banner114

Bu virüs ile yaşamaya alışacağız

SBÜ Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Süleyman Türedi ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Trabzon’da Koronavirüs salgını için alınan önlemlerde, tedavilerde önemli rol oynayan Prof. Dr. Süleyman Türedi ve ailelerinden sevdiklerinden ayrı bir şekilde, virüs bulaşma riski altında görevlerini yapan vefakâr sağlık çalışanları hakkında konuştuk. İşte Prof. Dr. Süleyman Türedi’nin açıklamaları…

Günebakış: Hastaneniz kentin salgın hastanesi. Trabzon ve hastanede Şu anki durum nedir? Koronavirüs’lü çocuk hasta var mı?

Türedi: Çocuk hasta sayımız yüksek rakamlarda değil. Ülke genelinde veya Trabzon’da çocuk hasta sayısı çok yüksek rakamlara ulaşmadı henüz. Sonuçta çocuklar risk grubunda. Çocuklar öpülüyorlar, her şeyi elliyorlar, ağızlarına götürüyorlar, birbirleriyle de temas halindeler dolayısıyla hastalık kapma riski büyüklere göre daha fazla. Sonuç itibariyle erken dönemde okullar, kreşler kapatıldı. Bu karar çocuklar arasında bulaşın yüksek b boyutlara ulaşmasını engelledi. Çocukların bulaş riski çok yüksek, taşıma riski çok yüksek. Ama Trabzon’da hiç bir zaman çocuk Koronavirüs hasta sayısı büyük boyutlara ulaşmadı. Genellikle Numune kampüsümüzde çocuk hastaları yönettik. Çocuk yoğun bakıma yatan hastamız hemen hiç olmadı. Hastanemiz kapasitesini aşan ve başka hastaneye sevk etmemizi gerektiren bir durum yaşanmadı. Hepsini tek odalarda yatırma şansı bulduk. Çocuk hasta yönetiminde çok sıkıntı yaşamadık.

Günebakış: Koronavirüs sürecinde okullar erken kapatıldı. Kreşler şu anda hizmetteler. Ağustos ayının sonunda da vaka duruma göre okullar açılabilir diye açıklama yapıldı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Türedi: Bu şekilde alınan her karar sonuçta bazı riskler alınarak verilecek kararlardır. Rakamlara bakılıyor, rakamlarla beraber bir öngörü yapılarak kar zarar hesabı yapılarak bazı riskler alınıyor. Kesin olarak şöyle olacak diye, verdiğimiz karar doğrudur diye iddia edilemez. Elbette ki şu anda sayı günlük 1000 rakamlarında. Normalde biliyorsunuz bir çan eğrisi oluştu. Bu çan eğrisinin iniş kolundayız biz. Vakalar giderek arttı, en yüksek seviyeye ulaştı ve azalmaya başladı. Beklentimiz bu azalma eğrisi ile günlük 200’lü-300’lü rakamlara ineceğimiz yönündeydi. Ancak uzun zamandır günlük 1000’li rakamlarda sabit gidiyoruz. Böyle de devam edeceğini düşünüyorum. Sosyal yaşantımız, ekonomik kaygılarımız, başka kaygılarımız, yani futbol gibi, turizm gibi kaygılarımız bizim için çok önemli. Dolayısıyla bu tür kaygılarla yaptığımız uygulamalar rakamın daha aşağıya inmesini engelliyor. Asker yolcu etme, tatil sezonunun olması, ekonomik kaygılar dediğim çay, fındık gibi olaylar insanların birbirine temas etmesini gerektiriyor. Avrupa ülkeleriyle kıyasladığımızda nüfusumuz fazla, bizim günlük 1000 rakamımız, sağlık sistemimizin yönetemeyeceği bir rakam değil ancak elbette daha düşük rakamlar olmasını isteriz. Dolayısıyla alınan her karar rakamlar, imkânlar gözetilerek kar ve zarar hesabı yapılarak alınan kararlardır. Alınan kararlar beraberinde elbette ki riskler getiriyor. Ne kadar doğru olup olmadığını sonuçları gösterecek. Şu ana kadar sürecin ülkemizde ve şehrimizde iyi yönetildiğini düşünüyorum. Alınan kararlardan sonra korkulan kötü senaryoların olmadığını düşünüyorum. Çay hasadı, futbol müsabakaları, bayram için alınan kararlarda öyle çok aşırı korkulan olmadı. İnşallah böyle devam eder.

Günebakış: Bu süreçte 3 gün herkes camlarla balkonlarda sağlık çalışanlarına destek vermek için bulundular. 4 ay geçti bu süre zarfında moral ve motivasyon olarak iyi anlaşıldığınızı, değerinizin bilindiğiniz biliyor musunuz?

Türedi: Ben her geçen yılla beraber sağlık çalışanlarının bunca fedakârlıklar göz ardı edilerek, sürekli böyle dozajı artar şekilde sağlık çalışanlarına yüklenildiğini düşünüyorum. Küfür,  hakaret, darp. Bu şekilde çalışma motivasyonunu kaybediyor sağlık çalışanı. Zaten özlük hakları ile ilgi ciddi sorunları var sağlık çalışanlarının. Bu süreçte halkımız kısa bir süre tekrar sağlık çalışanlarına hak ettikleri değeri verdiler. Ama ben bunun kısa sürdüğünü düşünüyorum. Ümidim var, umudum yok.

Günebakış: Bu süreçte koruyucu donanım sıkıntısı yaşıyor musunuz?

Türedi: Biz şanslıydık. İyi yönetildi. Ülkeye hastalık geç girdi. Bakanlık bu konuda yeterli hazırlık yaptı. Bakanlık şu ana kadar hastanemizin bütün ihtiyaçlarını karşıladı.

Elbette ki dışarıdan bağışlar da oldu. Sağ olsunlar bir çok Sivil Toplum Kuruluşları, okullar ve birçok kişi ve kuruluş sağlık çalışanlarına destek olarak moral ve motivasyonumuz yükseltildi. Gerçekten tıbbi olarak ihtiyacımız olan birçok şey desteklendi. Açtığımız PCR laboratuvarını Trabzon Ticaret ve Sanayi

Odası ve Trabzon Ticaret Borsası beraber yaptırdılar. Sonuç itibariyle sürdürebilir bir şekilde süreç ilerledi, 4 ayı geçtik neredeyse ve günde 1000, 1500 tane tulum kullandığımız zamanlar var. Maske mesela N95 maske tüm dünyada sıkıntı yaşandı. Bizim haftalık kullandığımız N95 sayısı yaklaşık 1000-1500 adet. Bu ve benzeri malzemeler bakanlığımız tarafından aksama olmadan gayet iyi bir şekilde tedarik edildi. Biz malzeme sıkıntısı çekmedik.

Günebakış: Bu süreçte büyük fedakârlıklar yapan sağlık personelin durumu nasıl? Personel ihtiyacı var mı? Personelin moral ve motivasyonu nasıl?

Türedi: Süreç uzadıkça personel yoruluyor. Aslında bu hastalığın en önemli kısmı yoğun bakım. Servisteki hasta evet covid hastası, endişe edilecek bir durum gibi görünüyor ama servisteki hasta aslında çok sıkıntılı değil. Serviste gerekli tedavisini rahatça veriyorsunuz. İyiye giderse sorun yok. Kötüye giderse yoğun bakıma alınıyor. Asıl sıkıntılı olan yer yoğun bakım. Yoğun bakımda yapılacak her işlem bulaşı arttırabilecek işlemler. Sağlık çalışanını da riske sokan bir işlemler bunlar. Ve tedavide şu ilaca veya uygulamaya mutlaka iyi cevap alacaksınız diye bir şartta yok. Şu ilaç kesin işe yarayacak diye bir şey yok. Dolayısıyla bu hastalar içinde en büyük sorun yoğun bakım gerektiren hastalar. Yoğun bakım hizmetleri yetişmiş kişiler tarafından yapılabilecek tedaviler. Yani yeni başlamış bir hemşireyi veya hekimi burada görevlendirmek yanlış olur. Burası spesifik yerler. Burada uzun yıllar çalışmış olan kişiler tarafından tedaviler uygulanıyor. Dolayısıyla süreyi uzattıkça, hastalığın süresini uzattıkça riski ve yorgunluğu arttırıyorsunuz. 4-5 ay boyunca bu riskli hastaların yönetimini mecburen benzer kişilerin üzerine yüklüyorsunuz. Süreç uzadıkça, sağlık çalışanları da enfekte oluyor. Bizde olmadı Allah’a şükür. Enfekte oluyor, yoruluyor, mental olarak yoruluyor, ailesinden ayrı kalıyor. Ekonomik olarak sıkıntı yaşıyor. Bir çok şey sonrasında da performans düşüyor haliyle. Bu hastalığın daha fazla uzamamasını ümit ediyoruz. Gerçekten bu sağlık çalışanları için büyük bir sıkıntı. Yoğun bakım personeli yedeklemesi yapıyoruz. Mesela nöroloji yoğun bakımını Covid’e alıyoruz. Dahiliye yoğun bakımını Covid’e alıyoruz. Rotasyon yaptırıyoruz. Ama ne olursa olsun yani, oradaki herkes evine ailesine büyüklerine bu virüsü taşımaktan çekiniyor. Neticede riskli bir ortam var yani, yoruyor insanı.

Günebakış: Sağlık çalışanlarına ve hastalığa karşı da özen yavaş yavaş bitiyor. Sizin fikriniz nedir?

Türedi: Her şey yavaş yavaş aslına dönüyor. Genel olarak ben insanımızın yüzde 90’ından fazlasının devletin her kurumuna, her ferdine saygılı ve hakkını verdiğini düşünüyorum. Yoksa bu meslekte yapılmaz. Ama bin kişide bir olsa yani binde bir olsa, biz burada yaklaşık 10 bine yakın poliklinik yapan bir hastaneyiz. Binde bir de olsa doktor arkadaşımdan her gün günde en az birinin moral motivasyonunun bozulduğunu düşünün. Böyle bir işle uğraştığınızı düşünün. En büyük sorun bizim halk olarak otokontrolümüz yok. Hep bunlara karşı tepkiyi sağılık çalışanları ve hastanenin vermesini bekliyoruz. Onun için de süreğenleşiyor ve devam ediyor. Hâlbuki buna insanların tepki göstermesi lazım. Mesela bir sağlık çalışanı sizin annenizi babanızı bakarken, başka bir kişi hakaret ediyor, darp etmeye çalışıyor. Sonra o doktor veya hemşire arkadaş o psikolojiyle dönüyor sizin hastanıza bakmaya çalışıyor. Buna sizin tepki göstermeniz gerekiyor. Ben bu otokontrolü ve tepkiyi az görüyorum halkımızda. Öyle bir sorunumuz var. Biz veriyoruz tepkiyi, sağlık çalışanları veriyor, güvenlik personeli veriyor. Ben bu durum devam eder diye düşünüyorum. Çok şey değişmez. Bunda maalesef ümidim yok. Bu davranışlar yüzünden şehrimizde çok değerli hekimleri kaybettik, umarım düzelir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.