banner114
banner146

Soru ilk bakışta garip gelebilir. Ansiklopedik bilgiye başvurduğunuz takdirde karşınıza şöyle bir metin çıkar: “Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık yirmi yedinci şehridir. Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer alan ilin Karadeniz'e kıyısı bulunur. Karadeniz sahili ile Doğu Karadeniz Dağları arasında yer almakta olup yüzölçümü açısından az bir alan kaplar. Batısında Giresun'a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane'ye bağlı Torul ilçesi ve Bayburt, doğusunda da Rize'ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri bulunur”

İlk bakışta garip gelen bir soru sorduğumuza göre bizim cevabımız tabii ki ansiklopedilerde yazanlardan farklı olacaktır.

Trabzon, bilindiği gibi Cumhuriyet’in kurulmasını takiben vilayet sistemine geçtikten sonra bugünkü halini almıştır. Aslında eskiden –bugün Doğu Karadeniz diye adlandırılan- bütün bölgenin adı Trabzon idi. Bu idari değişikliğin sebeplerini şimdilik bir yana bırakıp sonuçları üzerinde biraz kafa yorarsak, çok çarpıcı sonuçlara ulaşırız kanaatindeyim.

Trabzon deyince akla pek çok şey gelir. Horon, kemençe, davul-zurna, kaval, hamsi, ekmek, tereyağı, hurma, sayısız tarihi eser, sanatçılar, devlet adamları ilk aklımıza gelip bir çırpıda sayabildiklerimiz... Binlerce yıllık bir tarihin ürettiği olağanüstü zengin bir birikim var ortada.

Vilayet sistemi ve problemler…

Pekâlâ... Bu birikimin tamamının bugünkü Trabzon tarafından üretildiğini söyleyebilir miyiz? Kesinlikle hayır. Hepsinde eski Trabzon’un az ya da çok payı vardır, bu da tarihi ve kültürel açıdan bölgenin aslında bir bütünlük arz ettiğini gösterir. Daha açık bir ifadeyle, Ordu’dan başlayıp içeride Gümüşhane ve Bayburt’u da kapsayarak Sarp sınır kapısına kadar olan coğrafya aslında Trabzon bölgesidir. Eski ve esas Trabzon bu coğrafyadır. Sonradan ayrılarak vilayet statüsüne sokulan bu merkezleri, Trabzon’dan ayrı ve farklı unsurlar olarak görmek doğru değildir.

Söz konusu vilayet sistemi, ciddi problemleri de beraberinde getirmiştir. Yukarıda “kültür bu coğrafyanın ortak ürünüdür” dedik. Dedik ama toplumsal hafızada çok eski ve güçlü bir Trabzon imajı vardır. Eski Trabzon’un bir bölümünde üretilip de doğal olarak Trabzon’a ait olarak hafızalara yerleşen bir unsur, vilayet sistemine geçildikten sonra yine Trabzon’a ait olarak hafızalarda kalmıştır. Örnek vermek gerekirse, kemençe kabaca doğuda Rize’nin Trabzon tarafında kalan ilçelerinden başlayıp, Gümüşhane’nin Torul ve Kürtün ilçeleri de dâhil olmak üzere Giresun’un çoğu ilçesine kadar uzanan bir kültürdür. Tanımladığımız bu coğrafyanın her tarafından büyük kemençe ustaları ve horoncular çıkmıştır. Vilayet sisteminden önce bir problem yoktu, çünkü vurguladığımız gibi bütün bölgenin adı Trabzon’du. Fakat idari sistem değiştikten sonra bütün toplumun hafızasında Trabzon=kemençe olarak kaldı ve sistem değişikliğiyle adları Giresun, Gümüşhane ve Rize olan merkezlerin elinden bu kültürel değer alınmış gibi oldu. Çünkü yeni sistemde o merkezler artık Trabzon değildi. Fakat kemençe ve horon Trabzon’a ait bir değerdi. İdari sistemleri kanunla değiştirebildiğiniz kadar kolaylıkla toplumun hafızasını değiştiremiyordunuz.

Asırlardır kemençe çalıp horon oynayan ve artık farklı vilayet kimlikleri taşıyan bölge insanları haklı ve doğal olarak bu durumdan rahatsız oldular. Toplumsal hafıza konusunu yeterince kavrayamadıkları, devletin tasarrufuna da toz kondurmak istemedikleri için bu problemden bugünkü Trabzon ve Trabzonluları sorumlu tuttular. “Her şeyi kendilerine mal ediyorlar” dediler. Açık konuşalım, bugünkü Trabzonlular da bu duruma çanak tuttular ve meselenin öneminin farkında olmadıkları için bütün kültürel mirası sahiplenmekte bir mahzur görmediler. Üstüne üstlük, “eski” hemşehrileriyle karşılaştıkları yerlerde bu konu hakkındaki tartışma ve sohbetlerde “Siz eskiden bize bağlıydınız” gibi sömürgeci mantığını çağrıştıran aşağılayıcı ifadeler kullandılar.

İdari sistemi değiştiremeyiz ama...

Hâlbuki kimse kimseye bağlı değildi. Vilayet sisteminden önce Sürmene neyse Görele de oydu. Çayeli neyse Vakfıkebir de oydu. Örnekleri istediğiniz kadar artırabilirsiniz.

Bölge vilayetlere ayrıldıktan sonra bugünkü Trabzon sınırları içinde kalanlar birden bire üstün ırka mensup insanlar olmadılar. Şimdi mesela devlet yeni bir düzenlemeye gitse de Of’u vilayet yapıp Trabzon ve Rize’nin civar ilçelerini Of’a bağlasa ne olacak? Öyle bir şey olduğu takdirde, örnek veriyorum bir Araklılı ya da Vakfıkebirlinin ya da başka bir ilçeye mensup hemşehrimizin eski (!) hemşehrilerine “Siz eskiden bize bağlıydınız” demesi kadar saçma ve komik bir şey düşünebiliyor musunuz?

Ülkenin mevcut idari ve siyasi sistemine isyan edecek halimiz yoktur. Değişmesi için imza kampanyası düzenlememiz gerekmez, zaten buna lüzum da yoktur. Geçmişimizi ve geçmişimizin bize bıraktıklarını unutmayıp (daha doğrusu hatırlayıp), ortaklaşa üretilen değerleri paylaşarak çoğaltmak ve geliştirmek birinci önceliğimiz olmalıdır.

O zaman her şeyin -Trabzonspor da dâhil olmak üzere- bütün bölge adına daha iyi olacağını söylemek için kâhin olmak şart değildir. Böyle bir çabaya girişmediğimiz takdirde bütün problemlerin aynı kalacağını, hatta zamanla daha kötü olacağını da...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İrfan Elbir 2 ay önce

Sadece bir makalede Trabzon’u anlat deseler bu kadar olurdu. Ustanın kalemi ile çırağın kalem farkı... Olaylara da bu perspektifle tarihi derinlik olarak ele alabilsek ve analiz edebilsek problemlerin çoğu başlamadan biter valla..

Avatar
Birol Karaoğlan 2 ay önce

Tebrik eder,başarılarınızın devamını dilerim

Avatar
Sedat demir 2 ay önce

Çok yerinde tespitler bu bahis çok su kaldırır.Kalemine sağlık Bülent Bey