banner114
banner146

Bir ülkede bir yıl içerisinde iç ve dış ekonomik faaliyetler ile oluşan ekonomik değerlerin toplamına Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) denir. Bu değer, üretim veya harcamalar üzerinden hesaplanabilir. GSMH’nın toplamı 100 kabul edildiğinde her sektörün bu ekonomik değeri oluşmasına olan katkısı yüzde olarak ifade edilir. Her sektörün GSMH içindeki oranı o sektörün ekonomik büyüklüğünü veya ekonomiden aldığı payı gösterir.

Ülkemizde sağlık sektörünün ekonomiden aldığı payı daha çok harcamalar üzerinden söylemek doğru olur. 2019 yılı Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığına göre, sağlık sektörünün 2019 yılı Türkiye ekonomisinden aldığı pay %4.7’dir. Tek başına bu değeri yorumlamak mümkün değildir. Öncesini, sektör içerisinde nasıl dağıldığını, başka ülkelerin değerlerini, ortalama ömür beklentisi gibi sağlık statüsü göstergelerini de bilmek gerekir.

Ülkemizin, 2002 yılında sağlık harcamaları GSMH’nın %5.2’siydi. Sağlık reformu çalışmalarıyla bu oran 2008-2009 yıllarında %5.8’e kadar çıktı, sonra bu rakam erimeye başladı. 2011’de %4.9, 2018’de %4.4 ve nihai 2019’da artışla %4.7 oldu. Bu oransal değişim; sağlık sektörünün 2008-2009 yılına kadar GSMH’dan aldığı payın arttığını, yani büyüdüğünü, devamında ise azaldığını gösteriyor. En yüksek ile en düşük yıl arasında yaklaşık %1,4 fark var. Türkiye’nin sağlık sektörü, OECD ülkeleri içinde GSMH’dan en düşük payı alan ülkesi, OECD ortalaması ise %8.8.

Bu süreçte bir vatandaşın doğumdan beklenen yaşam süresi ortalama da 72.5 yaştan 78.6 yaşa çıktı, yani ortalama ömür 6.1 yaş arttı. Ortalama ömrün artması iyi bir sağlık göstergesi olmakla beraber sağlık harcamalarının da artması gerektiğine işaret eder. Nüfusun yaşlanması sağlık harcamalarını artırıcı etki yapar. Dolayısıyla 2008-2009 yıllarında %5.8’e yükselen oranın koruna bilmesi için sağlık sektörünün GSMH’dan aldığı payın artarak (örneğin bu gün %6.2 gibi) devam etmesi gerekirdi.

Diğer önemli bir nokta, bu paranın sağlık sektörü içerisinde nasıl harcandığıdır (https://www.youtube.com/watch?v=4dsTUU4X5UY). 2000’li yıllarda sağlık harcamalarının%37’si hastanelere, %27’si ilaca ve %36’sı ise “Temel Sağlık Hizmetleri” olarak adlandırılabilecek koruyucu, sağlığı geliştirici ve birinci basamak tedavi hizmetlerine yapılıyordu. 2010 yılına gelindiğinde hastane %40’a ve ilaç %31’e çıktı. 2019 itibariyle ilaç harcamalarının bir kısmı hastaneye kayarak hastane %48, ilaç %26 oranına ulaştı. Tedavi edici sektörün, sağlık harcamaları içindeki payı toplamda %74’e yükseldi. Temel sağlık hizmetlerinin payı %36’dan %26’ya düştü.  Bu rakamlar sağlıkta, paranın hastanelere ve ilaca harcandığını gösteriyor.

Tedavi hizmeti almak için hekime başvuru sayılarına bir göz atıldığında; yılda kişi başı 9.8 kez hekime gidildiği görülüyor. OECD ortalaması 6.6. bizden çok daha yaşlı nüfusa sahip İtalya’da 6.8, Kanada’da 6.7, Fransa’da 5.9. Halbuki bir hekimin hizmet vermesi gereken nüfusumuz OECD ortalamasının neredeyse iki katı.

Bütün bu göstergeler bize; sağlıkta koruyucu ve temel sağlık hizmetlerinin önemini giderek kaybettiğini ve tedavi hizmetlerinin sağlık sisteminin temeli haline geldiğini söylüyor. “Sağlık hizmetlerinin öncelikli hedefi sağlam insanlardır” tezi bırakılarak, “hasta ol gel bir şekilde seni tedavi ederiz” anlayışı fiilen ön plandadır. Hastanelerde hasta muayene sayılarının artığı ama kalitesinin düştüğü söylenebilir.

Covid-19 salgını, koruyucu ve aile hekimliği sisteminin önemini bize göstermiştir. Güçlendirilmiş aile hekimliğine ihtiyacımız var. İnsanlara hasta olmadan önce dokunulmalıdır. Basit ve rutin vakaların aile hekimliklerinde çözümlenebilmesi ise için aile hekimliği merkezlerinin tanı üniteleriyle zenginleştirilmesi ve gerekli güven ortamının oluşturulması gerekir.  Hastanelerin hasta yükü azaltılmalı, uzman hekimler makul sayıdaki hastaya zaman ayırarak bakmaları sağlanmalıdır. Hastane ve sağlık çalışanları makul hastaya kaliteli hasta muayene ve bakım hizmeti vererek varlıklarını sürdürebilmelidir. Aşırı performansa zorlanmamalıdır.

Bütün bunların yapılabilmesi için GSMH’dan sağlık sektörüne ayrılan pay artırılmalıdır. Sağlık çalışanı ve sektörün kaliteli sağlık hizmeti vererek çarkın dönmesini sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç var.

Prof. Dr. Sedat Bostan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.