banner114

Trabzon’u koruyamadık!

TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şube Başkanı Gürol Ustaömeroğlu, Trabzon’un ulaşım, deniz, tarihi ve kültürüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Trabzon’da yapılan yanlışlar ve doğruları konuşan Ustaömeroğlu, hem eleştirdi hem de çözüm önerileri sundu.

Günebakış: Trabzon’un kent planlamasında sorunları var mı? Kent planlaması açısından Trabzon’un durumu nedir? Bu kent adına bir sorun mudur?

Ustaömeroğlu: Trabzon'un aslında gelecek planlamasında ilişkin sorunları var. Bir gelecek planlaması yaparken yani Trabzon kendisine bir hedef belirlerken bunu Kent planına yansıtamadı, yani kentin Şehircilik planına Şehircilik anlamında üç boyutlu plana yansıtamadı. Bu ne demektir bence Trabzon'un temel sorunu bu. Diğer bütün sorunlar bunun alt bileşenleri. Trabzon bir Turizm kenti olacağız diyor ama turizme yönelik altyapımız var mı? Kent planlaması turizme yönelik yapılana bilmiş mi? Trabzon bir üniversite şehri olacağız diyor, güzel tamam ama bunu kent planına şehir planına yansıtabiliyor mu? Lojistik kent olacağız diyoruz yansıtabiliyor muyuz? Mesela eğitim kenti diyorlar, sağlık kenti olacak diyorlar sağlık altyapımız ve kent planımız dediğimden, mimari anlamda Kent planlamasında uygun mu? Değil Trabzon turizm kenti olacak diyoruz ama denizleri dolduruyoruz. Dünyanın hiçbir bölgesinde bir turizm kentinde hele denize kıyısı olan bir turizm kentinde deniz doldurulmaz. Demek ki Trabzon'un öngörülerin de deniz yok acı bir şey yani. Turizm olsa bile deniz turizmi yok demek ki. Dolayısıyla sorunlar çok grift çok karmaşık sorunlarımız var. Şu anda çok grift birbirine geçmiş durumda. Şöyle başlayabiliriz; Trabzon Yeni kent ile eski kenti mimari anlamda ayıramadı.

Günebakış: Eski ve yeni Trabzon hakkında neler söyleyebilirsiniz? Trabzon tarihini ve kent hafızasını koruyabildi mi?

Ustaömeroğlu: Yeni kent eski kenti bir arada yaşamak tabii ki insanlar için çok iyi bir şey canlılar için ağaçlar için hayvanlar için ama kent planlaması olarak düşündüğümüzde çok kötü bir şey. Neden eski binaları yıkıp yeni binalar yapıyoruz o zaman bu kentin hafızasını yok ediyoruz. Kent planlamasının yaparken Trabzon eskiyi koruyamadı ne yazık ki koruyamadı şöyle koruyamadı eski binaların yanına yeni binaları çok modern olacağız diye modernleşiyoruz, uzay çağına gidiyoruz diye ite kaka ilan ettik. Birazcık eskiyi yok saydık mimari anlamda konuşuyorum kent planı anlamında konuşuyorum. Bu kötü bir şey ne olabilirdi, eski Trabzon'u koruyabilirdik.

Günebakış: Peki, Trabzon’un korunması için neler yapılabilirdi?

Ustaömeroğlu: Bir koruma planı, bir koruma alanı ilan edebilirdik. Laboratuvar titizliği ile bu kenti böylece hızla yoklarcasına sanki bir virüs ayıklarcasına bu kentin eski dokusunu koruyabilirdik. Dışarıdan gelen insanlar ya kardeşim şu Trabzon 4000 yıllık bir şehirmiş bakalım kaç yıla kadar gidebiliyor? Bu şehir şu anda Trabzon 1000 yıla kadar gidiyor ya da gidemiyor geri kalan 3000 yıl nerede yıkılmış gitmiş. Bunları koruyabilirdik. Koruyamadık başaramadık neden başaramadık yeni planlar hep bu eski kentin üzerine yapıldı yeni Trabzon alanları yaratamadık ha burada insanoğlunun çok mu suçu var %100 suçu olmayabilir neden Çünkü Trabzon'u dağlık kent topoğrafyası çok müsait değil. Yayılmaya müsait değil. Hem denize doğru uzunlamasına yayılmış. Güneye doğru güney üst steplerine doğru Trabzon'u büyütebilirdik bunu başaramadık Yani doğa ile mücadele etmekten Yeni kent alanı yaratamadık. Kendimize bu bizim için bir handikap bir şehircilik problemi olarak karşımıza çıkıyor bundan dolayı da şu anda Kent içerisinde hafızamızı yok ekmiş alanlarla karşılaşıyoruz. Biz bu kentin 50 yılına tanığız ama bana 50 yıldan bir şey anlat de birçoğuna kaybettik anlatamıyoruz. 10 sene sonra böyle giderse anlatacak çok fazla şeyimiz kalmayacak 3-5-10 sene geriye kadar gidebileceğiz o acı. Bundan dolayı eski kent yeni kent ayrı mı olmalıydı. Bu Trabzon'un temel bir sorunudur.

Günebakış: Trabzon’daki sorunları ele aldığınız zaman beraberinde ulaşım sorunu geliyor mu? Nasıl bir ulaşım planı Trabzon'a gerekir?

Ustaömeroğlu: Bir kere sahil yolu denize doldurmaktan sahili perişan ettik her yol ihtiyacında denizi doldurduk. 1960'lardan beri yani 50 yıldır bu kentin sahilleri dolduruluyor 1960lardan bu yana.  Deniz bırakmadık sahil bırakmadık Anılar bırakmadık bu şehirde niçin bunu yaptık karayolu taşımacılığı için yaptık. Ne kadar acı değil mi? 50 yıldır bu ülkenin maddi kaynakları denize döküldü, bıraktık doğayı. Bina niçin doğayı bir kenara bıraktık diyelim ne geçti elimize? hala trafik sıkışıyor. Ben az önce Akçaabat’tan buraya 45 dakikada geldim demek ki başaramadık. Denizi doldurarak sahil yolu yapmak motorlu taşıt trafiği ulaşımını sağlayamadı, kolaylaştıramadı.

Günebakış: Trabzon’un ulaşım sorunundan söz ettiniz. Bu sorunun ortadan kalkması ya da düzeltmesi için neler yapılabilir?

Ustaömeroğlu: Kent Motorlu Taşıt ulaşımından vazgeçecek. Ne olacak deniz trafiğine dönülecek. Trabzon'un bir sorunu budur, denizden faydalanamıyor bakınız Trabzon’un kıyı boyu ne kadardır buradan Of 50-60 kilometre olsa 30-40-100 kilometre diyelim.  Yani Trabzon sahili diyelim ki fazlası eksiği fazlası 100 kilometre Peki bu 100 kilometrelik alanda 5-10 tane de denize ilçelerimiz var. Ne var Beşikdüzü, Çarşıbaşı, Vakfıkebir, Akçaabat, Trabzon, Ortahisar Merkez, Yomra, Arsin, Araklı, Sürmene, Of 10 tane ilçe saydım. Neden bu ilçeler arasında bir deniz otobüsü İstanbul Boğazdaki gibi şehirlerarası şehir hatları vapurları çalışmasın. Belki biraz daha nostaljik daha yavaş gidiyorlar hadi çağımız biraz daha Uzay çağı, deniz otobüsleri olabilir fakat bundan yararlanamıyoruz, denizden yararlanamıyoruz. Yaptığımız bir başka Hata nedir doğamız gitti denizimiz gitti balık familyaları gitti flora gitti. Bunu saymıyorum bile bunlar ayrı biz sadece devletin ulaşım sorunu çözmesini den bahsediyorum çözemedik bak şu ana kadar çözemedik.

Günebakış: Trabzon’da yıllardır konuşulan ancak yapılamayan hafif raylı sistem projesi/ düşüncesi var. Bu proje neden hayata dökülemiyor?

Ustaömeroğlu: Bir raylı sistem yapabildik mi yapamadık bu denizi 3 defa belki de 4 defa 60’lardan buyana dolduruluyor. Devlet karayolu kenarına bir raylı sistem hafif raylı sistem metro Adını ne koyarsanız koyun bir şerit yapmayı başaramadık. Neden yine Motorlu Taşıt trafiğine kurban gittiğimiz için. Bir el ben bunu çok ciddi konuşuyorum bir gizli el bu kentte bu kentin ulaşımını Motorlu Taşıt trafiğinin dışına çıkmasını istemiyor. Ben bu eli Henüz daha tarif edemedim, kimdir bilmiyorum bunun arkasında büyük petrol para babaları mı var bunun arkasında başka devletler mi var? Otomotiv Sanayi mi var? Dolmuşçular mı var? Kim var bilmiyorum ama bir el Trabzon'da Motorlu Taşıt trafiğinin dışına çıkmamız istemiyor. Eğer biz liberal ekonomiye sahipsek, bu eleştirilebilir ama şu anda öyle bir ekonomi sistemi benimsemişsek o zaman gereğini yapacaksınız halka bütün ulaşım sistemlerine arz edeceksiniz halk hangisini benimserse siz yapmak zorundasınız. Halka güzel şeyleri dünyanın medeni ülkelerinin yaptığı deniz taşımacılığı, raylı sistem… Hatta karada bizim güzel klimalı şık otobüslerimiz var metrobüs gibi sahil boyu giden. Şık bir yolumuz öyle ya deniz doldurulmuş neden kullanamıyoruz? Neden Trabzon Belediyesi lüks fırıl fırıl klimalı otobüslerle yolculuk yapmamızı sağlamıyor? Sağlıyor da neden hala daha bu dolmuşlar? Canlar gidiyor bak geçen ay 2 ay önce tır çarptı kaç kişi öldü gitti onu da başaramadık.

Günebakış: Trabzon bir deniz kenti. Kentin denizden yeteri kadar yararlanabildiğini düşünüyor musunuz?

Ustaömeroğlu: Artık balık yok, kumsallarımız gitti. Sanki yine gizli bir el insanların denize girmesini istemiyor. Benim oğlum bu Trabzon’un kent merkezinde denize giremedi. Tanımıyor denizi. Hâlbuki ben Ganita da denize girdim. Şu aşağıda denize girdim. Annem beni denize götürürdü. Denize girerdik. Efendim denize girmek bir kültürdür. Siz bu kültürü insanların benimsediği bir kültürü başka kesim istemiyor diye yok edemezsiniz. Bu bir talep meselesidir. Siz girmeye bilirsiniz. Efendim aileler, kadınlar, erkekler giriyor. Bu başka bu tartışılır o ayrı bir şey ama denize girmek bir kültürdür. Annem diyor ki ben yüzmeyi bu Ganita da öğrendim 8-9 yaşında öğrenmiş. Şimdi ki gençler bilmiyorlar. Bu böyle balık yok balık yumurtaları hep kıyılarda yumurtlardı artık bunlar yok çünkü deniz dolduruluyor sürekli. Deniz dolgusunu yaptık kıyıyı kullanamıyoruz. Biz küçükken biz denize çakıl taşı atar taş sektirirdik. Denize atacak taş bulamıyoruz. Çakıl taşı yok bu bir kültürdür. Bakın bunlar birçok insana nostaljik gelir. Büro başkanı ne konuşuyor. Bu kadar insan aç susuz geziyor falan. Hayır efendim. Demin metroyu konuşuyorsak eğer treni konuşuysak bunu da konuşacağız. Bu da denizin bir kültürü. Rusya’da mimarlar saksı yapıyorlar. Saksının projesini çiziyorlar. Rus mimarlar yapıyor bunları diğer projeleri yapar gibi övünerek küçük saksı projelerini bize gösteriyorlar. Bakın bunları biz yaptık diyorlar. Demek ki bunlar küçük şeyler ama önemli.

Günebakış: Trabzon’da ulaşım master planı eksikliği var. Bu eksikliği sözünü ettiğiniz ulaşım sorunundaki yeri nedir?

Ustaömeroğlu: Bu Kent bir şey daha başaramadı. Ulaşım Master planı zaten ulaşım Master planını bu kent başarabilseydi benim bu bahsettiğim deniz taşımacılığı demiryolu taşımacılığı vesaire bunların hepsini çözmüş olacaktı. Şu ana kadar yapılan her şey bu dolmuş sektörü olsun arabaların yenilenmesi olsun ve tabii ki yenilenecek ama bir Trabzon ulaşım planı bir dolmuş sektörü üzerinden yürütülemez. Trabzon bu kadar büyük şehirdir. Önemli şehridir. Dolmuşçuların istekleri doğrusunda bir koca 4 bin yıllık bir kentin ulaşımı çözülemez. Bu bilimsel bir olaydır. Üniversite vardır, ilgili meslekler vardır, oturulacak ilmi olarak bilimsel olarak ulaşım mastır planı yapılacak.

Günebakış: Trabzon’un eski eserleri ve mimarisi korunabildi mi? Yapılan eksikler ya da takdir ettiğiniz hususlar var mı?

Ustaömeroğlu: Başına dedim ya eski Yeni kent çok karışıyor birbirlerine bunu bir kenara ayırırsak devletimizin son yıllarda eski kentlere verdiği, eski binalarla ilgili teşvikleri ümit verici. Bunu her zaman destekliyoruz. İnsanlara yardımcı oluyor bu konu da devlet, değer veriyor karşılıksız bedelsiz geri ödemesiz krediler sağlıyor. Bunlar güzel şeyler dolayısıyla kent bazında Eskiyi koruyamadık ama tekil bazda pek fazla eski binaları korumayı başarabildik keşke bu Kent planlaması olarak da geliştirilebilseydi. Artık mücadele veriyoruz hatta belki Ulaşım Master Planı bile bunu sağlamamızı sağlayacak yani eski kenti korumamızı sağlayacak. Çünkü belki içeriye trafiği almayacağız, belki bu caddelerden artık otobüsleri minibüsleri geçmeyecek, insanlar yürüyecekler.

Günebakış: Kentin can damarlarından olan Kahramanmaraş caddesine bakışınız nedir? Caddedeki hengameyi nasıl yorumlarsınız?

Ustaömeroğlu: Bu şehrin insanı yürümeyi bilmiyor her yere yürümeyle gitmeyi sevmiyor. Yani illa her yere arabayla gidecek. Yürümeyi çok bilmediği için de işte Maraş Caddesi'nde görüyorsunuz. Herkes her taraftan karşı karşıya geçiyor yani çünkü evindeymiş gibi davranıyor. İnsanlara da kent olgusu var bunu unutuyoruz. Ulaşım Mastar Planı filan bunların hepsi sizi disipline eder. Yayayı da disipline eder taşıtı da disipline eder,  kent yapılarını da disipline eder.

Günebakış: Trabzon turizminin yapıtaşı Uzungöl son dönemde turizm dışında yapıların yıkılmasıyla ilgili de gündem oldu.  Uzungöl korunabildi mi?

Ustaömeroğlu: Bir diğer sorunda şu çevreyle ilgili sorunlar var çevresel sorunlar var Uzungöl apayrı bir sorun biz doğal değerlerimize sahip çıkamıyoruz. Orada hep kaçak yapılar yıkıldı vesaire bazı dramlar oldu orada. Evet, ama sadece o binaların yıkılması 2017'de bugün yapılmış binaların yıkılması Uzungöl’ü kurtaramadı, kurtaramaz da yani Uzun göl tarih boyunca perişan edilmiş. Bir koruma planı yok vesaire yok Olsa bile uygulanmıyor. Uzun Göl’ün bir ele alınması lazım. Yeni bir şehir planını buraya çizilmesi lazım. Bunun içinde koruma turistik vesaire hepsinin olması lazım.

Günebakış: Trabzon’da yapılan projelerin çizimleriyle ilgili görüşleriniz nelerdir? Beğeniyor musunuz? Beğenmiyorsanız nasıl olmalı ya da hangi süreçler takip edilmeli?

Ustaömeroğlu: Bu bizim için önemli bir konu ve üstünde çok duruyoruz. Bu kentteki kamu yapıları, eğitim tesisi ne bileyim bir kültür tesisi, bir belediye yönetim binası vesaire gibi bu yapıların artık belli birileri olarak ihale edilmesini istemiyoruz. Bu hoş bir şey değil. Peki, hocam nedir bu çaresi demokratik, hak hukuk geçmeyecek şekilde mimari proje yarışması açmak. Çok basit, proje yarışması çok etkin ve yetkin jüri oluşturulur. Mimarlar Odası bu işleri bilir çünkü geleneğinde var. Ödüller belirlenir Türkiye’ye yayılır. Türkiye olmadı, Trabzon bölgesel katılmak isteyen bileğine güvenen mimarlar katılırlar. Bu yarışmaya şartları sağlayan 20 tane proje katıldı 30 tane proje katıldı, jüri alır ödül gruplarını açıklar mansiyonlardan 1.nin ödülüne kadar gelir satın almalar olur. Ödül verir herkes rahat hiçbir şaibeye yok, herkesin huzurunda…  X büroya bir iş gitti nasıl gitti bir x büroya ihale edildi nasıl ihale edildi? Niye aldılar? Hangi şartlarda aldılar? Biz şeffaflıktan yanayız aslında ben de ısrar ediyorum. Biz bu konuda daha önce Valiliğe yazdık. Bütün belediye başkanlıklarına yazdık. Biz ısrarla mimari proje yarışmalarının artık bu kente ağırlık koymasını istiyoruz. Bu yarışmanın hedef kitlesi kim? mimarlar, bunlar diploma sahibi mimarlar katılıyorlar yarışmaya ekip olarak katılıyorlar hatta. İçinde iç mimarlar oluyor peyzaj mimarları oluyor, şehir plancıları oluyor. Hep beraber katılıyorlar ekip beraberinde. Türkiye bu geleneğe çok sıkı sahiptir. Böyle çok sıkı bir gelenek vardır Türkiye’de mesela birçok bakanlık binası Ankara’da proje yarışmasıyla yapılmıştır. Ve hiç şaibe yoktur. Ve son derece değişik farklı binalar gelir böyle. Ufku açılır insanın. Dolayısıyla biz ısrarla bunu istiyoruz.

Günebakış: Teşekkür ederiz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.