banner114

 Nüfusun az olduğu,dağınık bölgelerde,1990-91 den sonra taşımalı ilköğretim uygulamasına geçildi.Daha önce de  1989-90 yıllarında pilot bölge olarak seçilen  Kırıkkale’de 3,Kocaeli ilinde iki merkezde bunun uygulaması yapıldı.Anavatan Partisi iktidarı döneminde başlatılan bu uygulama iyi sonuç vermesi sonunda tüm yurt genelinde uygulanmaya konuldu.O gün bu gün uygulama devam ediyor,

Atalarımızın bir sözü vardır:”Taşıma su ile değirmen dönmez.” Samsun-Mersin hattından batıya kalan  bölgelerde bu uygulama zararsız uygulanabilir ama bu hattın doğusunda kalan coğrafi bölgelerimizde bu uygulamanın fayda sağladığını söyleyemeyiz.Avrupa’nın tamamında da bu uygulama var ama bizim uygulamamıza hiç benzemez.Zira orda bu taşımacılık yerel yönetimlerin sağladığı belediye otobüsleriyle yapılır.Üstelik tüm taşınan öğrenciler sigortalıdır.Engebesiz arazide,standartlara uygun yapılmış yollarda yapılır.Bize gelince farklı bölgelerdeki zorluklar hiç hesaba katılmadı.Bu projeyi hazırlayan Milli Eğitim Bakanlığı yetkilisi belki de Karadeniz bölgesini hayatında hiç tanımamış da olabilir.Zira  5-10 km.uzaklıktaki yerleşim birimlerinden belli merkezler taşınan çocuklar büyük bir risk altında oldukları gibi hiçbir güvenceleri de yoktur.Sabahın erken saatlerinde evinden apar topar alınan çocuklar virajlı ve bozuk stabilize yollarda sallana sallana getirildikleri okulda yorgunluğunu atması mümkün olmadan sözde “derse” girmektedirler.Yarı uykuda aldıkları dersler yorgunluktan amacına ulaşamamıştır.B elli bir süreden sonra aynı güzergahla eve dönen çocuklar aynı sıkıntıyı yaşamak zorunda kalıyorlar.Kısaca atılan taş ürkütülen kurbağaya değmiyor.

Çocukların eğitim gördüğü merkezlerde alt yapı ve fiziki şartlar oldukça yetersizdir.Bunu fark eden öğrenci velileri il ve ilçe merkezlerine göç ederek çocuklarına daha iyi imkan arayışına giriyorlar.Bu yüzden köyler boşalmış,şehir merkezlerinin nüfusu artmıştır.Bu durum tarımda da aksamaya yol açarak üretimi  azaltmıştır.Nüfusu artan şehirlerin sorunları  hızla çoğalmıştır.Kış aylarında köylerin nüfusu %25 lere iniyor.Kırsal kesimden şehir merkezlerine olan bu göçün mutlaka önlenmesi ve tersine göçün sağlanması lazımdır.Bunun için de her köyde harap olmaya yüz tutmuş okul binalarının yeniden faaliyete geçirilmesi lazımdır.Köylerdeki öğretmen,ebe ve imam üçlüsünün önderliği sağlanmalıdır.Öğretmenin başarısı çocuğu ve ailesini tanımaktan geçer.Öğrenci ve ailesinin sosyoekonomik durumunu kalabalık merkezlerde incelemek imkansızdır.Otuz yıldan beri devam eden bu kısır döngünün mutlaka sonlanması gerekir.Devletin ihale suretiyle yaptığı bu taşımacılıklara ödediği paralarla  köyler yeniden canlanabilir.Zira köyler her türlü medeni ihtiyaçlara kavuşmuştur.Atama bekleyen yüz binlerce öğretmen adayı var.

 Bırakalım bu sıkıntılı,riskli,kargaşalı ve telaşlı sistemi,köylerimizi yeniden çocuklarımızla şenlendirelim.Bu uygulamadan öğretmen de,öğrenci ve veli de memnun değildir.O halde bunda ısrar etmenin anlamı yoktur.Ne yazık ki bu sektör o kadar çok büyütülmüş ki siyasi iktidarlar kolay kolay mücadele ve değişiklik riskini göze alamamaktadır.İnanınız çocuk okuldan dönerken dağarcığına bir şey koyamadan dönüyor.Biz akıntıya kürek çekip,kendi kendimizi kandırıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.