banner114
banner146
banner122

Eskiden bu Sera(Yıldızlı) vadisinde  “Sera Deresi” var idi amma “Sera Gölü “ yoktu.Çünkü:Sera gölü sonradan  oluşmuş ve ortaya çıkmış bir  tabii bir göldür.İnsanlar tarafından değil Yüce Allahın derenin batı yakasındaki kayalık dağı bir mevzii deprem sarsıntısıyla sarsması ve sallamasıyla çöken dağın kayarak derenin önünü kesmesi ve doldurmasıyla bu tabii göl  var olagelmiştir.Yani ,bu tabii  güzel göl  bir deprem efsanesiyle oluşarak bugünkü halini almıştır.O gün yaşayanlar buranın bir deprem sarsıntısıyla oluşmasına bizzat şahit olmuşlardır.Bunlardan biri de  o bölgenin,o vadinin adamı R.1331(M.1915) doğumlu  Karaman köylü rahmetli  rençber (çiftçi)Yaşar Köse beydir. 1945 yılından 1955 yılına kadar bizzat   kendinin tuttuğu Osmanlıca hatıratını ben tercüme ettim.1950  yılı hatıratında şöyle diyor:”Yıl:21 Şubat 1950 .Günlerden Salı.Bugün Polathaneye  gitmek üzere  İbişoğlu Hacı Ömer’in evin başına gittim.Evin üzerinin kiremidini attırıyorlardı.Bize bir yük kiremid yükledim.Mehmedin evin başındaki  kaya yarıldı.Aşağıya geldi.İki saat sonra çöktü.Kuturoğlundan 800  kilo Mısır,20 kilo  tuz aldım.22 Şubat  1950 Çarşamba  günü Seraya indim.Geldim.İbişoğlu  Yeğenim  Mehmedin  evini sökmesine  yardım ettim.Bütün dünya oraya toplandı.23  Şubat 1950 Perşembe.günü yine Mehmede yardım ettim.

                                    Buradaki çöküş birinci çöküştür.Bu kısa notta ayrıntılara girilmemştir.Sadece yeğeninin evine gelen kaya nın evinin üzerini çökertmesini,kiremitlerini almalarını,yerinden oynayan kayanın  iki saat sonra çöküşe geçtiğine değindi.Halbuki  bu çok büyük bir olaydır.Dağın büyük kısmı küçük bir küçük bir dağ halinde gelip derenin önünü kesmiştir.O görüntü fotoğraf halinde mevcuttur

                                   Seneler sonra  2010-2018 yılları arasındaki bu çöken dağın enkazı oradan dev makinalarla  kaldırılarık yeri düzlenmiş,tarla sahipleri tarafından çeşitli iş yeri sahiplerine kiraya verilmiştir.O görüntüler de elimizdedir.

                        Bu vadinin asıl adı SERASOR’ dur.Kısaca  ASOR  denilmektedir.Sıcak ve verimli sulak bir vadi olduğu için “SERA”     da denilmektedir.Yeni adı Yıldızlıdır.Burası Akçaabata bağlıdır.Cidde de yapılan bir kitap fuarında Fuarın sahibi Trabzonda en çok sera Gölünü beğendiğini söylemiştir.Trabzona gelen Arap  ve İranlı Turistler  burayı da Uzungöl kadar beğenmektedirler.    Bu vadi ve göl Akçaabat bağlıdır.Bu nedenle her türlü güzelliğinin korunması  Akçaabat Belediyesi ve Kaymakamlığı tarafından yapılmaktadır                                                                                                                                            .                      Bu coğrafi  ve tabii mıntakanın Doğusunda Suğa (Akyazı)köyünün Kayara(Yeşiltepe) mahallesi vardır.  

                                                                                                                                                                                        Güneyinde  Derecik  Nahiyesi ile  Karaman köyü  vardır.Batısında kayaların ve dağ yamacının  kopup geldiği  Mavra köyü ile Çadırdağı vardır.

                          Kuzeyinde ise Yıldızlı  ve Karadeniz vardır.Bütün bu tabii  çevresiyle bu sera Gölü  bir ilâhî tabiat harikasıdır.       

                      2019 senesinde liğ,çamur  ve çöp dolan göl temizlenmiş,kayıklarla gezinti gölü haline getirilmiştir ki Ankara Gençlik  Parkını andırır.Zira Trabzonun içinde böyle güzel doğal bir vadi veya par yoktur.Trabzon Merkezine de çok yakın olduğundan kolaylıkla gezilebilmekte birkaç tabii güzellik bir arada seyredilebilmektedir. Çevreye ASOR denilmesinin sebebi aslı “ASUR” dur.Osmanlıca Asur kelimesindeki  Vav harfi O da okunur.Tıpkı “Pontos” kelimesinin  Vav yüzünden “Pontus” diye ,Polathanenin,Pulathane okunmasında olduğu gibi.Tarihte Pers,Fenike,Got,Moğol,Roma,Arap,Tatar,Kimmer,Kuman,Kıpçak, Haldî,Saka gibi kavimler Trabzona uğradığı gibi Asurlular da Milâttan önce uğramışlardır.Bu nedenle eskiden değirmenler ,sebze ve balık vadisi olan  bu vadiye Asor denilmektedir.İşe bakınızki SERASOR Osmanlıca “Baş Asur “ demektir.Trabzonda 1950’den sonraki Temel fıkraları da bu vadide Değirmenci ve şoför olan İbişoğlu Temel Yumak tarafından üretilmiştir.Yıldızlı belediyesi kitabını da yayınlamıştır.Mezarı Yıldızlı Camii batı kısmındaki kabristandadır.Demek oluyorki bu vadi her bakımdan Turistik bir yer olmaya adaydır.

                           Sera gölünün  batı  Kenarındaki ev ve tarlalar  İbrahim dayımın eşi Rahmetli Ayşe Teyzenin kardeşi Mehmet…………….ve Polis Ali ………      beylerin tarlalarıdır.

                                Bir ara  Sera Gölü tesislerini Yeşil tepe mahallesinden Div Mustafa  lakaplı rahmetli  Mustafa Günaydın işletmiştir.Benim bugünkü Akyazı Trabzon stadı sahilinde denizkıyısında hem Motorum ve hem de Aynagıç bir kayığım vardı.Bu kayığı Sera Gölüne gezmek için bırakmış,tesisler için Div Mustafaya vermiştim.Bir gün bir Temmuz sıcağında kayıkla gölü gezdik.Kenarlarındaki sazlıklarda çok su yılanları küme küme dolaştığını gördüm.Amerikalılar da bir ara sürat yarış motorlarını oraya getirip inceleme yapmışlardı.Gölde balıktan çok yılan olduğun söylemişlerdi.Hatta balık adam elbisesiyle göle dalmışlardı.Yani Trabzon  Boztepede Nato radarı kurdukları zamanlar..Sonra bu göle çok sayıda sazan balığı atılmıştır.Bıyıklı dere balıkları da burada yaşamaktadır.Zaman zaman 1990’da olduğu gibi  sel felaketleri bu göl çevresinde olduğu zaman göl taşmakta ,aşağıda yıldızlıya doğru tehlike saçmaktadır.Bu sel taşkınlıklarında göl taştığı için aşağıdaki vadiye çok balık geçmektedir.Şimdi devletin ilgili Bakanlıkları bu durumlara göre  yeni tedbirler almaktadır.

                        

                        Sera Gölü çevresinde çok kalabalık nüfus iskân etmektedir.Sera gölünün önünü kesen Dağ Çok güzel tabii bir baraj konumu da oluşturmuştur.Buranın çöküşünün ikinci si 1952 yılında olmuştur.Ben beş yaşlarında idim.Akyazının Ergüneş mahallesinden Hasan Koç dedemin Konak Kıranı mahallesindeki evine gitmiştim.Çok büyük bir gürültü çıktı.İkinci defa dağ çökmeye başladı.Rahmetli dedem o çöküşte elimden tuttu evin kuzeyinden parça parça çöküşleri izlemeye başladık.Fakat hiç kimseye bir zarar gelmedi.Zira ikinci çöküşler birinci çöküşlerin araksında yıldı kaldı.O günü de hiç unutmadım.Birinci çöküş efsanesini de birincisini gören Hasan Koç dedemden dinledim:

                “Dağ   ilk defasında  gümbürdeyerek çökmeye başladığı zaman deprem gibi çok büyük sesler çıkarmıştı.Her tarafı toz –duman kalmıştı.Çevre halkı korku ve panik içinde izlemişti.Kıyamet kopuyor zannetmiştik.Yoldan dere yukarı bir asker gidiyordu.Meğer izine gelmişti.Bir de oralarda bir köpek geziyordu.Çökeğin altında kaldılar.Başka  bir zayiat olmadı.Bir çoban da derenin bizden tarafındaki yamaçta  koyun bekliyordu.Karşıdan dağın gelişini görünce korkudan bayılıp düşmüştü.Adı Mehmet Ergündü.Onu orada köylüler bulmuşlardı.Korkudan dili tutulmuştu.Derenin önünün  kesildiği  andan itibaren orada göl oluşmaya başladı.Bugünkü göl ortaya çıktı.Adına Sera Gölü denildi.İşte efsane budur.”

                                     

                             

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.