banner114

FINDIĞIN GELECEĞİ İSTİKRARA BAĞLIDIR

Fındık hiçbir ithal girdi ihtiyacı olmadan doğrudan doğruya ihraç ettiğimiz ürünün karşılığı olan bedelin net olarak ülkemizde kalmasını sağlayan bir üründür.

Fındık ihracatı bütün Doğu Karadeniz ve Batı Karadeniz de dahil (Sakarya’dan, İzmit’ten neredeyse Rize sınırına kadar) olan bölgedeki istihdamı oluşturan temel kaynaktır. Fındık varsa, fındık bolsa fabrikalar çalışır, işçiler çalışır. Bununla paralel olarak lojistik sektörü, taşıma sektörü, hamaliye sektörü çalışacak. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılıdır. O nedenle fındığı bahçede gördüğümüz, Olursa olur, olmaz, yersek yeriz, yemezsek yemeyiz’ dışında değerlendirmemiz lazım.

Bugüne kadar şöyle bir korku vardı, ‘Aman fındık çok olmasın, çok olursa fiyatlar düşer, boşuna emek sarf edilmiş olur’. Bu şekilde çok güçlü bir şekilde popülist lobi vardı. Onun için her zaman bir rekolte kavgası yaşanır. Biz gerçek rakamları söyleriz. Popüler çevreler, ‘Efendim hayır yoktur, fındık yandı, dondu’ diyor. Neredeyse fındığı tabi felakete uğradığında bayram edecek ve etmekte olan kesimler var, yine hala daha var. Tam sesleri kesilmiş değil. Bunun yanlış olduğunu, bereketin, bolluğun varlık getirdiğini bu sezon görmüş olduk.

Dünyada hiçbir ürün yoktur ki, bunun fiyatlarıyla ilgili sürekli yukarıya yönlü ve sürekli istikrarsız bir pozisyonun devam ettirebilmesi mümkün olsun. Biliyorsunuz petrol fiyatları 150 dolara kadar çıkmıştı. Ama onun hemen karşılığında kaya gazına yönelindi. Kaya gazı daima petrol ürünlerinin dengelenmesinde bir tehdit unsuru olarak kullanıldı. Alternatifi olmayan hiçbir ürün yoktur. Hele tarım ürünleri içerisinde böyle bir şey mümkün değildir. Endüstriyel ürünlerde de böyledir. Fiyatının sürekli artması mümkün olan bir ürün de yoktur. Bunu kim istemez?

Bakın Türkiye isterse üreticinin elindeki bütün fındığı satın alır, ‘Fındık fiyatı şu kadardır’ der o fındığın tamamını da gönderir dışarıya hiçbir işlem yapmadan. Bu doğru mudur? Hayır. Aynı miktardaki dövizi elde edersiniz ancak fabrikanız çalışmaz, işçiniz çalışmaz, çarklarınız dönmez, üretiminiz devam etmez. Her şey o değil. Fiyat çok önemlidir ama her şey değildir.

TMO’nun mutlaka bir regülasyon görevi var, bunu başarıyla da yaptı. Ama bunun arkasından regülasyonu başaranın spekülasyonu da önleyebilmesi gerekirdi. Eleştirimiz sadece bununla ve ülkemiz menfaati için. Ben ihracat birlik başkanıyım. Kendi adıma konuşmuyorum, sektör adına konuşuyorum

Biz niye bu yıl bu kadar fındık ihracatı yaptık? Çünkü bir paketin içerisinde onların 25 gramlık paketleri var, 10 tane badem, 1 tane fındık vardı, bu 7 tane badem 3 tane fındığa çıkınca ihracatımız patladı. Bir damak zevki oluştu. Şimdi, ‘Hayır, koymayın, fındığı yine 1’e düşürün’ dedirtmemiz lazım. Bunları mantık planında konuşalım. Bu bir savaş, birbirini suçlama, birbirini alt etme değil. Hepimiz bu ülke için çalışıyoruz. Hem o kazanacak, hem dünya kazanacak. Kazan kazan sistemidir bu, hepsinden önemlisi ülkemiz kazanacak. TMO eleştirisinin sebebi bu.

günebakış: Sayın Sevinç,fındığı konuşmak istiyoruz. Son olarak ihracatçıların fındık konusunda Toprak Mahsulleri Ofisi’ne yönelik bazı şikayetleri, serzenişleri ve eleştirileri var. İsterseniz sizden bir sezon değerlendirmesi alalım. Daha sonra bu eleştiriler üzerine neler söyleyeceksiniz. 

Edip Sevinç: Öncelikle bu bir şikayet değil durum değerlendirmesi olabilir. Çünkü her zaman biz analiz yapmaya, olanı-biteni kritik etmeye ve bunlardan gelecek için doğru hedefler, doğru yönelişler çıkarmaya herkesin ihtiyacı var. Öncelikle ben şöyle fındık ihracatının ne olup olmadığı hakkında kısa bir girişten sonra sorunuza gelmek istiyorum. Fındık Türkiye’nin çok temel ihraç ürünlerinden bir tanesi. Fındık, fındık ihracatı deyip geçmemek lazım. Şunu net bir şekilde anlamamız lazım; fındık Türkiye’nin net ihracat kalemlerinden bir tanesidir. Yani bu ihracatın gerçekleştirilmesinde hiçbir ithal girdi ihtiyacı olmadan doğrudan doğruya ihraç ettiğimiz ürünün karşılığı olan bedelin net olarak ülkemizde kalmasını sağlayan bir üründür. Şöyle bir örnek vereyim; Biliyorsunuz Türkiye’nin ihracat kalemlerinin göz bebeklerinden birisi otomotiv ihracatı. Yıllık neredeyse 50-60 milyar dolar arasında bir ihracat girdisi sağlayan, istihdama büyük katkıları olan, yan sanayisi ile aynı şekilde çok yaygın bir şekilde endüstriyel faaliyet alanıdır. Ama otomotiv ve fındık ihracatının net girdilerini karşılaştırdığımız zaman son 10 yılda otomotiv ihracatından net girdi 23 milyar dolar civarında görünüyor, fındık ihracatından da 21 milyar dolar civarında. Bu şu anlama geliyor; Yani net ihracat demek, o ihracat girdisini elde etmek için karşılığında bir döviz ya da bir dış çıktı gerektirmeyen ürün demektir. Dolayısıyla fındık ihracatının getirdiği dövizin ekonomiye olan katkısı inanılmaz derecede kıymetlidir. Onun ötesinde fındık ihracatı bütün Doğu Karadeniz ve Batı Karadeniz de dahil (Sakarya’dan, İzmit’ten neredeyse Rize sınırına kadar) olan bölgedeki istihdamı oluşturan temel kaynaktır. Fındık varsa, fındık bolsa fabrikalar çalışır, işçiler çalışır. Bununla paralel olarak lojistik sektörü, taşıma sektörü, hamaliye sektörü çalışacak. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılıdır. O nedenle fındığı bahçede gördüğümüz, Olursa olur, olmaz, yersek yeriz, yemezsek yemeyiz’ dışında değerlendirmemiz lazım. Çünkü Türkiye’nin fındık üretiminin en az yüzde 85’i ihracata yönelmektedir. Çok kıymetli bir ihraç ürünüdür. Yüzde 15 civarındakini de iç piyasada tüketmekteyiz. Bütün bu söylediklerimizde sonra sorduğunuz soruyu değerlendirebiliriz.

günebakış: Evet, ‘Fındık bu’ diyorsunuz. Ülke için bu kadar önemli yani.

Edip Sevinç: Fındık bu...Fındığın içerisinde net döviz girdisi var, istihdam var her şeyden önce. 2019 yılında muhteşem bir sezon yaşadık. Bunu da ilave etmeliyim.

günebakış: Fındıkta bu güne kadar ki süreçlerden farklı rekora ulaştık.Açıklamıştınız bunu daha önce değil mi?

Edip Sevinç: Evet. Hem döviz girdisinde hem tonajda rekor kırıldı. Bunların ikisinin bir arada olması daha güzel bir şey. Bunun kökeninde şunu kabul etmek lazım, 2019 yılı rekoltesinin rekor düzeyde olması var. Bizim görüşümüze göre 800 bin tonun çok üzerinde bir rekolte gerçekleşti. Zaten ihracattan ve iç piyasa tüketiminden Ağustos ayı sonunda anlayacağız, göreceğiz, rakamlar reailize olacak.

Bugüne kadar şöyle bir korku vardı, ‘Aman fındık çok olmasın, çok olursa fiyatlar düşer, boşuna emek sarf edilmiş olur’. Bu şekilde çok güçlü bir şekilde popülist lobi vardı. Onun için her zaman bir rekolte kavgası yaşanır. Biz gerçek rakamları söyleriz. Popüler çevreler, ‘Efendim hayır yoktur, fındık yandı, dondu’ diyor. Neredeyse fındığı tabi felakete uğradığında bayram edecek ve etmekte olan kesimler var, yine hala daha var. Tam sesleri kesilmiş değil. Bunun yanlış olduğunu, bereketin, bolluğun varlık getirdiğini bu sezon görmüş olduk. Tabi ki fındıkta çok ürün elde edildiğinde fiyatların düşme riski vardır. Ama burada TMO’nun ve hükümetin, Sayın Cumhurbaşkanı’nın hakkını teslim etmek lazım. Fiyatların bu bazda düşmesine karşı tedbiri zamanında devreye sokarak, iyi bir taban fiyatı vererek, yaptığı alımlarla beraber bir dengeleme, bir regülasyon görevini yerine getirdi ve fiyatların düşmesini de engelledi. Buradaki başarıyı inkar edemeyiz, göz ardı da edemeyiz. Ancak piyasadan çekilen 80 bin ton fındığın daha önce yüksek bir ihracatta bu defa fiyatları tersine artırıcı bir faktör haline gelmesi de normaldir. Çünkü o zaman regülasyon yapılamaz. Ama bunların hepsinin bir sınırı vardır. Dünyada hiçbir ürün yoktur ki, bunun fiyatlarıyla ilgili sürekli yukarıya yönlü ve sürekli istikrarsız bir pozisyonun devam ettirebilmesi mümkün olsun. Biliyorsunuz petrol fiyatları 150 dolara kadar çıkmıştı. Ama onun hemen karşılığında kaya gazınayönelindi. Kaya gazı daima petrol ürünlerinin dengelenmesinde bir tehdit unsuru olarak kullanıldı. Alternatifi olmayan hiçbir ürün yoktur. Hele tarım ürünleri içerisinde böyle bir şey mümkün değildir. Endüstriyel ürünlerde de böyledir. Fiyatının sürekli artması mümkün olan bir ürün de yoktur. Bunu kim istemez?

günebakış: Üreticinin memnuniyeti önemli değil mi? Bu göz ardı edilebilir mi?

Edip Sevinç: Fındık üretiminin devam edebilmesi için üreticinin para kazanması yani üreticinin fiyatlardan memnun olması elbette önemli. Bir defa üretici memnuniyeti fındık tedarik zincirinin birinci halkasının sağlam durmasına sebebiyet verir. Üretici fiyatlardan memnunsa bahçesine bakar, üretimi devam ettirir, para kazanır, güle oynaya bahçesinde durur. Buraya hiç kimsenin itiraz etmesi mümkün değildir. Bugün Allah’a bilir üretici memnuniyeti de sağlanmıştır. Üreticimiz korona virüse rağmen bahçesinde gerekli çalışmaları yapmak için çaba gösteriyor. Gübre alınıyor, ilaçlar alınıyor. Bunlar son derece memnuniyet verici durumlar. Ama bu şu demek değil, fındığı biz kısalım, artıralım, şuraya gitsin, buraya gitsin’ diye terennüm etmiyorum. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Önemli olan sürdürülebilir yöntemi uygulamamız lazım. Nedir o sürdürülebilir yöntem; 1- Üreticinin kazanması. 2- İstikrarlı fiyat ve bu istikrarlı fiyat nedeniyle bu istikrara güvenen dünyadaki tüketicilerin Türk fındığından vazgeçmemesini sağlamak. Bu olmazsa olmazdır. ‘Bir fırsat bulduk, fındık gidebildiği yere kadar gitsin.’ anlayışının sonunda olacak olan fındık ihracatının düşmesidir. Bunu hiçbir zaman hiç kimse arzu etmez.

günebakış:Yani fındığın değerini bulabilmesi için en önemli şart istikrardır. Sağlıklı yükseliştir.

Edip Sevinç: Evet istikrar. İstikrar ve üreticinin memnun olacağı bir fiyat. Şimdi üretici 3 dolara memnunken onu 5’e çıkarmanın da bir manası yoktur. Devam edemez. Bakın alternatifi olmayan hiçbir tarım ürünü, hatta bir endüstriyel ürün (Buna petrol dahil olmak üzere) yoktur. Bu alternatifleri çağrıştırmamamız lazım. Bugün Allah’a şükürler olsun korona virüse rağmen, korona virüsten hiç etkilenmeyen sektörlerin başında fındık geliyor. Çünkü atıştırmalık sektörüne talep arttı. Evde kalan milyonlarca çocuğun beslenmesiyle ilgili başlangıçta büyük stoklar yapıldı. Ama şimdi o Mart ayındaki tüketimin Nisan’da ve Mayıs’ta olmadığını görüyoruz, bunlar son derece normal durumlar. Yani TMO çok başarılı, asla inkar edemeyiz. Ama daha sonra fiyatların aşırı yükselmesi için hele hele üretici fındığını sattıktan sonra, fındık spekülatörlerin elinde iken, bu fındık fiyatlarının daha yukarıya taşınmasının fındığa bir faydası yok. Evet TMO bir kamu iktisadi teşekkülü olarak kar ettiğinden bahsediyor ama biz öyle dönemsel kar edip de sonra başına neler gelen ne kamu iktisadi teşekkülleri gördük. Sizin yaşınız da buna müsait. Dolayısıyla temkinli olmak lazım. İstikrar ve sürdürülebilirlik çağımızın en önemli kriterlerinden bir tanesi.

günebakış: Bu noktada bir endişeniz var galiba. Nedir o?

Edip Sevinç: Fındık, tehlikeli bir noktaya doğru gidiyor; fındık artık bir endüstriyel ticaret ürünü olmaktan çıkıp bir depo ve spekülasyon ürünü haline gelmeye başladı. Bakın Türkiye isterse üreticinin elindeki bütün fındığı satın alır, ‘Fındık fiyatı şu kadardır’ der o fındığın tamamını da gönderir dışarıya hiçbir işlem yapmadan. Bu doğru mudur? Hayır. Aynı miktardaki dövizi elde edersiniz ancak fabrikanız çalışmaz, işçiniz çalışmaz, çarklarınız dönmez, üretiminiz devam etmez. Her şey o değil. Fiyat çok önemlidir ama her şey değildir. Üreticinin kazanması açısından fiyat elbette önemlidir ama hiçbir zaman her şey de değildir. En tehlikeli şey; fındığı bir spekülasyon ürünü haline gelip, sektör dışından insanların piyasaya girip,fındık alıp bir kenara koyup, bekleyip, ‘Fiyatları yükseltelim, daha yükselsin. Başlangıçta büyük paralar alalım, fındıkları depolara tıkalım’ anlayışı. Peki fabrikalar nasıl çalışacak?Üretim nasıl devam ettirilecek?İstihdam ne olacak? Şu anda mesela yeterli miktarda fındık olmasına rağmen ürün spekülatörlerinin yüzünden ne kırma fabrikaları çalışıyor ne endüstri çalışıyor. Herkes (İhracatçılar) daha önceden alıp deposuna koyduğu fındığı ihraç ediyor. İyi ki bunu yapmışlar, yoksa büyük zararlara uğrayacaklardı. Ama işçiniz çalışmıyor. Üçte bir kapasiteyle çalışıyor fabrikalar. Kimi durdurmuş, kimi azaltmış, kimi ‘Bakalım bir dahaki sene ne olur’ deyip bırakmış. Fındıklar ise depolarda. Bu doğru değil.

günebakış: Yani TMO’nun fındığı alıp depolara doldurması ülke adına bir başarı değil...

Edip Sevinç:TMO’nun mutlaka bir regülasyon görevi var, bunu başarıyla da yaptı. Ama bunun arkasından regülasyonu başaranın spekülasyonu da önleyebilmesi gerekirdi. Eleştirimiz sadece bununla ve ülkemiz menfaati için. Ben ihracat birlik başkanıyım. Kendi adıma konuşmuyorum, sektör adına konuşuyorum. Zaten bu konuştuklarımı da zaten devletin ilgili bütün birimleriyle de konuşuyoruz. Böyle bir şey oldu. Şimdi ne oldu, ‘Fındık fiyatı şuraya kadar çıktı, fındıklar alındı’, kime satılacak bu fındıklar. Bakalım o fiyatlardan alanlar bu faaliyeti nasıl devam ettirecekler.

Eleştirimiz bununla ilgili, önümüzdeki yıl bu kadar fındık olmayacak. Ama astronomik fiyatların sonucu 330 bin ton olarak bu yıl göreceğimiz tonajdaki ihracatımızın Allah korusun 230 bin, 240 bin tonlara düşmesine sebebiyet verebilir. Bu ne demektir; daha az fındıklı ürün üretilmesi ve tüketilmesi demektir. Halbuki bizim amacımızdünya fındıklı ürünler pazarını Türk fındığı orjinli olarak sürekli artırmamız lazım. Bugün Amerikan bademi her yıl artıyor. Üretimi de artıyor, tüketimi de artıyor. Şu anda Amerikan bademinin fiyatı fındık fiyatının neredeyse yarı fiyatında. Bu şu anlama da gelir, önümüzdeki yıl çerezlik piyasasında badem fındıktan daha fazla tüketilecektir. Ve bize dışarıda bize rakip olan Amerikan bademi öncelikle pastacılık endüstrisinde daha sonra mix nut dediğimiz sezonluk olarak içinde ceviz, badem, fındık olan karışımın içinde fındık oranları azalacak. Biz niye bu yıl bu kadar fındık ihracatı yaptık? Çünkü bir paketin içerisinde onların 25 gramlık paketleri var, 10 tane badem, 1 tane fındık vardı, bu 7 tane badem 3 tane fındığa çıkınca ihracatımız patladı. Bir damak zevki oluştu. Şimdi, ‘Hayır, koymayın, fındığı yine 1’e düşürün’ dedirtmemiz lazım. Bunları mantık planında konuşalım. Bu bir savaş, birbirini suçlama, birbirini alt etme değil. Hepimiz bu ülke için çalışıyoruz. Hem o kazanacak,hem dünya kazanacak. Kazan kazan sistemidir bu, hepsinden önemlisi ülkemiz kazanacak. TMO eleştirisinin sebebi bu.

günebakış: Son dönemde bahçe zararlıları ciddi bir endişe kaynağı oldu. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Edip Sevinç: Fındıkta bahçe zararlıları konusu ciddi bir sorun. Çünkü bizim bahçemizde oluşan meyvenin önemli bir bölümünü başta fındık kurdu, yeşil kokarca, kahverengi kokarca, bahçe zararlıları fındığı yiyen birtakım unsurlar var. Tüketiyorlar. Çok anormal ürün kaybına sebebiyet veriyor. Bunun için de üreticinin kazanması lazım. Üretici kazanacak ki bahçede bunlarla mücadele etsin. Ama köyde yaşayan nüfusumuzun çok azalmış olması, fındık üretilen bahçelerin sahiplerinin o yörede yaşamıyor olması, bu mücadelelere büyük sekte vuruyor. Ve yıllardır da üretici zararlıyla mücadele yapmıyor. Bu nedenle biz Tarım Bakanlığı ile sürekli olarak bir farkındalık kampanyasının oluşturulması, üreticinin mücadele için, bakım için, gübreleme için bahçeye sevk edilmesi konusunda bizim de kendimize yönelik hem isteklerimiz var hem kampanyalarımız var. Yakında basında da buna benzer bir çalışma başlatacağız. Bütün bölge televizyonlarında kendi imkanlarımızla kamu spotuna benzer yaptığımız işler var. Burası çok önemli. Ürün varsa konuşabiliriz, ürün yoksa neyi konuşacağız? Bu konuda da tarım il müdürlüklerimizden bir farkındalık kampanyası oluşturmalarını, üreticilerimizin de iyi kazandıkları bir dönemde ve tekrar iyi kazanacakları bir dönem gelirken ürün kaybına sebebiyet vermeden bahçede mücadele etmelerini isteyeceğiz. Var yılı vardır, yok yılı yoktur. Var yılı 100’dür, yok yılı 50’dir, 60’tır. Halbuki zirai mücadele ve gübreleme bunu yüzde 80’e kadar çıkartabilir. Bunlar artık kendi haline bırakılacak konular değil. Başlangıçta anlattığım fındık ihracatının önemi nedeniyle birlikte.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Üretici 4 ay önce

Kan emici sülük gibi çifçiyi yediniz yıllarca,artık devir değişti,3 dolara memnunken neden 5 olsunmuş