banner114
banner146

İstanbul bir dünya şehri. Kültür mirasıdır. Osmanlı İmparatorluğuna uzun yıllar başkentlik yapmış bir şehirdir. İçinde nice sahabeler, nice padişahlar, evliyaların kabirleri bulunuyor. Her ne kadar 16 milyon nüfusu var deniyorsa da en iyimser tahminle 25 milyonu aşmıştır. Coğrafi güzelliklerine boğaz ayrı bir güzellik katmaktadır. Âmâ durmadan devam eden göç İstanbul’u yaşanmaz hale getirmekte, sorunlarını katlamaktadır. Kısaca yaşanılmaz bir hale getirmektedir. Bu metropol şehri tek elden yönetmek de artık imkansız hale gelmiştir. Gelir gider kaynaklarındaki rakamlar öylesine büyüdü ki kontrolü yapılabilir olmaktan çıkmıştır. İdari yönden bu şehri en az dört bölgeye ayırmak gerekir.

Bu şehre yapılan yatırımlar devlet bütçesinin büyük bir kısmını yutmaktadır. Boğazdaki köprüler, Marmaray, Havaalanları, tüneller, viyadükler, çevre yolları, körfez geçidi, kamuya ait bölge binaları ile su ve elektrik tedarikleri başlıca maliyet artıran yatırımlardır. Bunların parası devletin sırtından çıkıyor. Nüfus arttıkça sorunlar da katlanıyor. Bilhassa milletin sırtından geçinen mafya babaları, suç örgütleri, uyuşturucu ticaret yapanları, kalpazanlar ve cinayet şebekeleri her gün yeni olaylarla devlete meydan okuyorlar.

Hala, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropol şehirlerimizde giren ve çıkanlar kayıt altına alınamamıştır. Bu nedenle de terör örgütleri rahatlıkla bu şehirlerde ev tutup barınabiliyor. Batı’da  kim olursa olsun ikamet amaçlı olanlar önce bulundukları şehrin polisinden izin alma zorunluluğu vardır. İzin verildikten sonra belediye “oturum” müsaadesi verebiliyor. Böylece kimin nereden, ne amaçla geldiği ve görevinin ne olduğu mahalli yönetimlerce adım adım takip edilip biliniyor şehirden ayrılırken de hem polis ve hem de belediyeden kayıt silme zorunluluğu vardır. Gideceği adresini de bildirmek yasal bir zorunluluktur. Aksi halde müeyyideleri çok ağır oluyor. Bizdeki büyük ve küçük şehirler “yolgeçen hanı” gibidir. Gelen belli değil, giden belli değil. Taşı toprağı altın “diye valizini alan bu şehre gidiyor. Bu durum güvenlik güçlerini ve halkı zora sokuyor. Terör örgütlerinin işini kolaylaştırıyor.

Geçen cumartesi günü İstanbul’un fethinin 568.yıldönümünü kutladık. Bu şehri fetheden yüce kumandan, bugünkü durumunu görseydi kahrından ikinci defa ölebilirdi. Haziran sonunda” Kanal İstanbul” un temeli atılacak. Fethin 568.yıldönümüne rastlayan “Çamlıca Kulesi” ‘nin açılışı şehre ayrı bir güzellik kattı. Görüntü kirliliği ortadan kalktı.

İstanbul gibi bir dünya şehrinin sorunları merkezi hükümetle uyumlu bir belediye başkanı ile çözülebilir. Maalesef İstanbul siyaset malzemesi olarak muhalefet tarafından kullanılıyor. HDP’nin altı bin oyunun hatırına devletin temellerine dinamit konulmak isteniyor. Basından yansıyan haberlere göre Sayın İmamoğlu 15 bin belediye işçisini çıkarıp,16 bin yeni işçi alındığı, bunların büyük çoğunlukla HDP eğilimli kişiler olduğu bildiriliyor. Böylece bu tutumla İmamoğlu Cumhurbaşkanlığı adaylığı için 6 bin oyu elinde tutmak için diyet borcunun ilkini ödemiş oluyor. Sorunlu İstanbul’un sorunlarına bir de İmamoğlu sorunu ekleniyor. Bunun vebalini de tercih edenler sırtlayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.