banner114
banner146

Neredeyse ikinci yılını tamamlayan salgın bizlerden getirdikleri ve bize getirdikleri nelerdir diye bakındığımızda aklımıza gelenler gözümüze takılanlar.

Gelirken önce bir şaşkınlık nedir bu, sonra tedirginlik ve fırsatçıların oluşan boşlukları değerlendirmesi. Evinde oturup yazıp çizeninden tutun da sokakta simit satanına kadar herkese bir parça çıkar getirmiştir.

Bir o kadar hüzün ve kat kat düşünceler dimağlarda yer etmiştir. Salgınları masal gibi kitaplarda ve filmlerde gören birkaç kuşak nesil nereye uğradığını şaşırmıştır. Bu şaşkınlıkla her zaman olduğu gibi fırsatları değerlendirmiş ve fırsatçılar birçok insana yük olmuştur.

En çok kaybeden ise ülke olmuştur. Üretim yavaşladı ya da birçok yerde durdu. Tüketim ise belki de iki üç katına çıkmıştır. Bir o kadar da üretimde kalite düşüklüğü yaşanmıştır.

Salgın dolayısı ile kaliteli elemanlar ya işlerinden ayrılmış ya da yaş dolayısı ile yaşadıkları sağlık sorunları nedeni ile işlerine gidememiş veya işten ayrılmışlardır.

Hal böyle olunca işi bilmeyen vasıfsız elemanlar ve tecrübesiz gençler sıkıldıkları işlerden ayrılarak hiç bilmedikleri işlere yönelmiş ve üretimde eleman açığını kapatmaya çalışan işverenler bu kişilere mecbur kalmıştır.

Bu mecburiyet üretimin her noktasına etki etmiş ve sonuç ülke kaybına yansımıştır.

Oysa işi bilen vasıflı bireyler işlerine sahip olsa, görevlerinin bilincini unutmadan işlerine devam etmiş olsaydı o zaman ülke kazancı ikiye katlanmış olacaktı.

Biz hep devletten bekledik, iş yok dedik ve tek iş bilinci ile yetindiğimiz ya da hiçbir meslek be hiçbir becerimizi salgın gelene dek keşfetme gereği duymadık.

Nasıl olsa bir işim var maaşım var ne gerek var başka işlere bağa bahçeye. Oysa ikinci bir becerimizi keşfetseydik salgın döneminde kim bilir nelere imza atacaktık.

Rahat ve kolaya alıştığımızdan bağ bahçeye de yönelmedik. Domatesi, soğanı da marketlerden edinerek tüketimi artırıp fiyatların yükselmesine ve fırsatçılara yardımcı olduk.

Evde otururken dahi yeni giysiler alma yarışına girdik. Balkonda ve kapıda bayramlık görüntüleri verdik.

Kendimizi işsiz gösterip devletten geçinmenin yollarını aradık. Devlet işi olmayana yardım ediyor diyebile bile işi bıraktık. İşveren izin vermediyse yalan hastalanmalar, yalan bahaneler ya da işe gelmeyerek ellerimizdeki işleri bıraktık.

Salgın bir nevi tatil yapmaya ve ailelerimizle piknik yapma aracı olarak kullanıldı. Fakat zaman geçtikçe devletin verdiği destek tükendikçe, elimizde olan birikim azaldıkça anlamsız işlere başvurduk.

Anlamadığımız mesleklere yönelerek iş sahiplerini de yanılttık. Evde kapıda satılacak ne varsa satmaya yöneldik.

İşlerimizi bırakıp devletten beş kuruş alarak bireysel, toplumsal ve ulusal kayıpları ikiye üçe katladık. Oysa daha çok çalışmamız ve üretmemiz gereken zaman salgın dönemi olmalıydı.

Bahaneler ve çıkarlar uğruna işlerimizi, düşünce tarzı ve yaşam şeklimizi, komşuluk ilişkilerimizi, çıkar ve bencillik standartlarımızı değiştirdik.

Sözün özü daha iyi bir gelecek için üretmeli ve toplumun her bireyi kendi beceri ve gücünde çalışmalıdır. Elimizde olanın değeri bilinmeli ve korunmalıdır. Hak etmediğimiz yardımı ve hak etmediğimiz desteği almaya kalkarsak devlet gücümüzü zayıflatırız.

Oysa devletin güçlü olursa sende güçlü olursun sözünü unutmadan yaşamayı bilmek daha onurlu ve mutlu bir yaşam sunar insana.

Sevgiyle kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.