banner114

Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nun görev süresi 1. Yılını dolduruyor. 1 yıllık süre içinde ciddi hiçbir şey yapmadığına inandığımız başkana eleştirel yaklaşan bir gazeteyiz. Yaklaşımımız ilkesel ve tamamen Trabzon hassasiyetiyle alakalı… Başka hiçbir neden olamaz.

AK Partili Büyükşehir Belediye Başkanı; ‘En büyük projem kadrom’ diyerek geldi. Liyakat ve ehliyeti ön planda tutacağını söyledi. İlk olarak başörtülü daire başkanlarını görevden aldı. Tam 3 başörtülü daire başkanını görevden aldı. ‘Ben AK Partili kadrolarla çalışmak zorunda değilim. Herkesle çalışacağım’ dedi. Cuma saatine toplantı koyan Genel Müdür atadı. 14 daire başkanı görevden aldı(CHP de gelse bu kadar yapardı). Yeni atadığı başkanlarda ise bariz bir biçimde mikro milliyetçilik yaptı. Yetmedi… Daha daire başkanlığı kalmayınca boş daire başkanı atamaya başladı. Yani ‘en büyük projem kadrom’ ifadeleri fiyasko çıktı. günebakış olarak bunları yazdık. Yazmasa mıydık?

Geçen süreçte, kentin beklentilerini dillendirdik. Trafik sorununa müdahale etmemesini eleştirdik. Kentin önceliğinin dolmuş dönüşüm sorunu olmadığını, trafik sorunu olduğunu (Anketlerde 1. sorun) kaydettik. 17+1 sisteminin yanlışlığını ifşa ettik. Arada kalacak 230 milyon değerindeki 230 plakanın akıbetini sorduk. Yanlıştan dönüldü ve 12+1 sistemi geldi. Yazmasa mıydık?

Kültür sanat denince Başkanın ‘Konser-şarkı-türkü’ anladığını gözlemledik. Bu tür programlara yüzbinlerce lira harcanıyor. Bunları sorguladık. Başkan göreve geldikten sonra arkasından 5 şirket geldi. “Yedi fark ajans şirketi, Lat Digital şirketi, Baka organizasyon şirketi, Zan Reklam ve Lotus Teknoloji”. Sokakta herkesin konuştuğu bu şirketleri ve bunlara yaptırılan işleri sorduk. İkinci el araç ihalesini yapan eski daire başkanları hakkında suç duyurusu yaparken, 63 adet sıfır araç kiraladı. 3 yılda araçları satın alacak kira bedeliyle… Skoda binmekle övünüyordu, ortaya Audi A6 model araç çıktı. ‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?’ dedik. Demese miydik?

Göreve başladığından beri Başkan Zorluoğlu’nun doğrularına doğru, bize göre yanlışlarına yanlış diyoruz. Yani 11 aydır yayınımızı aynı çizgide sürdürüyoruz. 8 ayın üzerine ziyaretimize geldi. Ziyaretin ardından birlikte geldiği ekibi çıkartıp yalnız görüşmek istedi. (Yazılmamak üzere konuşma sözü verdiğimiz için şimdilik yazmıyoruz.) Kendisine hiçbir talebimiz olmadığını, olamayacağını, yalnızca ilkesel olarak yaklaştığımızı, aynı yayın anlayışımızı sürdüreceğimizi söyledik. Kendileri de bize; “Hakkınızdır. Yalnız iftira ve hakaret olursa hukuka giderim” dedi. “Elbette… Hakkınızdır.” dedik servisleri gezdirip uğurladık. Ne yapsaydık? Hazır yalnız kalmışken bir şeyler mi isteseydik? İstemediğimiz için istenmeyen gazete mi olduk?

Aradan 15-20 gün geçti. Yeni kitabımız (14. kitabımız) ‘Trabzon’un 15 Temmuz Gazileri’ kitabı çıktı. 15 Temmuz’un manasını, gazilerimizin 15 Temmuz mücadelesini anlatan ve röportajlardan oluşan kitabımızı tüm ilçelere teklif ettiğimiz gibi randevu alıp Murat Zorluoğlu’na da götürüp tanıttık. Belediye Meclisi üyelerine dağıtmak veya hediye olarak vermek üzere 40-50 adet alabileceği önerisi yaptık. Memnun olduğunu ve alıp almama konusunda daha sonra cevap vereceğini söyledi. Aradan 1 hafta geçti. Büyükşehirin Başkandan sonra iki en yetkili ismi bizi bir yemeğe davet etti. Yemekte konuyu kitaplara getirdiler. Başkanın prensip kararı olduğunu ve belediyeye kimseden kitap almayacağını söylediler. Tuhaf karşıladığımızı, Trabzon gibi bir kültür şehrinde her yıl çok sayıda eser üretildiğini, büyükşehirin bu tavrının sürdürülebilir olmadığını belirtip ‘Yine de saygı duyuyoruz’ dedik. Kitap konusunu kapattık. Aynı arkadaşlar yayınlarımızdan şikâyetlerini ilettiler. Yayıncılık anlayışının tamamen ilkesel olduğunu ve asla önyargılı olmadığımızı söyledik. ‘Zaten başkanla görüşmemizde de konuşmuştuk’ dedik. Nezaket ortamında ayrıldık.

Son olarak binek aracı Skoda Super B ile övünürken Audi A6’ya terfi etmesini ve belediye mülklerini satışa çıkarmasını eleştiren haber ve yorumlar yapınca belli ki Başkan Zorluoğlu’nu çok kızdırdık. Yanlışa ‘Yanlış’ diyen yayınlarımızın devam edeceğini görmüş olmalı ki, Meclis’te İYİ Partili meclis üyelerini de arkasına alarak bizim kendisine kitap satmak istediğimizi, almayınca şantaj yaptığımız iftirasını attı. Çok ağır bir iftira. Bu iftirayı hukuka götüreceğiz.

Bu şehirde kitap üreten herkes, STK’ların belediyelerin kapısını çalar. Bu normaldir ve kültürel bir meseledir. Her şehirde böyledir. Nitekim Büyükşehir eski yönetimi onlarca eser basmıştır. Ortahisar da aynıdır. Bunlar kalıcı olandır ve çok kıymetlidir. Belediyeler ve STK’lar kent kültürüne böyle hizmet edebilir. Ancak Başkan Murat Zorluoğlu kendisine sunduğumuz kitabı adeta şantaj aracı yapmıştır. ‘Üstelik 15 Temmuz Gazileri’ kitabını… Buradan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a selam gönderiyoruz. Trabzon’daki Başkanı 15 Temmuz Trabzon Gazilerinin ölüm-kalım mücadelesini anlatan iki ciltlik kitabı şantaj aracı yapmıştır.

Peki her şey ortadayken nasıl şantaj yapılmış? “Şu kadar kitap alacaksınız? Almazsanız şöyle yazarız, böyle yazarız” mı demişiz? Bu kitapları alırsanız, şöyle yaparız mı demişiz? Alırsanız size hep iyi haber yaparız mı demişiz? Ya da o güne kadar olumlu haber yapıyorduk da olumsuz haberleri o günden sonra mı yapmaya başlamışız?  Büyükşehir Belediyesine 10 ay önce de ‘Avni Aker Anıları’ kitabını satmıştık. 100 adet kitaptan 10 bin lira almıştık. Ama kitap almalarına ve her gazeteye verdikleri reklam ve ilanı bize de vermelerine ve abone olarak 40 gazete almalarına rağmen yayın çizgimizi değiştirmedik. Yine yanlışlarına ‘Yanlış’ dedik. Meğer Başkanın beklentisi, ‘Para veriyorum, destekliyorum, öyleyse yanlışlarımı yazma’ imiş.

Biz, kötü niyet olmadan ve karşıdaki kötü niyeti bilmeden 20 gün kadar önce yeni kitabımız 15 Temmuz Trabzon Gazileri kitabıyla gittik. Altı ay çalışarak hazırladığımız iki ciltlik böyle bir eser için en azından takdir ve teşekkür bekledik. Alacağı 40-50 kitaptı. Yani 5 bin liralık kitaptı. İlkesel olarak kitap almayacağını söylediler ve biz konuyu kapattık. Meğer Murat Zorluoğlu bunu bekliyormuş. “Kitap satmaya kalktı. Almayınca şantaja başladı” iftirasına sarıldı. Kendisinden bugüne kadar hiçbir şey istemedik. Ne kadro, ne reklam ne başka bir şey… Bunu da her defasında yüzüne söyledik. Kitap üzerinden ‘şantaj’ iftirasını atacağını hiç düşünmedik.

Şayet 20 gün öncesine kadar yanlışlarını görmeyen, gizleyen bir yayın yapsaydık ve eleştirel yayınlara yeni başlasaydık ‘kitaplarını almadık, şantaj yapıyorlar’ iddiası tartışılabilirdi. Yine de 5 bin liralık, 10 bin liralık kitapla şantaj yapılmaz. Bu kadar ucuz bir iddia olamaz. Kültürel bir aktiviteden bu kadar ucuz şantaj üretilemez. Zorluoğlu’nun ‘Şantaj’ dediği olayı ayrıntılarıyla anlattık. Kararı siz verin… Şantajı kim yaptı?

Not: Konuyu hukuka taşıyarak Başkan Zorluoğlu’nu mahkemeye vereceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serdar isik 3 ay önce

ali öztürk'u yazılarından tanırız. şantaj yapacak bi̇ri̇ degi̇l..siz kendinizi çek edin bence iftira atıyorsunuz gibi. şeci̇leli̇ bi̇r yiliniz doldu Allah aşkina traszona ne yapitiniz bi̇r yetki̇li̇ni̇z bu youmun altina yazsin vAllahi̇ tesekkur edecegi̇m tüm trabzon adina..