banner114
banner146
banner122

Yokluk âleminden varlık âlemine, kuşatıcı bir ilimle bin-bir olabilirlik içerisinden tercihen, birçok gayeye matuf irade edilen, mizan, intizam ve terakki içinde yaratılan mahlûkatın birinci vazifesi şükürdür. Şükür; nimeti, rızkı, sağlığı, güzelliği, iyiliği, sabrı vereni, sıkıntıyı, darlığı, açlığı, yokluğu gidereni bilmek; bildiğini, ruhen, kalben, halen, lisanen bildirmektir.

Kâinata baktığımızda, dünyamız ve dünyamızdan çok büyük kürelerin aşk ve şevk ile döndüğünü, zemin bahçelerinin çiçeklerle, sema kubbelerinin yıldızlarla süslendiğini görürüz. Hepsinin merkezinde hayat vardır. Bu kâinatın varlığı ancak hayat ile bilinir. Hayat bütün bu varlıkların ölçülü, uyumlu ve muntazam bir şekilde bir arada olmasının üzerine ihya edilmiş candır. Yani çokluktaki birliktir.

Öyle ki gökteki kürelere göre, çok küçük olan dünyamızın her tarafından hayatlar fışkırır. Denizde, çölde, kutuplarda kendine göre hayatlar yaşar. O çevredeki her şey o hayatların varlığına zemin olur. Hayatı çeksek oradaki mahlûkat aynen kalır ama o varlıklardan birini çeksek hayat kaybolur.

Dünyadaki hayatın merkezinde ise insan vardır. Mikroorganizmalar, bitkiler, hayvanlar bir birbirini desteklerken hepsi birlikte insanın varlığını mümkün kılar. İnsanı çeksek diğerlerine bir şey olmaz ama diğerlerinden biriyle oynadığımızda insanın varlığı tehlikeye girer. Bugün de bunu yaşıyoruz ya…

Ve rızık ve nimet hem hayatın hem insanın merkezindedir. Hayat ve insan, kâinat ve dünya fabrikasının dişlilerinin dönmesiyle oluşan ışıkla, ateşle, havayla, suyla, gıdayla ve daha birçok şeyle var olur.

Hayat, kendisi için bir araya getirilmiş her şeye, kâinata muhtaçtır. Her muhtaçlığın karşılanması bir teşekkürü, tamamı, külli şükrü gerektirir. İnsan ise kendi varlığının süzülmüş olduğu bütün âlemlerin, varlıkların, hayatların; varlığı, ölçülülüğü, düzen ve uyumluluğuyla hay olur. Bu nedenle çok daha külli bir şükürle vazifelidir.

İnsan, kâinatın bütün çarklarını muntazam bir makine gibi hem yenilerken hem çalıştıran, sayısız gaye ve hikmetleri takip eden, hayata ve insana hizmet eden, rızık ve nimetleri veren bir Rabbe daimi bir şükürle mukabele eder, etmelidir.

İnsanın, gözle güzellikleri görüp keyif alması, dille nimetleri tatması, her nefes alışta bir Hu çekip rahatlaması, kulakla nağmelere gark olması, akılla sırları keşfetmesi, gönülle sevdalara tutulması, vicdanıyla hakkın ve mazlumun yanında olması ve ruhuyla huzur ve sükûn bulmasını sağlayanı bilmesi, nimetleri yağdıranı görmesi, kalben, hâlen, dillen ifade etmesi, şükürdür.

Şükürle nimeti vereni gören insan, dünyadaki ve evrendeki her şeye saygılı olur. Her şeyin güzel ve temiz olanından kendisine izin verilmiş ve yetecek kadarını alır. İktisatla sarf eder, israf etmez, çevreye ve canlılara zarar vermez. Bilir ki onlar emanettir, başkalarının da onlarda hakkı vardır, gelecek nesillerine de lazımdır. Ormanları, suları, hayvanları öldürmeye değil çoğaltmaya çalışır, nesillerini korur, kirletmez, tüketmez, yok etmez.

Aksine insan, kendini dünya çölüne atılmış, başıboş bırakılmış, tesadüflerle bir zenginlikler diyarına savrulmuş bildiğinde, hırsız, arsız ve zorba olur. Elline geçirdiği, gücü yettiği, kimsenin görmediği her şeyi mülküne geçirir. Mülküne geçirdiğini keyfine harcar. Düşünmez kendinden başkaları da varmış, bu varlıklar maksatlı ve hikmetliymiş.

Bir gram altın için bir ormanı, bir kürk için bir hayvanı, bir takı için bir masumu katleder. Kendi açlığını bilir, başkalarınınkinin görmez, kendi zevkine tapar çektirdiği ıstırabı hissetmez, rahatı, konforu, arzuları için etraftaki her şeyi feda eder, mahveder. Zanneder ki her şey benim ve daimiyim veya daimi olmalıyım.

Hâlbuki ilmiyle her şeyi kuşatan, iradesiyle her şeyi saran, kudretiyle her şeye hükmeden, sana imkân vermiş, akıl vermiş, mühlet vermiş, ta ki bilesin, anlayasın, bildiğini bildiresin, şükredesin diye…

Şimdi bütün insanlık olarak bir imtihanın, bir sabrın, bir şükrün tam ortasındayız. Külli musibetler, külli kusurlarla geldiği gibi, külli şükürle gider. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir. Kendisi dahi bir nimettir.

Ne kadar da az şükrediyoruz değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.