banner114
banner146

Trabzonspor (sonradan adı Süper Lig olan) Türkiye 1. Ligi’nde şampiyonluğu İstanbul dışına taşıyan ilk futbol kulübü oldu. Bu başarıyı ülke çapında sevinç ve sempatiyle karşılayanlar oldu olmasına ama “müesses nizam”ın canı biraz sıkılmıştı. Çünkü söz konusu nizam ülkede sadece futbolu değil bütün sosyo-ekonomik düzeni İstanbul’a göre dizayn etmişti ve bu dizaynda İstanbul dışından bir şampiyon hesapta yoktu.

Trabzonspor tek şampiyonlukla kalsaydı sistemde o kadar önemli bir arızaya sebep olmazdı. Gerçekten de sonradan gördük ki birer şampiyonluk elde eden Bursaspor ve Başakşehir’in şampiyon olmadan önceki imajlarıyla sonraki imajları arasında dikkate alınacak bir değişiklik yoktu. Yani şimdi Bursaspor deyince benim zihin dünyamda ilk anda şampiyon bir takım canlanmıyordu. Bir süre de olsa düşündükten sonra bunu hatırlıyordum. Sanırım futbol camiasında bu konuda yalnız da değildim.

Fakat Trabzonspor takip eden yıllarda üstelik pek de zorlanmadan arka arkaya şampiyonluklar elde etmiş, bu da sistemin canını sıkmakla kalmamış, fena halde afiyetini kaçırmıştı. Ülkeye dayatılan “Bütün yollar İstanbul’a çıkar” kuralı sorgulanır olmuştu. O efsane yıllarda Trabzonspor yönetim kurulu üyesi olan Ziver Öktem, “İstanbul’da tribünler boşalmış, gazete tirajları ciddi oranda düşmüştü” demişti kendisiyle röportajımızda.

Ülke sathında toplumun bir parçası olmanın, toplum içinde daha muteber olmanın yollarından biri İstanbul’dan bir takımın taraftarı olmaktı. Derken İstanbul’la (ve hâttâ Anadolu’nun birçok şehriyle) hacim ve nüfus olarak boy ölçüşemeyecek bir şehrin takımı çıkmış, bütün ülkeye “Sizin yapamadığınızı işte defalarca yaptım. Siz başaramadınız, başarmak için çaba bile göstermeden teslim oldunuz” diye haykırmıştı. Paradigmayı kökünden sarsan ciddi bir tehlikeydi bu. Ruhlarını ülkenin öbür ucundaki bir semt takımın başarılarıyla doyurmanın engin rehavetiyle mesut bahtiyar yaşayıp giden insanlar kandırıldıklarını anlarsa neler olurdu…

Tabii bu tehlikeye karşı tedbir alındı. Paradigmayı tehdit eden anarşist (!) yok edilemiyordu, yola da gelmiyordu. Aradan geçen on yıllarda İstanbul merkezli otoriteler, 1970’li yılların ikinci yarısında bir kâbus gördüklerine inanmak istiyor, Trabzonspor ligde biraz gerilere düşse derhal “Trabzonspor artık büyüklük sıfatını kaybetti” benzeri sözler sarf ediyorlardı. Bu on yıllarda Trabzonspor’un şampiyonluğu defalarca göz göre göre engellendi. Hâttâ 2011’de mızrağı sığdıracak bir çuval bile bulamadılar. Dikkat edilirse bu süre zarfında Bursaspor ve Başakşehir’in şampiyonluğu onları çok da rahatsız etmedi. O kadar sarsıntıyı sistemin bünyesi kaldırıyordu ne de olsa.  

Peki, bu sezon ne oluyor? Trabzonspor 15. Hafta sonunda en yakın rakibine tam 12 puan fark atmış durumda. Oynadığı futbol ve aldığı sonuçlara bakılırsa şampiyonluğu kolay kolay bırakacağa da benzemiyor. Tam bu noktada İstanbul’un korkusunu Rıdvan Dilmen dile getiriyor ve Trabzonspor’un şampiyon olduğu takdirde bu başarıyı ardı ardına sürdürebileceğini, yıllarca İstanbul’a şampiyonluk vermeyeceğini iddia ediyor.

İşte bu sözünü ettiğimiz korkunun ete kemiğe bürünmüş halidir. Trabzonspor şampiyon olduğu ve bunu takip eden sezonlarda tekrarladığı takdirde, İstanbul’un üç büyükleri masalıyla mışıl mışıl uyuyan toplumun uyanması ve sorgulamaya başlama tehlikesi vardır.

2011’de mızrağı sığdıracak bir çuval bulmaya bile gerek görmeyen, 2020’de pandemi gerekçesiyle ligin tepesini tescil ettiği halde dibini “affedecek” kadar kendini kaybeden müesses nizam Trabzonspor’un şampiyonluğunu engel olmak pahasına daha da çıldırabilir mi bilinmez. Mühim olan, Trabzonsporluların sadece öyle bir şey olduğu takdirde değil her halükârda akıl sağlıklarına mukayyet olmalarıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhsin Küçük 2 ay önce

Malesef son şampiyonluktan sonra popülist transfer politikaları ve yerlinin yerlisi parolasıyla vasıfsız ama Trabzon doğumlu diye yeteneksiz futbolcularla üstüne de yazdığınız konulardan cesaret alan medya ve kasıtlı hakem hatalarıyla 36-37 sene geldi geçti…

Avatar
Murat 2 ay önce

Çok güzel bir yazı kalame aldınız çok teşekkürler,bende hergün kendime soruyorum bu sefer kabulleneceklermi vereceklermi bize diye ama zor hala Fenerbahçeyi yarışın içine katmaya çalışıyor onun için uğraşıyorlar.Allahım artık bize nasip olsun şampiyonluk.