banner114

Hasta memnuniyeti öncelikli çalışacak

günebakış: Nasıl bir tablo buldunuz? Daha önce de başhekimlik yaptınız, deneyiminiz de var. Farabi Hastanesi Başhekimliği’ne atanınca nasıl bir tablo ile karşılaştınız?

Prof. Dr. Celal Tekinbaş: Yaklaşık 2 yıldan biraz fazla kamu hastaneleri birlikleri kurulduktan sonra Ahi Evren Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yönetici başhekimlik deneyimimiz vardı. Sonrasında zaten 2005 yılından itibaren de bu hastanedeyim. Gelmeden önce de ‘Problem nedir, bu problemlere hangi çözümü getirebilirim’ diye bir çalışma içerisine girmiştim.

günebakış: Öncelikli sorun var mı? Nasıl bir planlama yaptınız?

Celil Tekinbaş:

ÇÖZÜMSÜZ PROBLEM BIRAKMIYORUZ

Öncelikle bir personel sorunu var. Mesela, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde bir başhekimlik, bir başhemşirelik, hasta bakım hizmetleri müdürlüğü deniliyor ona, idari-mali işler müdürlüğü ver büyük hastanelerde teknik bakım müdürlüğü şeklinde müdürlüklere ayrılmış. Ancak bizim hastanemiz belli değildi. Bizim hastanemizde iki tane başhemşire vardı. Hastane müdürlüğünde bir hiyerarşi yoktu. Bunları düzeltme ihtiyacı vardı ve bunlar düzeldi. Özellikle başhemşirelik konusunda tek başhemşire, iki tane başhemşire yardımcısı şeklinde yeni bir yapılanma içerisine girdik. Personelin yeniden dağılımını düzenledik. Personelleri rantabl dağıttıktan sonra şu durum olmazsa olmazımız olarak kabul edildi. Arkadaşlarla da konuştuk ve dedik ki, “Arkadaşlar bizim yapacağımız iki şey var. 1- Adaletli davranacağız. Gerek personel hareketleri konusunda gerek yönetici personellerin seçimi konusunda. 2- Şeffaf davranacağız.

günebakış: Yeni yol haritanız ve stratejiniz nasıl bir karşılık buldu?

Prof. Dr. Celal Tekinbaş:

HASTANEDE POZİTİF BİR HAVA ESMEYE BAŞLADI
Hakikaten böyle davranıyoruz. İşi layık olana, liyakat sahibi yapabilene, yapabileceğine inandığımız kişilere veriyoruz. Ve şu ana kadarki bütün yapılanmamız bu şekilde. Bütün Ana Bilim Dallarını kendi yerlerinde ziyaret ettik. Onlara ‘Bizden yapmamızı istediğiniz konular nelerdir, sizin muzdarip olduğunuz konular nelerdir ve bunlarla ilgili bize önerileriniz nelerdir? İhtiyaçlarınız nedir ve bizim bu ihtiyaçlarınızı karşılamamız için bize önerdiğiniz durum nedir? Onları dinledik. Hastanede pozitif bir hava esmeye başladı. “Bunlar yapılabilecek şeylerin üzerine gidip, çözülebilecek problemleri çözüyorlar, çözülemeyecek problemleri de niye çözemediklerini bize izah ediyorlar. Yani oyalamıyorlar bizi” havası oluştu.

günebakış: Yönetimde önemli bir değişikliğe gidildi mi?

Prof. Dr. Celal Tekinbaş: Yönetim kademesinde şöyle bir değişiklik yaptık. Bu da çok önemli, bunu aslında öneriyorum bizim gibi hastanelerde. Burası çok büyük bir hastane. Çok fazla personeli var. 2700 çalışanı var. Bunların değişik kategorileri var. Bu hastaneden hakikaten dışarıda olumsuz bir algı var. Haklı ya da haksız bu algı oluşmuş. Siz konuşarak bu algıyı yönetemez, ortadan kaldıramazsınız. Bunun önceden de farkındaydık. Olayın içine girdiğimizde daha çok farkında olduk. Peki bu algı niye oluştu? Bu algı bu hastanede yapılan işlerin küçüklüğünden ya da yapılan işler sonrasında oluşan olumsuzluklardan kaynaklanmıyor. Aslında bu algının asıl sebebi; Hastaneye girişten itibaren gerek hastanenin temizliği, gerek sekreterin onunla konuşurken ki tavırları, diğer personelin hasta ya da hasta yakınlarının işini görmek açısından olan niyetleri… Beklentilerin karşılanması. Bunlar asıl bizim olumsuz algının altında yatan neden buydu. Biz dedik ki, “Biz personelimizi mutlu etmemiz lazım. Personelimiz kendisini buraya ait hissetmesi lazım. Burasını kendisinin malı, işyeri, kendisinin kurumu, kendi yakınları ve olmazsa olmaz bir kuruluş olarak görmesi lazım. Ve o kuruluş içerisinde kendisinin çok önemli bir fonksiyon icra ettiğini bilmesi lazım. Onunla ilgili şunu yaptık; bütün kategorideki arkadaşlarımıza, temizlik, güvenlik personelleri, teknisyenler, hemşireler, sekreterler… Dedik ki, “Bunlarla bizim aramızda direkt irtibatı sağlayabileceğimiz iletişim kurulları, (koordinasyon kurulu dedik) oluşturalım.”

Bunların hepsiyle ayrı ayrı toplandık. Büyük amfilerimizde kurallara uyarak bir araya geldik. Bunlara önce yaptıkları için burası için ne kadar önemli olduğunu, elzem olduğunu, olmazsa olmaz olduğunu belirttik. Bizimle sürekli aracısız iletişim içerisinde olmalarının bizim açımızdan daha istenen bir şey olduğunu söyledik ve dedik ki, “Sizler kendi içerinizde 5 kişilik gruplar oluşturun. Bu grup bize aylık raporlar halinde hem eksiklerini hem ihtiyaçlarını hem isteklerini bildirsin. Sonra bizim önümüzü açma açısından bunların yapılabilme imkanlarını ya da alternatiflerini ya da bizim yapmamız açısından bize önerilerini oraya yazsın. Biz oturalım bu konuyu konuşalım, tartışalım. Yapabileceklerimizi yapalım, yapamayacaklarımızı da, ‘Şundan dolayı şunu yapamadık’ diye rapor verelim” dedik.

YAPTIĞIMIZ İŞİ ADALETLİ YAPACAĞIZ

Bu inanılmaz pozitif bir güzellik oluşturdu. Bütün birimlerde böyle bir güzellik oluşturdu. Ben şunu biliyorum, yöneticilik zorla olmuyor. Yani daha doğrusu insanı zorlayarak verim alamıyorsunuz. İnsanlar kendilerinin değerinin farkına vardıklarında kendi değerlerini yöneticilerin de fark ettiğine inandıklarında aslında yapmaları gerektiği işin kalitesini de artırıyorlar, o işe vermiş oldukları mesaiyi de artırıyorlar. Ve bunu isteyerek yapıyorlar. Buradaki hedefimiz de bu. Şu anda bir ay öncesine göre insanların davranışları açısından müthiş bir değişme var. Ve bunun daha fazla olacağını düşünüyoruz. Biz gerçekten onları şuna inandıracağız, çünkü öyle düşünüyoruz; Asla haksızlık yapmayacağız, yaptığımız işi adaletle yapacağız ve yapacağımız işleri onlar bilecekler.

günebakış: Aslında siz Trabzon’da iyi bir cerrah olduğunuz kadar siyaset aklını bilen ve kullanabilen bir yöneticisiniz şu anda bir hekimsiniz. Dolayısıyla toplumla olan ilişkinizde siyasetin size kazandırdığı o akılla birlikte insan memnuniyetini öne çıkaran bir adım atıyorsunuz burada. Önce kendi personelinizi memnun olacak hale getirip daha sonra onu topluma yansıtacak biçimde bir yol izlediniz ve önemli bir mesafe kat ettiniz.

Prof. Dr. Celal Tekinbaş: Evet. Çok teşekkür ediyorum böyle düşündüğünüz için. Ben ilk ve orta okulu köyümde okudum. Bize gelen insanların şu andaki ortalama standartlarından daha aşağı standartlarda yaşadık. Biz bu insanların neler yaşadıklarını, neler hissettiklerini biliyoruz. Çok güzel bir söz var, bir doktora, “Bir hastanın iyileşmesi için neler lazım” diye soruyorlar. Doktor da, “Ona iyi davranın, kendisini iyi hissettirin” diyor. “Peki iyi olmazsa ne yapalım” diye karşılık veriyorlar, doktor bu kez, “Daha iyi hissettirin, daha iyi davranın” diyor.

Bu çok önemli bir şey. Bunu sadece böyle yapmıyoruz. Aynı zamanda dedik ki, “Ayın personeli, ayın hemşiresi, ayın temizlik personeli, ayın güvenlik personeli, ayın teknisyeni” yapalım diye karar aldık. Anketler yapıyoruz. Bizim de kalitemizin önerileri doğrultusunda belli zamanlarda gideceğiz polikliniklerde taburcu olan, refakatçı olan hastalarda anketler yapacağız. Bu anketler bize geldiğinde biz bunları kaliteyle beraber değerlendireceğiz. Ve bunları ilan edeceğiz. Hastanemizin ana giriş kapılarına büyük panolar yapıyoruz. Bu panolarda ayın temizlik personeli, ayın sekreteri, ayın güvenlik görevlisi, ayın birimi, ayın servisi diye ilan edeceğiz. Bir ay orada onların hem fotoğrafları hem de isimleri asılı kalacak. Sadece bunu yapmayacağız. Aynı zamanda bunları alacağız yönetim birimine getireceğiz. Onlara maddi değeri olmasa da manevi değeri çok yüksek olan bir teşekkür plaketi vereceğiz. O onlar için çok önemli bir şey. Bunu başlattık. Anketlerimiz, anket formlarımız hazırlandı. Şu anda panolarımızı yaptırıyoruz. Kısa süre içerisinde başlayacağız.

günebakış: Ekonomik anlamda bir sıkıntınız var mı?

Prof. Dr. Celal Tekinbaş: Tabi… Elbette ki. Yani ekonomik anlamda sıkıntı var. Şu anda var mı? Şu anda yok. Ama nasıl yok? Maliye Bakanlığımız bizim 2016-2017-2018-2019’dan firmalara borçlarımız var. Tabi bir çok hastanenin borçları var. 41 tane üniversite bizim durumumuzda. Yani iş yapan, köklü olan üniversitelerin hepsi bizim durumumuzda. Maliye Bakanlığı bu problemi gördüğünden dolayı dedi ki, “Ben sizin geçmişe dönük borçlarınızı ödemeyi taahhüt ediyorum. 2016-17-18-19 borçlarını, 2016-17 ödendi, 18-19’da yapılandırılıyor. Ve firmalara bu borçlarınızı ödüyoruz” dediler. Ve biz 2020’den önce olan borçlarımızı Maliye Bakanlığı’na devrettik. Peki Maliye Bakanlığı bize bunu hibe şeklinde mi veriyor? Hayır. “Sonra taksitle sizin bu borçlarınızı, (global bütçe uyguluyoruz) bu global bütçenizden keseceğiz” diyor. Ama bu bizim için çok önemli bir şey. Çok teşekkür ediyorum yetkililere. Çünkü döndürülemez pozisyona gelmişti. Biliyorsunuz bir çok malzeme dışardan alınmak durumunda kalınıyordu. Bir de geldiğimiz zaman ilk vermiş olduğum talimat şuydu, “Arkadaşlar 1- Refakatçılara yemek vereceğiz. Ali bey, buraya her yerden hasta geliyor. Refakatçılar ‘Hasta yemeğini artırsın da yiyeyim’ diye bekliyordu. Bunun maddi bir karşılığı olamaz. Biz öncelikle insanız. Bizde vicdan ön plandadır. Yani inşallah Allah bizim vicdanımızın ön planda olmayacağı bir dönem bize yaşatmaz. Bu çok önemli bir şey. Dedik ki, “Zarar mı edeceğiz, varsın oradan zarar edelim, varsın oradan borcumuz artsın ama refakatçılara yemek vereceğiz.” 2- Bu hastalara dışardan malzeme aldırmayacağız. Eğer bir işlem yapacaksak bu malzeme bizde olacak. Ve şimdi satın alacağız. Satın alma prosedüründe, satın alma kanununda hangi malzeme acilse o var. Mesela 22/F diye bir madde var. O maddede, “Eğer acilse sen malzemeyi al kullan, sonrasında o malzemeyi ihale et, parasını sonrasında öde” diyor. Yani çok akut bir durum ortaya geldi ve senin o malzeme senin elinde yok. O malzemeyi satanını çağır, al kullan, sonrasında onun parasını öde.

22/D diye bir madde var. Orada da diyor ki, “Beklenmedik bir şey oldu, örneğin sen,  düşünmüştün ki, ‘Bana aylık 50 tane enjektör yetiyor’ Ancak deprem oldu ve 500 tane toplu enjektöre ihtiyacın oldu. Bunu toplu olarak da alabilirsin. Sonrasında ihale edebilirsin.

günebakış: Teşekkür ederim hocam.

Prof. Dr. Celal Tekinbaş: Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.