banner114
banner146

Türk siyasi tarihinin hiç şüphesiz ki en başarılı ve istikrarlı siyasal hareketi AK Partidir. Kesintisiz 19 yıl iktidarda kalmak ve her seçimden açık ara zaferle çıkmak, bırakın Türkiye'yi batıda da hemen hemen hiç bir siyasi partinin ulaşamadığı bir başarı hikayesidir. Hiç şüphesiz bu başarının en önemli dinamiği toplumun ve siyasetin nabzını iyi bilen ve yöneten lider Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Tayyip Bey hem toplumun değer yargılarıyla yoğrulmuş, hem de partiyi sürekli dinamik tutacak adımlar atmaktan imtina etmemiştir. Partisini statükonun dışında tutmayı başardığı için de Türkiye’nin siyasi merkezine oturmuştur. Hem ortaya koyduğu dev hizmetler, hem özgürlükler alanında toplumsal beklentilere cevap veren siyasal dönüşümler, hem de partisine kattığı etkin siyasi figürler bu güne kadar gelen bu başarı öyküsünün üç temel dinamiğini oluşturmuştur. Bugün biz bu üç temel dinamikten üçüncüyü ele alacağız.
Çocukluğundan itibaren tıpkı kendisi gibi adeta siyasetin beşiğinden yetişen, mahalle, gençlik kolu, ilçe, il ve genel başkanlık tecrübelerinden gelen Süleyman Soylu'yu ve Numan Kurtulmuş gibi isimleri AK Parti saflarına katması ve gerek genel başkan yardımcılıklarında, gerekse bakanlıklarda onların kabiliyetlerini ülkenin hizmetine sunmasına fırsat vermesi Tayyip beyin lider özelliklerini ortaya koyması açısından önemli bir göstergedir. Gerek Soylu ve gerekse Kurtulmuş da tıpkı Tayyip bey gibi son derece çalışkan, üretken ve vizyon sahibi siyasetçiler olarak Sayın Cumhurbaşkanı ile büyük bir uyum içerisinde üstlendikleri her görevin hakkını vermişlerdir.

 

Özellikle Soylu, İçişleri Bakanlığı’nda Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu, ‘terörü sıfırlama’ hedefini gerçekleştirmek için adeta destan yazmıştır. Görevi devraldığında 15 Temmuz’un kanlı darbesinin sarsıntıları, sokaklarda bombaların patlamasının korku atmosferi, PKK’nın Doğu ve Güneydoğu’da insanları esir alması gibi olumsuz bir tablo vardı.
Soylu özellikle 15 Temmuz gecesi TRT’yi kurtarırken verdiği mesajıyla topluma güven telkin eden bir siyasetçi olarak içişlerine çok çabuk adapte oldu ve teröre karşı ilk olarak psikolojik üstünlüğe yöneldi. PKK’nın her eyleminin ardından teröristleri kovaladı. Ankara’da oturup kendisinden öncekiler gibi ahkam kesmedi. Gece gündüz hangi saat olursa olsun soluğu Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Hakkari’de, Şırnak’ta alarak PKK’ya meydan okudu. Bununla da kalmadı bir taraftan güvenlik güçlerinin moralini yükseltti diğer taraftan bölge halkına ve Türkiye’ye güven pompaladı. Psikolojik üstünlüğü ele geçirdikten sonra güvenlik bürokrasisini kendi içinde büyük bir işbirliğine ve aynı hedefe sevk etmeyi başardı. Jandarma, polis, sahil güvenlik arasında tarihte görülmemiş bir bütünlük sağladı. Bunun ardından sokaklarda patlayan bombalar sustu ve ülkenin her tarafına güven gelmeye başladı. Tayyip Bey Süleyman Soylu’yu İçişleri Bakanı yaparak bir büyük başarı hikayesi yazmakla kalmadı. Aynı zamanda liderliğini ve kararındaki isabeti herkese göstermiş oldu. Soylu ve Cumhurbaşkanı arasındaki bu büyük uyum her zeminde çok olumlu sonuçlar ortaya koydu. Millet terörünün kökünün kazınmasından dolayı büyük bir memnuniyet duydu. Hem Sayın Cumhurbaşkanı’nı hem Sayın Soylu’yu bu başarı milletin gönlünde büyüttü. Doğu ve güneydoğunun şehirleri kayyumlar eliyle büyük hizmetler almaya başladı. Şehirler güven ortamından istifade ederek her alanda inkişaf etmeye başladılar. İç ve dış turizm canlanmaya, özel sektör fabrikalar açmaya başladı. Akşam olunca ölüm sessizliğine bürünen sokaklar gece bile canlı olmaya, kafelerde gençler rahatlıkla vakit geçirmeye başladılar. Batı’da ne varsa doğuda da onlar var artık. İnsanlar bu güven ortamından son derece mutlular. İşte bugün yeniden harekete geçenler bu tablodan memnun olmayanlar.

 

Sayın Cumhurbaşkanı’nı son Diyarbakır gezisi bu güven tablosunun yansımaları ile doludur. Sayın Soylu’yu yanına alarak Diyarbakır’dan ülkeye ve dünyaya verdiği mesaj çok nettir. Sayın Soylu ile Diyarbakır Anneleri’ni ziyarette verilen mesaj bir güven ve mutluluk mesajıdır. Terörün belini kıran bir içişleri bakanının başarısının arkasında muhakkak ki Sayın Cumhurbaşkanın ona büyük destek veren iradesi vardır. Sayın Soylu da zaten bu güçlü iradeyi her zeminde şükran ve minnetle dile getirmiştir.
Bütün bu büyük uyumun arasına şimdilerde fitne sokma ve bu fitne üzerinden sonuç itibari ile Tayyip Erdoğan’ı zayıflatma girişimlerini ibretle izliyoruz. (Memnuniyet verici olan Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu operasyonun esasen kendisine yapıldığını görmesidir). Bu fitneye içeriden de belki arzulu olanlar veya en azından sessiz kalanlar büyük resmi görmüyorlar. Soylu’yu ortaya bir büyük başarı koyduğu ve canını hiçe sayarak gece gündüz koşuşturduğu için kıskananlar bir yana…  Sessiz kalanlar da bu sessizlikleri ile Sayın Soylu’ya değil ama Tayyip Erdoğana ve AK Partiye zarar verdiklerini geç olmadan anlarlar umarız. Zira Erdoğan’ın başarısı nasıl Türkiye’nin başarısı ise Süleyman Soylu’nun başarısı da Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti’nin başarısıdır. Yani Türkiye’nin başarısıdır.

Yarın Diyarbakır üzerinden Soylu’ya düşmanlık yapmak ve Taha Akyol’un zavallılığını yazacağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.