banner114

“Ezanla Geldik, Selâyla Gideriz”

1965 yılında Trabzon’un Araklı ilçesinde doğan Gazi Fatma Erol, evli ve 2 çocuk annesi. 15 Temmuz hain darbe girişiminde eşi Fikri Erol ile aynı tankın altında kalan, yaşam ile ölüm arasında mücadele veren Erol, o karanlık gecede Ankara’da neler yaşandığını anlattı…

Bir darbe girişiminin olduğunu öğrendiniz ve meydanlara gitmek üzere yola çıktınız. O andan sonra neler yaşadınız?

Fatma EROL: Beştepe’nin orada Genelkurmay Kavşağı var. Oraya gidelim, millet varsa bizde katılırız dedik. Tam Jandarma kavşağına geldik, askerler yolu kesmiş. Bize “Yol kapalı. Geri dönün” dediler. Askerler “evinize dönün” diye, sürekli uyarıyor. O sıra kalabalıklaşmaya başladık. Askerlerin yanına gittim. Haberlerde Genelkurmay Başkanının darbecilerin elinde olduğunu duymuştum. Askerlere dedim ki; “bakın siz kimin emriyle buraya geldiğinizi bilmiyorsunuz. Genelkurmay Başkanı içeride tutsak, sizin başınız kim?” Karşınızdaki asker size bakıyor ama robotlaşmış bir gözle bakıyor... Külliye’nin orada, araçların yanında takım elbiseli insanlar vardı.  Sonra helikopterler gelmeye başladı. Başımızın üzerinden geçip, Külliyeyi bombalıyorlar. Ben “Külliyeyi yıkacaklar” dedim. O kimdi bilmiyorum, belki bir gün karşılarız. Arkamdan bir ses “olsun bacım, yeniden yaparız” dedi… Ben şaşkın bir vaziyette olanlara bakıyorum. O sırada eşim tankların geri çekildiğini, helikopterlerin üzerimize doğru yöneldiğini görüyor. 

Siz nasıl yaralandınız?

Fatma EROL: Bir anda bombardıman başladı. Bir gözümü açtım. Üzerimde o kadar ağırlık var o kadar ağırlık var ki anlatamam. Kendime geldim, bir baktım üzerimde tank. Sırtım kaldırımda, bacağım açık ve tankın tekeri karnımın üzerinde… Aynı tankın diğer tekerinin altında da eşimin bacağı kalmış. Yan tarafıma baktım. Bir bey, kafasından kanlar akıyor. Ona diyorum ki, “beni buradan çıkar”… Sonra eşim bana dedi ki “Fatma, o adam kendinde değil, seni duyamaz.” Tabii bu arada eşim feryat ediyor, teker karnımda olduğu için benim sesim çıkmıyor. Bağıramıyorum. Eşim bağırıyor “geri çekin… geri çekin …” Hatta sosyal medyada videosu var. Bütün haber kanallarında çıktı. “Tankın altında ölüm kalım mücadelesi” diye. İnsanların hepsi tanka vurup, bağırıyorlar. Altında insanların kaldığını söylüyorlar. Ben ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama “ölüyorum” dedim. Eşimle helalleştik. “Hakkını helâl et” dedim. O sırada tankı çektiler. Beni sürükleyerek kaldırıma çıkardılar. Ben halen kalçamın, bacaklarımın kırıldığını bilmiyorum. Eşimi de çıkardılar. Bir kadın gördüm. Tanka doğru dönmüş, beddua ediyordu. Eşinin orada başı kopmuş. Biri geldi yanıma “hadi bacım seni de araca atalım” dedi. Ben de  “benim eşim de burada. Onu da getirin. Birbirimizi kaybedersek bir daha bulamayız” dedim. Beni aracın arka koltuğuna aldılar. Eşimi yan tarafa koydular.  Tam ayağımın dibine de birini koydular. Onun bacakları kopmuştu.

Hastane ve tedavi sürecini anlatır mısınız?

Fatma EROL: Bizi önce Gazi Hastanesine götürmek istediler. Askerler yolu açmadı. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine gidene kadar da 3 saat geçti. İç kanama geçirdim. 4 gün yoğun bakımda kaldım. Leğen kemiklerim ayrılmış. Eşimin dizkapağı parçalanmış, oraya platinler koyuldu… Hastanedeki en acı şey Gölbaşı’ndan gelen Özel Harekâtçılardı. Acile getirdiler. Onların ölüm anları, yanmışlar yavrularım. Gencecik çocuklar. Sırtüstü yoğun bakımdayım. Onların seslerini duyuyorum. Fevzi diye genç bir polis vardı. Doktorların sesi geliyor: “Hadi Fevzi, hadi Fevzi, dön Fevzi…” çok uğraştılar. Orada konuşulanlara şahit oluyorsun. İşte, “oraya bomba attılar. Şurayı bombaladılar” diye. Ben de “İnşallah başaramazlar” diye hep dua ediyorum… Tedavi sürecim uzun sürdü. 6 ay yatalak yattım. Hiç kalkamadım. Bakıcı tutuldu. Önce oturmayı sonra yürümeyi öğrendim. Bu dönem yüreğim çok yara aldı. Çok üzüldüm. Çocuğumun askerlikten kalma kıyafetleri duruyordu. Onları attım. O ara görmeye tahammül edemiyordum. Sonra sonra atlattık. Allah bir daha göstermesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.