banner114

Ülkemizin her yanı saklı cennetlerle dolu.

Kim bilir belki de yanımızdadır.

Yanı başımızda...

Bilmeyiz, çoğu kez uzaklardaymış hissine kapılırız.

***

İftarı Of'ta açalım” dediklerinde...

Gemi kütüphanemizin güverte sıvası bitmek üzereydi.

Güneş, ne zamandır hiç olmadık kadar tepeye çakılmış gibiydi.

Üç beş gün öncesinin bizlere kışlıklar giydiren soğuk havasından eser yok.

Zaman zaman kütüphane önünde dalgalanan dev bayrağın... Zaman zaman da “istiriç" dediğimiz, kıranlara özgü ağaççıkların serin gölgesine sığınıyoruz.

Kollarım ve boynumda ‘amele yanığı’ oluşmuş bile...

***

Yola çıktığımızda kendimize gelir gibi olduk.

Açık camdan içeriye dolan deniz rüzgarına, karlı tepeleri yalayarak gelen dağ rüzgarı da eklenince... “Ohh be" dedik.

Of'taki kontrol noktasında yine de sordular.

Nereye gidiyorsunuz?”

Birlik Köyü’ne, iftara...”

Mahalle olmuştu ama biz nedense köy demeye devam ediyorduk.

***

Hemen her yerde ‘Mayıs Çayı’ öncesi yoğun bir hazırlık göze çarpıyordu.

Diğer illerden ve yurt dışından da kimselerin gelemeyeceği iyice belli olunca...

Anlaşılan iş başa düşmüştü.

Çoluk çocuk yollardaydı, çay bahçeleri uzun zamandır ilk kez sahipleri tarafından bu denli sahiplenilmişti.

***

Esin ve Mustafa Zengin'in bahçesindeyiz.

İftara üç saat var.

Dereden tepeden konuşurken...

Salmata Deresi” diye hatırlattılar.

Yakın mı?”

Hemen şuracıkta.”

Tam beş dakika içinde oradaydık.

***

Salmata Deresi, Ayene Dağı’ndan doğuyor. İyidere ile birleşerek Karadeniz’e dökülüyor.

Sessiz serinliğe doğru ilerledik.

Derenin şırıltısı, kuş seslerine karışırken “manzara muhteşem” diye mırıldandım.

Su, basamakları andıran bölümlerde turkuaza dönüşürken özellikle fotoğraf tutkunları için en güzel kareleri sunuyordu.

***

Özcan Zengin.

Oflu genç bir girişimci.

Ankara'da on yıl inşaat işleriyle uğraştıktan sonra tutmuş köyünün yolunu.

Hani derler ya...

Karadenizli, hangi makamda bulunursa bulunsun... En büyük hayali köyüne ev yapmaktır.”

Dönmüş köyüne...

Hem ev yapmış hem de kafe restoran.

Adını da “Salmata” koymuş.

Bir aile şirketi.

***

Of üzerinden gidiyorsunuz ama tesis Hayrat sınırları içinde...

İftar sonrası yeniden uğradığımızda küçük bir kalabalıkla karşılaştık.

‘Korona Günleri’nde hiç de fena sayılmazdı aslında... Fakat genç girişimci anlaşılan bir süre daha cepten yemeye devam edecekti.

Dört ay önce açılmış tesis.

Kahvaltı ve yemek veriyor.

Bir de sessiz serinlik doğal olarak.

Bal ve tereyağı gibi yerel ürünleri satmayı planlıyor.

Eşi, oğlu ve iki kızı ile birlikte çalışıyor.

Kırk elli kişilik grupları ağırlayabileceğini heyecanla anlatıyor.

Salmata’ya gelmek isteyenlere, Google yerine Yandex kullanmalarını tavsiye ediyor.

Elinizle koymuş gibi bulursunuz” diyor.

***

Ailece çalıştırdıkları tesisi yine ailece yapmışlar.

Şimdilerde yerinde olmayan bir değirmenin yanında...

Yıllarca o kendine özgü sesiyle zahire öğüten değirmen taşı karşılıyor sizi.

Aslına uygun bir değirmen yapmayı çok istiyorum” diyor Özcan Zengin.

Çünkü çocukluğu ve gençliği Salmata'da geçmiş.

Büyük hayalleri var bu dere için.

Aydınlatacak, köprü yapacak,  yürüyüş yolları filan...

Bir şey daha...

Ülkemizde özellikle Manavgat Çayı üzerinde hizmet veren restoranları örnek almış.

Sandalye ve masaların bir kısmı derenin içinde olacak.

Ayaklar suda...

***

Salmata...

Traverten görüntüleriyle Pamukkake'yi andırıyor.

Su, her basamakta biraz durup dinlenirken daha bir yeşile bürünüyor.

Biraz daha serinliyor sanki.

Aşağılara doğru tarifsiz bir güzelliğin içinde kayboluyor.

Anlaşılan Uzungöl, Sera, Ayder ve Cazılar Deresi gibi marka olacak Salmata.

Genç bir girişimcinin gayretiyle.

Teşekkürler Özcan Zengin.

Son olarak ne söylemek istersiniz" diye soruyoruz.

Salmata, bölgemizin önemli lezzet ve huzur duraklarından biri olacak... Bizi, ajandalarına mutlaka yazsınlar, bekliyoruz” diyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.