banner114

İnsanoğlu kendi ırkını tehdit eden tüm canlılara karşı önlemler alıp onlarla mücadele içine girer.

Örneğin;

Timsahlar yılda ortalama 1.000

Aslanlar yılda ortalama 100

Köpek balıkları yılda ortalama 10 insan öldürürler.

Peki ya gerçekten biz insanoğlunu tehdit eden en tehlikeli varlıklar dişleri, güçleri ve büyüklükleri ile bizlere korku salan bu hayvanlar mı? Cevabımız evet ise birde şu ortalamaya bakalım.

Yılda ortalama 475.000 insan yine insanlar tarafından öldürülüyor. Kaldı ki, muhtemelen burada bu yıl öldürülen Suriye’de ki insanlar hesaba katılmamıştır bile.

O halde sizlere sormak istediğim bir soru var; sizce de yaşadığımız bu dünya, değiştirilmesi için mücadele edilmesi gereken bir yer değil mi?

Cevabınız evet ise bu sefer ikinci soru geliyor akıllara; bu değişime nereden başlamak gerekiyor?

Dünyayı yöneten ya da yönlendiren insanlardan mı?

Yoksa daha temele inip geleceğimizin teminatı olarak görülen çocuklardan mı?

Ya da yeni bir nesil için eğitim sisteminden mi?

Eğer cevabınız bunlardan biri ise, yanlış. Çünkü işe kendimizden başlamak zorundayız. Hayalimizdeki dünyayı önce kendi ruhumuza inşa etmeliyiz. Peki işe kendimizden başlayacağız başlamasınada, biz kimiz? Ben kimim? Daha doğrusu SEN KİMSİN? İşe kendinden başlamak için her şeyden önce kendini bulmalısın, kim olduğunun farkına varmalısın.

Bu soru belki de düşünmeye başladığımız ilk andan itibaren yakamızı bırakmayan, kimi geceleri bizi uykusuz bırakan ve cevabı bulunamadığı her saniye bizi biraz daha boşluğa sürükleyen hayatımızın en zor ve en anlamlı sorusu. Şimdi birlikte bunun cevabını bulmaya çalışalım; Sen kimsin?

Kim olduğunu bilmiyorum ama kim olmadığını biliyorum. Sen, diğer hiç kimse değilsin, milyonlarca insanın yaşadığı bir dünyadasın ve onların tamamından bir şekilde farklısın. Hoşlandığın şeylerle, nefretinle, öfkenle, tebessümünle, gülüşünle bir şekilde farklısın ve bu farklılıklarla sensin.

Şimdi bu konuya bir virgül koyup başka bir kavrama dikkatlerinizi çekmek istiyorum, ”zaman”…

Belki de hayatımızdaki en mucizevi kavramlardan bir tanesi. Benim tarifim ile ” yokluktan bir adım sonrası, sonsuzluktan ise bir adım öncesi ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi kıskacı içine alan kavram…” Dahası bu öyle bir kavram ki her insanın içinde geriye doğru sayan ve sayım bittiğinde kendini imha edecek olan bir saatli bomba gibi beklemekte…

Bu saatli bomba kaçtan geriye doğru saymaya başladı bilmiyoruz… Kimimizin süresi çoktan doldu, kimimizin ki belki şuan, ya da gelecekte hiç beklemediğimiz bir an. İşin kötüsü bu saatli bombanın bir kırmızı kablosu yok, onu durdurmak tamamen imkansız. Bizler farkına varmasak da, her doğan güneş batarken, ömür sayacımızdan geri gelmeyecek anları da beraberinde götürüyor.

Durum böyleyken Şems-i Tebrizi’nin şu satırlarından ki mânâ çok daha net anlaşılmaya başlanıyor: Öyleyse güzel bir şeye başla.

Ama hep güzel olsun.

Çünkü her insan ölecek yaşta.

Geç kalmayasın…

İşte tam olarak da söylemek istediğim şey bu. Her nefesimizin, son nefes olma ihtimali varken geç kalma! Kendinin farkına var, aşık olduğun şeyi bul ve onun için mücadele etmeye başla. Hâlâ nefes aldığına göre hiç bir şey için geç değil. Tam tersine, işte bu an tam da her şeye yeniden başlaman gereken an. Dedim ya her şeyden önce neye aşık olduğunu bulmalısın. Mutlaka diğer tüm insanlara göre çok daha iyi çok daha hızlı ve hepsinden daha önemlisi onlara göre çok daha severek yaptığın bir şeyler var. Yaptığında seni mutlu eden, ”var olmam boş yere değilmiş” dedirten bir şeyler var… Git ve bul onu!

Sakın şiir yazamıyorum deme. Çünkü daha önce hiç yazmayı denemedin.

Sakın bana matematiksel zekam neredeyse hiç yok deme. Çünkü daha önce hiç çalışmadın.

Sakın bana ben kirlendim, eskiden olsa belki ama artık temiz değilim deme. Çünkü hiç yıkanmaya karar vermedin. Potansiyelini saklayıp köreltme. İçinde açığa çıkmak için bekleyen o parıltıya bir şans ver ve asla hata yapmaktan korkma. Hata yapmayan insan düşünebiliyor musun ki kendine hata yapma hakkı vermiyorsun. Hatalarından ders çıkartıp yola devam ettiğin müddetçe hatalarının bile aslında seni ne kadar sen yaptığının farkına varmaya başlayacaksın.

Asla erteleme, hayallerin için bugün çık yola. Geleceği unut, çünkü gelecek yok. Şuandan başka sahip olduğun hiç bir an yok bu hayatta. Zaten her bir şuan, az öncenin geleceği değil miydi? O halde şimdi ayağa kalk ve savaşmaya başla. Unutma, başarı; darbelere rağmen ilerleyebilmektir. İnsanların sana gülmelerine aldırış etme, hatta en yakınlarının sana güvenmemesine bile aldırış etme. Neden mi?

Çünkü insanlar, bir şeyi yapamadığında seninde yapamayacağını söylerler. Dünya’ya yön verenler ise hedefleri uğrunda savaşanlardır.

Son olarak; artık ayağa kalk ve unutma; Her insan ölecek yaşta, geç kalma…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.