banner114

Türkiye ekonomisi bir daha açık vermeyecek

Cumhurbaşkanı dün bir açıklama yaptı. Cuma günü Türkiye’ye, ülkenin geleceğini de ilgilendiren önemli bir müjde vereceğini söyledi. Bugün yapılan istihbari açıklamalar, Cumhurbaşkanının ‘müjde’ olarak nitelendirdiği gelişmenin, Zonguldak açıklarında ciddi kapasitede doğalgaz yatağının bulunduğu yönündeydi. Bir doğalgaz yatağının bulunmuş olması, Cumhurbaşkanına “Sizlere müjdem var!” dedirtecek kadar önemli bir hadise midir?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Cumhurbaşkanının Cuma günü bir müjde vereceğini öğrendikten sonra, ertesi gün (sizlerin de belirttiği gibi) bu müjdenin Akdeniz veya Karadeniz’de bir doğalgaz yatağının bulunmasıyla ilgili olduğunu ifade eden makaleler okudum. Bu değerlendirmeyi, bulunan kaynağın doğalgaz olduğu ve bunun da Karadeniz’in Zonguldak açıklarında olduğu varsayımı doğrultusunda yapmak istiyorum.

Söz konusu müjde, Türkiye için gerçekten de bir ‘müjde’ niteliği taşıyacak kadar önemlidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti ekonomisinin temel sorunu, bir dış ticaret açığı sorunudur. Yani dışarıya sattığımız mallardan elde ettiğimiz döviz ile dışardan aldığımız mallara ödediğimiz döviz arasında mutlaka Türkiye’nin aleyhine olacak şekilde bir açık bulunmaktadır. Bu durum, Türkiye ekonomisinin kronik bir problemidir. Bazı özel yıllarda bu açık kapanıyor gibi görünse de, geneline baktığımızda bir dış ticaret açığımız ve de buna bağlı olarak da yine bir ödemeler bilançosu açığımız var. Birkaç rakam vermek istiyorum. Önümde 2012 yılına ait ithalat ve ihracat değerleri var. 161 milyar dolarlık ihracat yapmışız, 260 milyar dolarlık da ithalat yapmışız. Dış ticaret açığımız yaklaşık olarak 100 milyar dolar kadar. Şimdi 2019 yılına bakalım. Burada bir düzelme meydana gelmiş. Ekonominin kafa kafaya geldiği durgunluk nedeniyle 180 milyar dolar ihracatımız, 210 milyar dolar da ithalatımız olmuş. Açığımız 100 milyar dolardan 30 milyar dolara inmiş. Bu, Türk ekonomisinin içinde bulunduğu durgunluk nedeniyle ithalat yapamamasından ya da yapmamasından kaynaklanan bir azalmadır. Ama bütün izleyicilerimiz bilmelidir ki, ortalama olarak 150’ye 250 gibi bir rakam söyleyebilirim. 150 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz, 250 milyar dolarlık da ithalat yapıyoruz.

Yani bizim, her yıl 100 milyar dolarlık bir açığımız var öyle mi?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Evet. Ancak bu açık bazen 80 milyar dolar oluyor, bazen de 50 milyar dolar oluyor. Fakat bu açık, ortalama 70 milyar doların altına inmiyor. Dolayısıyla şimdi yapacağımız işlemle bu açığı, turizm gelirlerinden elde ettiğimiz 30 milyar dolarlık getiriyle geniş ölçüde kapatıyoruz. Ancak unutmamak lazım ki, turizmin de maksimum derecede getiri sağlayabilmesi için Kovid-19 gibi bir krizle yüz yüze olmamak gerekir. Bu yıl beklenen turist sayısını elde edemediğimiz için, (dış ticaret açığımız düşük olsa bile) açığı kapatmak için bir dış desteğe ihtiyacımızın olduğu kesin. Fakat Türkiye bu dış desteği, IMF’ye gitmeksizin bulmaya muktedirdir. Tecrübelerimizden bunu söyleyebiliyoruz. Ancak kronikleşmiş olan bu problemlerin çözümü, Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu bir doğal kaynağa sahip olmasıyla yakından ilgilidir. Dış ticaret açığımızın sebebi de, dışardan aldığımız petrol ve doğalgazdan ibarettir. Sayın Cumhurbaşkanının bugünlerde vermiş olduğu bu müjdeli haber eğer doğalgaz ile ilgiliyse ve basından takip ettiğim kadarıyla büyüklüğü göz önüne alındığında ülkenin 70 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek bir büyüklükte ise, Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndan devraldığı bu dış ticaret açığı problemini kökünden çözme imkanına sahip olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Şüphesiz ki orada doğalgazın bulunmuş olması, o doğalgazın hemen ekonomiye kazandırılacağı anlamına gelmemektedir. Oraya köklü alt yapı yatırımlarının yapılması gerekmektedir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin son 18 yıldaki tecrübeleri göstermiştir ki, Türkiye bunun gibi temel alt yapı yatırımlarını çok kısa sürede sonuçlandırabilmiştir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının vaadi gerçekten de, gurur duyulacak bir müjde içermektedir. Osmanlı İmparatorluğu’ndan devraldığımız ödemeler bilançosu açığı, Cumhuriyet boyunca da devam etmiştir. Bunu tamamen kapatma imkanımız ortaya çıkacaktır. Eğer böyle bir durum gerçekleşirse bundan çok büyük bir memnuniyet duymak gerekir.

Bu açıklandığında, akıllara ilk olarak Doğu Akdeniz geldi. Eğer bu kaynağı Doğu Akdeniz’de bulmuş olsaydık, çıkarma konusunda bu kadar rahat olabilir miydik?

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Şüphesiz bu, Türkiye’nin üstünde daha fazla dış baskı uygulanması ve Türkiye’nin daha fazla diplomatik, askeri çaba göstermesi anlamına gelecekti. Ancak bunun yanında, bulunan yerin Türkiye ana karasına olan uzaklığı nedeniyle daha ileri teknoloji ve daha fazla yatırım gerekeceğini söyleyebiliriz. Doğu Akdeniz’deki durumun daha pahalıya mal olacağı söylenebilir.

Yorumlarınız için çok teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin geleceği adına, milletimiz adına ve gelecekteki nesillerimiz adına mutluluk getiren bir tablo oluşur diye ümit ediyoruz.

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu: Buna Türk Milleti olarak topluca sahip çıkmalıyız. Mavi Vatan olgusu, Suriye ve Irak olgusu, Afrika’daki açılımlarımız olgusu gibi konuları iç siyasetten ayrı tutmalı ve milli bir mesele olarak topluca desteklemeliyiz. Teşekkür ederim…

Biz teşekkür ederiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.