banner114

Türkiye bugün sanki yeni bir kurtuluş savaşı veriyor

Bendeki kanaat şu; henüz İYİ Parti genel başkanlık meselesini halletmedi. Yani sayın Meral Hanım’a genel başkan gözüyle bakılsa da henüz karşısına ikinci bir aday çıkmamışsa da aslında dünün genel başkan adayları henüz onun genel başkanlığını kabul etmemişlerdir. Ve bunu parti içerisinde kendilerine verilen gücü kullanarak parti içerisindeki görevlerden doğan güçlerini kullanarak, kendi önlerindeki taşları döşemeye çalışıyorlar.

1993 Kurultayında rahmetli Başbuğ’a karşı salonda liste çıkaran adamdır Koray Bey. O zaman a Ülkü Ocağı’nın gençleri saldırdı, listesini yırtıp attılar. Sorduğun zaman, ‘Liste benim değildir’ dedi de biz biliyoruz listenin kimin olduğunu. O zaman Koray Bey’i Trabzon grubu alıp çıktı salondan. Haydar Meral rahmetli, kayınbiraderi dövüldü salonda.

MHP eski İl başkanlarından ve Trabzon’un kanaat önderlerinden Öztürk dün günebakış’ı ziyaret etti. Öztürk’le genelde ülke siyasetini ve Türkiye’yi konuştuk. Üç saatlik beyin fırtınasında Öztürk’ün önemsediğimiz görüş ve kanaatlerini bir röportaj haline getirdik

günebakış: Evet sayın Öztürk Milliyetçi Hareket Partisi’nin kongrelerine katılıyorsunuz. Divan başkanı olarak bugüne kadar üç divan başkanlığı yaptınız, kısa bir değerlendirme alabilir miyiz? Ne gördünüz MHP’nin kongrelerinde?

Muhammet Öztürk: Evet İl başkanlığımızın bize vermiş olduğu bir görevle, bir çağrıya karşılık olarak kongrelerimize katıldım, divan başkanlığı görevini yerine getirmeye çalıştık. Zaten Tonya, Hayrat ve Vakfıkebir ilçelerimizde divan başkanlığı görevi bana verilmişti. Tonya ve Hayrat Milliyetçi Hareket Partisi açısından biraz zayıf görünen ilçelerimizdendir. Ancak ona rağmen ve de pandemi dönemine rağmen gayet olumlu bir havada, vakur bir şekilde, iyi bir havada cereyan etti kongreler. Vakfıkebir kongresi de katılım olarak çok güzeldi. Diyebilirim ki, 35 yıldır Milliyetçi Hareket Partisi içerisinde görev yapmış biri olarak ilk defa olgun bir kalabalık gördüm Vakfıkebir’de. Ciddi bir hava vardı, iyi bir katılım vardı, güzel bir kongre oldu. Zaten il teşkilatımız genel merkezimizin emrine bağlı olarak ilçelerde tek listeyle seçime gidileceğini önceden ilan etti. Başta İl Başkanımız Bekir Sıtkı Tarım bey ilçelerde bir altyapı çalışması yaparak mevcut başkanlarla yola devam etme kararı almıştı. Bu karara istinaden bazı ilçelerimizde aday çıkma eğilimleri belirmiş olsa da yine sayın İl Başkanımızın gayretleri ile arkadaşlarımız ikna edilerek adaylıktan vazgeçirildiler. Bu dönem böyle bir yöntem seçildi. Onlar da olumlu bir şekilde havayı yansıttılar. Vakfıkebir’de aday olmayı düşünen arkadaşımız benimle birlikte divandaydı. Son derece vakur ve olumlu bir vaziyette. Kongreler aslıda diğer divan başkanı arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz görüşmelerde onlarda da aynı havayı sezmiş olduk. Milliyetçi Hareket Partisi’nde bir heyecan var gibi duruyor. Ülkenin geldiği durum, yaşadığımız sıkıntıların tüm partililerimiz farkında. Milliyetçi Hareket Partisi’ne ihtiyacın gittikçe arttığını hissediyorlar. Yeni katılımlar var, yeni isimler var. Bunlar aslında heyecan verici. Yani bakıyorsunuz örneğin 1997 yılından beri ben bu partide resmi olarak aktif bir görevim yok. Salona dönüp baktığım zaman, kim katılıyor, kim katılmıyor, yukarıdan salonu görüyorsunuz. Yeni katılan gençler oldukça fazla. İlgi güzel, ilgi büyük. Bu memnuniyet verici ve iyi gidiyor.

günebakış: Biraz İYİ Parti’yi değerlendirelim… Sayın Öztürk, Milliyetçi Hareket Partisi içinde ikiye bölünen bir yapı. Bir yapı bu kadar mı fazla ayrışır. Yani kendi içinde Milliyetçi yapı bir bütünlük arz etmiyor muydu da MHP’de kalanların dünyası ve bakış açıları İYİ Parti’ye gidenlerden bu kadar farklı?..  İYİ Parti’ye giden milliyetçilerin bakış açıları neden bu kadar farklı? İkiye bölünen aynı yapıdan bu kadar farklılığı nasıl yorumluyorsunuz?

Muhammet Öztürk: Bu arkadaşlar Milliyetçi Hareket Partisi’nde iken de AK Parti’nin bugüne kadar yapmış olduğu uygulamalara aşırı tepki veren, tavır koyan arkadaşlardı. Biliyorsunuz sayın Genel Başkanımız AK Parti’ye karşı çok sert söylemlerle muhalefet. Buna mukabil sayın Cumhurbaşkanımız da çok sert cevap veriyordu. Keskin bir ayrışma yaşandı aslında AK Parti kadroları ile MHP kadroları arasında… Daha sonra 17/25 Aralık sürecinde başlayan hatta daha öncesinden başlayan ve yavaş yavaş adımlarını hızlandırarak, büyüyerek gelen darbe ile sonuçlanan (Belki de halen sonuçlanmayan) hareket olunca da sayın Genel Başkanımız (Hani sloganımız gereği), ‘Önce memleketim’ diyerek hiç kimsenin tahmin etmediği bir şekilde sayın Cumhurbaşkanına bu şer gruplara karşı keskin ve kalıcı bir destek verdi. Verdi vermesine ancak Milliyetçi Hareket Partisi’nde 16-17 yıllık iktidarlar döneminde MHP kadrolarına yapılan kıyımlar, sürgünler, yok sayılmalar olunca, dolayısıyla o gurup sayın Genel Başkanımızın manevrasını çok içine sindiremedi. Bu sefer iş bir Devlet Bahçeli düşmanlığına da dönüşmeye başladı. Zaten Cumhurbaşkanımıza karşı da bir düşmanlık vardı. Bir de artı Devlet Bahçeli düşmanlığı oluştu. Yani Bahçeli ile bu işin olamayacağı kanaati hasıl olunca ayrılıp başka parti kurdular. Biliyorsunuz iç tartışmalar MHP’yi ele geçirme operasyonuydu. Bana göre eğer sayın Meral Akşener’in imza kampanyaları ile MHP’yi ele geçirmiş olsalardı (Bu benim şahsi kanaatimdir), 15 Temmuz yapılamayabilirdi. Çünkü Meral Hanım’la bir seçim deneyecektiler.

günebakış: FETÖ Meral Hanım’la bir seçim mi deneyecekti, bunu mu demek istiyorsunuz?

Muhammet Öztürk: Evet, Meral Hanım’la bir seçim deneyeceklerdi. Bu şu demek değildir, Meral Hanım FETÖ’cüdür, bunu asla söylemem. Sadece Tayyip Bey’i gönderebilmek için Meral Hanım’la bir seçim deneyeceklerdi.

günebakış: Yani FETÖ işi fırsat bilip bekleyecekti öyle mi?

Muhammet Öztürk: Süreci çok iyi kullandı. Zaten FETÖ’cülerin attığı mesajlar biliniyor. Sosyal medyada attıkları mesajlar ve köşe yazarlarının yazdıkları. Şu an sayın Cumhurbaşkanı’na yapılan düşmanlığın aynısını o dönemde sayın Genel Başkanımıza Devlet Bey’e yapıyorlardı. ‘Devlet Bey gitsin’… Bugün Tayyip Bey gitsin, o günü ‘Devlet Bey gitsindi. Onu FETÖ iyi kullandı. Bunu zaten Koray Aydın Bey’in o kongre sürecinde söylediğini biliyorsunuz. Deneselerdi, alabilselerdi kongreyi bunu deneyeceklerdi diye düşünüyorum. Yani 15 Temmuz’un süresi uzayabilirdi. Bu benim şahsi kanaatim.

günebakış: Sayın Öztürk, bu düşmanlık bu öfke şu anda HDP ile gizli bir ittifaka doğru sürüklenecek kadar büyük  bir düşmanlık mı, bu nasıl bir düşmanlık? Şu anda İYİ Parti’ye baktığımız zaman gizli bir ittifak söz konusu… Öyle ya da böyle HDP’den yararlanan bir ittifaktan bahsediyoruz şimdi. Yani buraya kadar mı bu düşmanlık sürüklendi?

Muhammet Öztürk: Sayın Cumhurbaşkanı’na ve sayın Genel Başkanımıza olan düşmanlık işi çok kutuplaştırdı. Bunu muhtemelen bazı şer güçler de dışardan destekliyor. Yani destek veriyor, bilgi aktarıyor, onlara hava veriyor. Dolayısıyla bu keskin bir ayrışmaya gidiyor. Henüz tabi ki İYİ Parti içerisindeki Milliyetçi grup o söylediğinizi kabul etmek istemiyor, reddediyorlar. Reddeden arkadaşlarımız var, onlarla konuştuğumuzda şiddetle reddediyorlar. Neticede İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı yoktu, HDP’nin de yoktu. Yani bu bir ortak noktada buluşmaktır. O yüzden bu keskin ayrışma oldu. Bu ayrışma İYİ Parti’ye çok adaylı bir kurultay yaşattı. Bendeki kanaat şu; henüz İYİ Parti genel başkanlık meselesini halletmedi. Yani sayın Meral Hanım’a genel başkan gözüyle bakılsa da henüz karşısına ikinci bir aday çıkmamışsa da aslında dünün genel başkan adayları henüz onun genel başkanlığını kabul etmemişlerdir. Ve bunu parti içerisinde kendilerine verilen gücü kullanarak parti içerisindeki görevlerden doğan güçlerini kullanarak, kendi önlerindeki taşları döşemeye çalışıyorlar.

günebakış: Koray Aydın’ı mı kast ediyorsunuz?

Muhammet Öztürk: Tamamını kast ediyorum. Yani bu sefer en faal ve aktif olarak ve parti içerisindeki görevi gereği de teşkilat başkanı olunca en önde Koray Bey görünüyor doğal olarak. Çünkü teşkilatlara hakim, kongreleri o yapıyor, ilçe başkanlarını o atıyor, dolayısıyla delegelere o hakim oluyor. Şu an diğer adaylar da onun etrafında, ona karşı bir mücadele veriyor. İşte Meral Hanım’ın tavrı merak ediliyor. İşte ne oldu, bu kongreden sonra bir hafta süreye bırakıldı galiba başkanlık divanının seçimi. Şimdi Ayhan Eren, kabul et etme, bizim işimiz değil zaten. İYİ Parti’yi değerlendirecek bir durumum da yok… Genel Başkanımıza karşı hareketi başlatan isimlerin başında il başkanı olarak o dönem Ayhan Bey vardı. Siz de onu şimdi çizdiriyorsunuz. Partinin kurulmasına vesile olan insanlar, üstelik milliyetçi, o da sizin görüşünüzde arkadaşlar... O insanları çizdirmek bu söylediğim gerçeği destekler. Kaldı ki, Koray Bey’in Milliyetçi Hareket Partisi içindeki çizgisini çok iyi bilen biri olarak, Koray Bey bunları hep yapıyor. Yani şimdi tarih geldi geçti unutuluyor… Ama tekrar yaşanınca hatırlanıyor.

günebakış: Şaşırtmıyor sizi, yani şaşırmıyorsunuz?

Muhammet Öztürk: Asla şaşırtmıyor. 1993 Kurultayında rahmetli Başbuğ’a karşı salonda liste çıkaran adamdır Koray Bey. O zaman a Ülkü Ocağı’nın gençleri saldırdı, listesini yırtıp attılar. Sorduğun zaman, ‘Liste benim değildir’ dedi de biz biliyoruz listenin kimin olduğunu. O zaman Koray Bey’i Trabzon grubu alıp çıktı salondan. Haydar Meral rahmetli, kayınbiraderi dövüldü salonda. Başbuğ’un listesine karşı liste çıkaranlar. Koray Bey’i genel başkan yardımcılığı kesmez. Onun bütün dünyası genel başkan olmaktır.

günebakış: Sayın Öztürk, bugüne kadar PKK ve PYD daha çok Türkiye’ye karşı güneydeki sınırlarımızdan ama daha çok Kürt kökenli vatandaşların bulunduğu bölgelerden saldırdı. Şimdi farklı bir noktaya, mecraya doğru gidiyoruz. PYD ve PKK kaybedince büyük oranda Suriye’den de önemli bir bölümünü (Ermenistan belki Rusya da bu işin kısmen içinde) Erivan yönetimi Karabağ’a taşıyor. Karabağda PKK ve PYD’nin artık hedef kitleleri Türk köyleri… Ne getirir bu, ne oluyor, nasıl yorumlarsınız bunu?

Muhammet Öztürk: Etrafımızı sarmaya çalışıyorlar. Türk dünyası ile olan ilişkimizi ve bağımıza zehir akıtmaya çalışıyor, etrafımıza yerleşmeye çalışıyorlar. Aslında Amerika bize karşı savaşan ülkeler, PKK’yı PYD’yi kullanmak suretiyle, oradan olmadı buradan Türkiye’yi zayıflatmak. Bütün yapılmak istenen şey Türk dünyasıyla ilgili… Sanki Azerbaycan’ın da başına PKK belasını sarmak istiyorlar.

günebakış: PKK’nın Karabağ’da üslenmesinden Türkiye’deki Türkler ve Kürtler etkilenir mi? Yani bir tepki oluşur mu? Bunu mu kışkırtmak istiyorlar.

Muhammet Öztürk: Elbette oluşur oluşmaz mı? Onu kışkırtıyorlar, oraya yeniden yerleşmeye çalışıyorlar. Tahrik etmeye çalışıyorlar, o tahrik sonucu farklı operasyonlar gelecektir. Orda uğraştırıyor seni, oradan mesafe alıyorsun. Suriye’de Türkiye yaptığı hatadan vazgeçip mesafe almaya başlayınca, Akdeniz’de mesafe almaya başlayınca, işte Barzani’ye Kürt devletini kurdurmayınca orada mesafe almayınca bu sefer oradan yüklenirler. Yeni bir uğraşma alanı üretiyorlar. Yani Türkiye’yi bütün fırsatları kullanarak kuşatmaya çalışıyorlar. İşte AK Parti ile MHP arasındaki ittifakın esas kodları da buralarda yatıyor. Şu an siyasi particilik, iktidar-muhalefet oyunu oynayacak dönem değil yani. Yeniden bir Kurtuluş Savaşı veriliyor aslında. Bu Kurtuluş Savaşında da önde sayın Cumhurbaşkanımız iktidarın devlet başkanı olarak duruyor, Genel Başkanımız da yanında bir Türk Milliyetçisi olarak yakıştığı şekliyle destek verip ülkenin bütün dinamiklerini harekete geçirerek mücadele ediliyor. Yapılan şey bu aslında.

günebakış: Teşekkür ediyoruz.

Muhammet Öztürk: Ben teşekkür ederim.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.