banner114

Süper Lig'in on altıncı haftasında Sivasspor, Beşiktaş ve Galatasaray gibi takımlar kazanamayınca Konyaspor-Trabzonspor maçı daha da önem kazandı. Evinde Kayserispor haricinde hiç bir takımı yenemeyen Aykut Kocaman'ın öğrencileri, ligin güçlü ekibi Trabzonspor'u konuk etti. Karadeniz Fırtınası, deplasmanda sadece Sivasspor'a kaybetmiş ve nasıl kaybettiği de halâ hafızalarda! Bordo Mavililer, rakibini yenip yoluna devam etmeliydi. Konyaspor ise, alt sıralardan kurtulmak için mutlaka kazanmalıydı.

Ünal Karaman, Sorlöth-Nwakaeme-Sturridge ile maça başladı. Gol futbolun meyvesiydi ve rakipten çok atamazsan üç puan hayal olurdu. İlk yarı yüksek tempo ve mücadele seyrettik. Üretkenlikte her iki takım da zayıftı. Topla oynama yüzdesinde Bordo Mavililer bariz üstündü. İlk yarının sonlarına doğru gelen Sorlöth'ün golü ev sahibi takımın direncini kırdı. Nwakaeme'nin güzel ortası en az golün kendisi kadar güzeldi. Devrede, Sturridge yerini Yusuf Sarı'ya bıraktı. Sakatlanıp çıkana dek, birkaç hareket dışında pek etkili olamadı. Konyaspor kaybetmemek için varını yoğunu ortaya koymaya çalışırken Trabzonspor ikinci golü bulmak için çabalamadı. Halbuki böyle maçlarda ikinci gol atılınca işi sağlama alabilirsin. Orta alan oyundan düşünce Ünal Karaman'ın müdahalesini bekledik,bekledik, bekledik. Ta ki, yetmiş sekizinci dakikaya kadar! Doğan Erdoğan oyuna girdi son düdüğe kadar Trabzonspor'un oyun olarak ivme kazandığını göremedik. Son bölümde giren Ekuban da katkı sağlayamadı. Uzatmalarda on kişi kalan Konyaspor Trabzonspor kalesinde yürekleri ağızlara getirdi. Ünal Karaman'ın bu konuda (üç puana rağmen) bişeyler yapması lazım. Lig de evinde sadece sonuncu sıradaki Kayserispor'u yenen Konyaspor'un, son dakikalarda hem de bir eksikle Trabzonspor'a ecel terleri döktürmesi hiç kimseyi tatmin etmez. Üç puan çok güzel, oyun anlayışı ve oyuncu tercihleri konusu ise çok tuhaf!

2010-2011 sezonundan sonra Konyaspor'u Konya'da ilk kez mağlup eden Karadeniz Fırtınası, sıralamada üçüncü sıraya yerleşti. Ünal Karaman, dünkü galibiyetle Aykut Kocaman'a karşı olan üstünlüğünü pekiştirdi. Sorlöth, Hüseyin Türkmen, Campi, Pereira ve Sosa takımın en iyileriydi. Abdülkadir Parmak sahada pek görünmedi. Sturridge ise, sahada her an her şeyi yapabilecek bir oyuncu. Yerine giren genç yetenek Yusuf Sarı, beklenenden uzaktı ve herkese "keşke Sturridge oyundan çıkmasaydı" dedirtti. Özetle; Kazanmak güzeldir, saha içindeki yanlışlardan herkes dersini alırsa!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.