banner114
banner146

 Siyaset uzun soluklu karmaşık bir iş. Başa gelen kuralları kendi lehine yine kendisi koyuyor. Ayağı bir yan basıp kayınca onu artık kimse kurtarmak istemiyor. Hepsi gelene kadar halkının hizmetkarı olduğunu bas bas bağırıyor. Ama yine kendi bildiğini yapıyor. Bu durum geçmişte de böyle olmuştu, şimdi de böyle. Osmanlı Dönemi’nde tahtını korumak için oğullarını, kardeşlerini boğdurup öldüren padişahlar da böyleydi. Siyasette vefa denen şey her zaman raflarda kalmıştır.

            Cumhuriyet Dönemi’nde de böyle olmuştur. Rahmetli Menderes tüm olumlu icraatlarına rağmen zorla iktidardan alaşağı edilmiş ve bilahare uyduruk mahkemelerle idama mahkum edilmişti. Gerekçelerinde de: “Sizi buraya tıkayan kuvvet böyle istiyor.” deyip işin içinden çıkılmaya çalışılıyordu. Bu karardan sonra Türk yargısı itibar kaybetti ve Türk hakimi güvenini yitirdi. Bu bir milat olarak tarihte yerini aldı. Menderes’ten sonra Süleyman Demirel de ihtilal sonrası fırtınalı, istikrarsız dönemlere rağmen cumhuriyet dönemi kalkınmasını devam ettirdi. DSİ genel müdürü iken adı “Barajlar Kralı”na çıkmış ve bu slogan onu AP Genel Başkanlığına ve bilahare de başbakanlığa taşımıştı. Kalkınmanın altyapısını hazırlayan başbakan olarak ne yazık ki adı bilahare “Morrison Süleyman’a çıkmıştı. 1980 Askeri darbesinde iktidardan yine silah zoru ile uzaklaştırılmış, kendisi ile birlikte diğer parti liderlerine siyaset yasağı getiren, askeri cuntanın hazırladığı anayasayı, %95 gibi tarihte görülmemiş bir oranla kabul edilmesi ayrı bir vefasızlık örneği olmuştur. 80 İhtilalinde sonra başa gelen Turgut Özal Demirel döneminde tanınmasına rağmen siyasi haklarının verilmesine dair kanunu çıkarmayıp halkı referanduma götürmüştü. Çok az bir farkla Demirel kıl payı referandumu kazanarak siyasi haklarına milletçe kavuşturulmuştu. Bu iki liderin değeri öldüklerinden sonra anlaşılmış ve   hakları şimdi teslim edilebilmiştir. CHP geçmiş dönem genel başkanlarından Deniz Baykal, kaset şantajı ile düşürülmüştü. Türk siyasi hayatında devleti en iyi  şekilde temsil etmiş liyakatli bir siyasetçi idi.O da parti içi vefasızların kurbanı oldu.

            2002’den sonra başbakanlığa gelen ve 20 yıl kesintisiz iktidarı elinde bulunduran Recep Tayyip Erdoğan döneminde de görev alan Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan Erdoğan döneminde görevlere getirilmelerine rağmen şimdi HDP destekli altılı ittifaka dahil olmaları, CHP ile işbirliğinde olmaları da ayrı bir vefasızlık örneği.

            Sayın Erdoğan’ı bugün yerden yere vuranlar, iftira ve karalama kampanyaları yapanlar da -Allah geçinden versin- herhalde öldükten sonra hakkını ancak teslim edeceklerdir. Bu memlekete kim bir taş üstüne taş koymuşsa bu millet onu artık unutmayacak tecrübeye varmıştır. Bütün bunlara bakarak artık “VEFA” sözünün sadece İstanbul’da bir semt adı olarak kaldığını söyleyebiliriz. Destiyi kıran da suyu getiren de bir tutulursa, yapılanlar göz göre göre inkar edilirse, korkarım bu hizmetleri yürütecek bir başka lider bulamayız.

            Bu vesile ile okuyucularımın yaklaşmakta olan Ramazan Bayramı’nı kutlar, bu bayramın faziletine hepimizi erdirmesini niyaz ederim.

                                               ahmetaksoy616@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vefalı dost 1 ay önce

Erbakan hocaya yapılan vefasızlığı da okumak isterdik...