banner114

                 7-8 Temmuz tarihlerinde iki gün Trabzon Üniversitemizin Fatih Eğitim Fakültesi bünyesindeki Araştırma Kütüphanesin de Yönetmen Halil Demirci Bey’le epey zamandır üzerinde (KÜLTÜR BAKANLIĞI İLGİLİ BİRİMİ ve ANADER’le anlaşmalı) çalıştığımız “KUR’ÂN HADİMLERİ” belgeselinin son bölümlerini çektik ve nihayet Yüce Allah’a çok şükür ki belgeseli tamamladık. Çok müstesna ve muhteşem bir belgesel oldu. Bizzat herkes izleyerek şahidi olacaktır. Şimdi taraflar resmi anlaşmadaki imza ve sözlerine sadık kalarak belgeseli büyük resmi bir gala ile Trabzon, Türkiye ve dünya kamuoyunda tanıtmalıdırlar. Çünkü bu belgesel Kur’ân-ı Kerimi okumada iki defa Dünya şampiyonu olmuş Trabzon ve Trabzonluların Kur’ân-ı Kerim ve Âlimleri (kuraları)belgeselidir. Dünyada ilk defa yapılan bir belgeseldir. Bu çalışmalarda Trabzon Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Sn. Emin Âşık Kutlu Bey, Akademisyen Araştırmacı yazar olarak bendeniz, Ortahisar Belediye Başkanımız Avukat Sn. Metin Genç Bey, Akademisyen Araştırmacı Yazar Veysel Usta Bey,  unutulmaz Bakanımız ve Milletvekilimiz Sn. Faruk Özak bey gibi değerleri bu belgeseldeki en büyük Kur’ân-ı Kerîm hizmetkârı ve üstâdı Rahmet El Hâc, Hafız Ali Haydar, Özak Bey ve öğrencileri konusunda konuşturduk. Tamamlanınca Trabzon’umuz için çok büyük bir eser ortaya çıktı. Anader bünyesinde on bir kişilik kurulunun olması, kitabının yayınlanması da başka ciddî bir boyutudur. Trabzon her tarafa hafız ihraç edebilen bir Kur”ân şehri çünkü belgeselin tamamında 200(iki yüz) akademisyen, ilâhiyatçı, araştırmacı yazar ve profesör hoca konuşturuldu. Hakkında konuşulanlar ise medâr-ı iftihârımız 60 Kur’ân üstadı, hadimi (hizmetkârı). Bunları Trabzon için yaptık amma bunları bünyesinde yaptığımız Trabzon Üniversitemiz- hakları ve olması gereken zirve bakımından perişan. Nice sorunlarla dolu…

                Doğrusunu ararsanız çok üzüldüm. Çünkü Trabzon ismi dünya çapında bir isim. Dünyaca bir isim. Hem bir Anadolu Üniversitesi. Hem de bir Karadeniz Üniversitesi. Eski Trabzon’u hesaba katarsak hudutları Batum’dan Kastamonu’ya kadardı. İşte Trabzon Üniversitesi şimdi bu büyüklüğün ismini taşıyor. Üstelik burayı Sn. Cumhurbaşkanımız, birçok Bakan ve birçok milletvekili hizmete açmış. Şimdi üvey evlat durumuna düşürmüşler âdeta. Aynı ekip olarak Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde de belgesel çektik. Fakat o üniversite dört dörtlük derler ya öyle mükemmel. Trabzon neden mağdur kalsın?

            Kimseyi karalamıyoruz amma bu iki günde şahit olduklarım bu yazıyı yazmaya mecbur etti beni. Çünkü ben de KTÜ’den öğretim görevlisi olarak tarih, ilâhiyat ve Hitabet hocalığından emekli oldum. Üstelik Üniversite hocalığını Rize İlâhiyat Fakültesinde kazanmıştım. O zaman da Trabzon İlâhiyat Fakültesi MEB Köksal Toptan Bey tarafından Rize’ye verilmişti. Trabzon yine mağdur kalmıştı, sonra düzeldi. Şimdi de böyle mağdur oldu. Oldu mu ya? Şu anda Akçaabat Söğütlü’deki bu üniversitemizin dört fakültesi ve ilçelerimizde birçok yüksekokulu var. Fakat gel gör ki Trabzon Üniversitesi Rektörümüzün rektörlük binası bile yok. Eğitim Fakültemizin imkânlarından istifade ediyor. Arabası yok. Oradan araba alıyor. Birçok kadroya ihtiyacı var. Bazı âmirler tayin olmuş, alt birim elemanları yok. Kütüphane binası yetersiz. Bir teknik elemanın beş on değişik teknik elemanın işine koştuğunu gördük. Soruyoruz buranın görevlisi nerede? Cevap yok ki, üniversite henüz 2018 KPSS’sinden adam alacak. 2019 yılından KPSS kazanmışın kadrosu çıkmıyor. Ya 2020’ye geldik ne olacak? Bir görevliye birçok birimde birkaç görevlinin işi yaptırılırsa bu insanlar zamanla sağlıklarından bile olurlar. Eleman yokluğundan bir âmir bazı bayanlara “Şuraya misafir geldi, Bakanımız geldi, Rektörümüz konuşacak.” diyorlar. Kadınlar ”Yahu saat beşe (17’ye) geliyor. Erkekler gitsin.” diyebiliyor. Getireceği bir bardak sudur.

           Kendisiyle 25 senedir beraber olduğum Akçaabat Belediye Başkanı Sn. Şefik Türkmen Bey’in bu üniversitenin kuruluşunda Hasan Saka ve Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun KTÜ’ye geçen emekleri gibi emekleri geçtiği için bu konudaki görüşlerini Akçaabat Haber Gazetesinde okudum. Diyor ki: ”Trabzon Üniversitemiz için seferberlik gerek.” Yerden göğe kadar haklı. Çünkü çağımızda en büyük değer bilgi ve iş üretimine verilmektedir. En büyük yatırım eğitim ve öğretime olan yatırımdır. Çünkü insanımızın yetişmesine harcanmaktadır. Gerçekten bu seferberliğe herkes katılmalıdır. Çünkü bu sayede de Trabzon Üniversitemiz Türkiye ve Dünya üniversitelerindeki yerini alacaktır. Fatih Eğitim Fakültesinin 200 dönüm civarında, KTÜ’nün bin dönümden fazla alan bulunmasına rağmen Trabzon Üniversitemizin hiç yeri yoktur. Kâğıt üzerinde âdeta Üniversite Fakültesine sığınmıştır. Ne büyük çelişki… Sn. Cumhurbaşkanımız ve YÖK bu üniversitemizin rektörünü bile aşan sorunlarına çözüm getirmelidirler. Bu Üniversitenin İletişim Fakültesi boşuna mı birincilik almıştır? Diğer bütün üniteleri elinden geleni zor imkânlar içinde yapmaya çalışmaktadır. Bu üniversitenin ilim şampiyonluğu Trabzonspor’un şampiyonluğundan bile daha çok önemlidir. Trabzonspor’un şampiyon olamayışı bizi ne kadar çok üzüyorsa bu üniversitenin bu yenilmiş Trabzonspor gibi hali hepimizi ağlatmalıdır. Fakat İstiklâl Marşı şâirimiz diyor ki: “GÖZYAŞI DÖKME OĞLUM. ALIN TERİ DÖK. GÖZYAŞI İŞE YARASAYDI, UĞRUNA AĞLADIĞIN ANAN BABAN MEZARDAN KALKIP AYAĞA DİKİLİRDİ. ALIN TERİ DÖK” İş bu Trabzon Üniversitemiz konusunda da gözyaşı değil alın teri dökeceğiz. Laf değil, iş üreteceğiz. Aksi halde “TRABZON ÜNİVERSİTESİ” İmine de yazık olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.