banner114
banner146
banner122

Şehit, kesin olarak bilen ve bilgisine güvenilen; Şahit, kesin bilgisini doğru bir şekilde söyleme cesareti ve iradesi olan, Şehâdet, kesin bilgisini, her şeye rağmen, doğru ve eksiksiz söylemek olarak açıklanabilir.

Bizim inanç ve kültürümüzde şahitlik çok özel bir müessesedir. Yalan ve aldatması görülenin şahitliği kabul olmaz. Şahitlik Allah içindir. Çünkü vuku bulan her şey İlahi takdir ve yaratması olduğu için onu çarpıtmak, gizlemek veya değiştirmek İlahi takdir ve tecelliyi karartmak anlamına gelir. Yani yapılan yanlış, şahitlik yapılan kişilere değil, Allah’adır.

Şehit ve Şahit aynı zamanda Allah’ın güzel isimlerindendir ve Allah’ın her şeyi bilmesi ve ilmiyle her şeyi kuşatmasıdır. Allah, İmam-ı Mübin ile her şeyi bilen ve kuşatan, Kitab-ı Mübin ile yaratan ve ihya edendir. Hiçbir şey O’ndan gizli kalmaz. Şayet gizli kalabilseydi, bu kâinatta ve bu dünyada bu düzen ve intizam olamazdı. Bir an için bile kâinatın, dünyanın veya insanın Allah’ın ilminden ve Kayyumiyetinden uzak kalması düşünülemez.

Şehit ve Şehâdet; Allah’ı kesin bir bilgiyle bilen ve buna haykıran, kanı pahasına gösterendir. Onlar Allah yolunda öldürülenlerdir. Allah’ın davasını yüceltmek, Allah’ın bize verdiği ve dokunulmasını haram kıldığı, inancını, vatanını, canını, namusunu korumak adına Allah yolunda öldürülenlerdir.

Onlar Bedrin aslanlarının takipçileridir. Dünya yaşamından ve lezzetlerinden mahrum kaldılar diye üzülenlerin aksine ölümsüzlüğü tadarlar. Onlara sakın ölüler demeyelim. Çünkü onlar diridirler, kıyamete, haşire kadar diri kalacaklardır. Biz bilmesek dahi… Beş farklı hayat mertebesinden kendileri için olanı kazanırlar.

Şehitlerin bu güzel ve özel hayat mertebesi, Allah için ve Allah’ın dokunulmaz kıldıkları için hayatlarını feda etmelerinden dolayıdır. Mana dünyasının kâşifleri derler ki, şehitlerin hayatı, dünya hayatına benzer, ama kedersiz ve zahmetsizdir. Onlar kendilerini ölmüş bilmezler. Kendilerinin daha iyi bir yere gittiklerini bilirler. Ölümün verdiği ayrılık acısını hissetmezler. Normal ölen insanların berzah âleminde ruhları bakidir. Fakat onlar öldüklerini bildikleri için ayrılık açısını çekerler. İyi kul olmuş olsalar bile ölümün ve ayrılığın üzüntüsünü yaşarlar. Şehitler rüyada çok güzel diyarlarda çok güzel şeyler yaşayan, rüyada olduğunu bilmeyen, uyanma endişesi olmayan insanlar gibidir. Şehitler, hem her şeyi âlemi misaldeki (rüyadaki) gibi kolayca yapar ve hem de yaptıklarından tam lezzet alır ve hakiki saadeti yaşarlar.

İlahi ferman şehitlerin hayatlarını bize anlatır. Şehitlere hiçbir korku arız olmaz, onlara yapılan lütuf ve ihsanlarla sevinirler. Ayrıca cennetteki makamlarını da görürler. Onlara yapılan ihsanlar ve kazandıkları makamlar onları öyle mesrur eder ki, kendilerinden sonra şehit olacaklara bunu müjdelemek isterler. Ahirete gitmiş ve cennetlik olan hiç kimse tekrar dünyaya dönmek istemezken, onlar tekrar tekrar dünyaya dönmek ve şehit olmak isterler.

Bu büyük müjdeyi ruhunda hisseden kahramanlar, hudut boylarında vatanlarının, dünyanın birçok yerinde hakkın ve adaletin nöbetini tutarlar. Kar-kış demeden, dağ-tepe bakmadan, yorgunluğa-perişanlığa aldırmadan, Uhud sonrası Peygamberlerinin çağrısıyla düşmanın peşine düşen Sahabeler gibi güzel cehd ve gayretlerini gösterirler.

Biliriz ki, Allah galibiyetleri ve mağlubiyetleri insanlar arasında döndürür durur. Bu bir imtihandır. Böylece Allah için gerçek şahitler ortaya çıkar ve onlar en büyük makamlarla ödüllendirilir.

Şehitlik ve şahadetin mana derinliklerini Çanakkale Şehitleri şiirde ruhumuza nakış eden, iman ve vatan şairimiz Mehmet Akif’ten (Allah Ondan Razı olsun) mısralarla, 13 şehidimize rahmet diliyorum.

“Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor/

Bir hilal uğruna, ya Rab ne güneşler batıyor!

Tüllenen magribi, akşamları sarsam yarana/

Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber/

Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.