banner114

Önce savaştık ve topraklarımızı geri aldık. Sonra savaşırken yağma olan memleketi ayağa kaldırmak için yokluk içinde mücadele ettik. O zamanlar doğduğumuz yer ile doyduğumuz yer aynı idi. Doğum yerimiz memleketimizdi.

Yıkılan eskiyen evleri yenilerken bağ bahçemizi köşe bucak işlerken bize paranın çok önemli olduğunu vurguladı hayat. Belki de hayat değildi başka birileriydi.

Para kazanmanın peşine takılarak gurbetin en kıymetlisini, en uzağını ve en uzununu yaşadık. Bazen birey olarak gurbette kaldık. Bazen de çocuklarımız ile taşındık uzaklara. Günümüzde komşumuz yaşıtımız olan bir çok birey başka şehirlerde doğdu ve artık bir çoğumuzun çocuğu, kendisi farklı yerlerde doğmuş oldu.

Para kazanma sevdamız bizleri hep bir yerden başka bir yere. Bir işten başka bir işe taşıdı. Evliliklerimiz hep memleketimizden olurdu. Sonra gurbet bizleri başka başka kültürde insanlarla nesillerimizi harmanladı.

Bir kişi düşünün annesi Karslı babası Edirneli büyük annesi ise Antalyalı. Böylece ülke bir baştan bir başa. TÜRK olmaktan öteye geçerek dinimizin insan olma adına salık verdiği kardeşlik pekişmiş oldu.

Bunu nasıl para kazanmaya borçlu isek. Para kazanmaktan da bir o kadar kaybettiğimiz alacaklar var. İşlemediğimiz, bahçelerimiz. Bakmadığımız evlerimiz ve para kazanarak şaşkınlık içinde inşa ettiğimiz, ev diye gördüğümüz mahzenlerimiz.

Ve bir gün tarihte örnekleri olduğu gibi bir salgın bizleri bu anlamsız uykudan uyandırdı. Bu tür vakalardan faydalanmayı her zaman fırsat bilen çıkarcılar ise yine gündem oldu.

İşyerleri kapandı, insanlar evim dedikleri mahzenlerde kapalı kaldı. Böylece unuttukları köylerine, memleketim, doğum yerim diyeceğimiz ana vatanlarımıza dönüş yaptık.

Ve anladık ki o büyük binalara artık ihtiyaç yok. Daha az komşu ve sadece mikrop, çöp, kapı baca komşuluğu değil. Az öz ve birbirini önemseyen, soran, anlayış gösteren, anlayan rahatsız etmeden hal hatır soran komşuluk statüsüne geçtik.  

 Yöremize uygun inşa ettiğimiz evlerimizi artık daha çok sevmeye başladık. Biraz daha mimari açıdan zenginleştiren gurbet. Memlekete dönüşümüzde geçmişe dönük evler yapmamıza ve oralarda yaşam arayışımıza yardımcı oldu.

Zamanında kaybettiklerimizi, unuttuklarımızı tekrar aramaya başladık. Geçen süreçte çocuklarımızı farklı kültürlerde büyüdüğü için bizim dediğimiz kültürümüzü benimseme noktasında sorun yaşamakta.

Sınır olan illerimizde yaşanmış gurbet dahi bu sorunları bariz ortaya koymakta. Fakat tarihe baktığımızda zaman zaman savaşlar, zaman zaman salgınlar yine yeniden dedirtmiştir.

Hafızalarımız sorunlar kapıya dayandığında hatırlamakta ve durumu çözmektedir. Oysa daima olacak gibi tedbirli olmuş olsaydık böyle bir durum yaşanmaz bütün nesiller hangi kültürde devam edeceğine daha kolay karar verir ve mutsuzluk yaşamazdı.

Nesillerin mutsuz olması geleceğin yaralı doğması demektir. Bir adım geriden yola çıkması demek olur.

Kendini dünya düzenekçisi sanan milletler aslında her dönemde hükümsüzdür. Fakat bunu anlamaları için önce yaratanı sonra da yaratılış nedenini çözmelidir. Bunu çözemedikçe ara ara kazanmış görünse, oluşturduğu olumsuzlukları fırsata çevirmiş olsa da. Gerçekte kaybedenlerdir.

Bizler tarihe dönüp bir daha derinlemesine bakarak geleceği inşa etmeliyiz. Bu inşa giysisinden tutun da yaşam alanına kadar. Hatta iş mekanlarına kadar irdelenip inşa edilmelidir. Her yeni icatta evet, her kazanca tamam demeden. İrdeleyerek en az yüz yıllık strateji üretmeliyiz. Bireyler yüz yıllık strateji üretirse devletler iki yüz, üç yüz strateji hazır etmelidir.

Yarınlarınız sağlıklı, sağlığınız daim sevgi ve muhabbetiniz kayım olsun…..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.