birkaç albüm dolar, “hangisi en güzeli” diye arada kalırsınız.

Zaman zaman, zaman tünelinden geçmişsiniz hissini uyandıracak kadar şaşırtıyor sizi… Sanki ardı ardına film platolarından geçiyormuş gibi…

Öyle yerler yapılmış ki görmek gerek.

Tunca Belediyesi, gelin ve damatlar için bir ikram çalışması planlıyor.

Yöresel mekânda yemek…”

Gençlere duyurulur.

Düğün olunca Tunca.”

SAKLI CENNET

Tunca bizi bekliyor.

Gitsek ve görsek bu saklı cenneti…

Hani “bu yıl olmadı” diyorsak önümüzdeki sezon için ajandamıza yazsak.

Pınarlarından doya doya su içsek…

Salıncaklarında salınsak, köprülerinden geçsek…

Vadi boyunca yürüsek, yüzlerce kare fotoğraf çeksek…

Tulum eşliğinde karşılama kültürüne denk gelsek…

Süt böreği yesek, nefis alabalık, mıhlama…

Hiç masraf etmeseniz de önemlisiniz Tunca’da…

Misafir” denildi mi akan sular durur.

Baş tacısınız her daim, emin ellerdesiniz.

Tunca, muhteşem bir vadi.

Rize’nin yeni Ayder’i…

Saklı Cennet’i…

O zaman yolunuzun üzerinde olsun.

Rota Tunca.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.