banner114

Kireçhane pazarı 1,5 yıl önce Büyükşehir ve Ortahisar Belediyesinin katkıları ile kuruldu.

Trabzonlu girişimci Ayşe Kurban Büyükşehir ve Ortahisar Belediyesinin de katkılarıyla 1.5 yıl önce Kireçhane mahallesinde kadınlar için ürettikleri ürünleri satabilecekleri bir pazar oluşturdu. 9 tezgâh ile satışa başlayan Kireçhane Pazarı kısa sürede 120 tezgâha kadar yükseldi. Kireçhane mahallesi sakinleri bu Pazar ile tekrar üretime geçti. İnsanlar tekrar tavuk, inek alamaya bahçesini ekmeye başladı. Kireçhane Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ertuğrul Köseli, Kireçhane pazarını her hafta ortalama 2 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

“PAZARDAKİ TÜM ÜRÜNLERİ KADINLARIMIZ ÜRETİYOR”

Ayşe Kurban, “Kireçhane pazarının kurulmasına öncülük yapan girişimci Ayşe Kurban, kadınların pazar sayesinde üretime yöneldiklerini belirterek “Pazarımızın kurulmasıyla birlikte tekrar inek, tavuk alan köylülerimiz var. Burada yöreye özel ot tavamız var, portakal reçeli, karadut, turşu, salep, kadayıf, sarma, çeşitli ekmeklerimiz ve boncuk işlerimiz var. Pazardaki tüm ürünleri kadınlarımız üretiyor.”

“ÇOĞU İLÇEYE ÖRNEK OLDUK”

Cemile BAYRAKTAR (39) : “Pazarımız 9 Eylül 2018’de kuruldu. Ayşe ablamız, bu pazarı kurabilmek için 3 yıl mücadele verdi. Birçok yetkilinin kapısını çaldı. 9 tezgâh ile bu işe başladık. Çok tepki de çektik, çok takdir de topladık fakat çok büyük işler başardık… Çok bereketli toprağımız var. Burada ne ekerseniz Allah size iki katını veriyor. Bizim insanlarımız bu Pazar kurulmadan önce ürettikleri ürünleri erkenden kalkıp başka pazarlara giderek oralarda satışa sunmak zorunda kalıyorlardı. “Ne gerek var. Biz kendi ürettiğimizi, kendi köyümüzde satarız” dedik. Kısa sürede çok yol aldık. Biz Kireçhane ailesi olarak bir şey başardık, başaramadık bilemiyorum ama çoğu ilçeye örnek olduk.”

“İNSANIN İMANI BİLE TAZELENİYOR”

Cemile Bayraktar, “Daha önceleri fındık bahçemiz vardı, bağda bahçede ürettiğimiz ürünlerimiz vardı. Ya kendi imkanlarımızla satmaya çalışıyorduk ya da pazarlara gönderiyorduk. Ya da ziyan olurdu. Herkesin imkanı yok, araban olacak ki gidip satabilesin, imkânın olacak ki birine ulaştırabilesin. Şimdi elimizde hiçbir ürün kalmıyor. Kolaylıkla hepsini maddi imkâna dönüştürebiliyoruz… 24 saatimin 24 saati de dolu diyebilirim. 6 gün çalışıyoruz, 1 gün de satıyoruz. Kendi açımdan çok mutluyum. En basiti insanın imanı bile tazeleniyor. Oturup dedikodu yapmıyorsunuz. Saatlerce boş boş konuşmuyorsunuz. Zamanınız, beyniniz o kadar dolu ki, bir yönüyle terapi gibi geliyor.  6 gün koşturuyorsun, yoruluyorsun, uykusuz kalıyorsun ama buradaki ilgiyi gördüğünüzde her şey bitiyor.”

“540 TAVUĞUM VAR”

Cemile Bayraktar, “Fındıklığımızı söktük. 540 tane tavuğum var. 9 tezgâh ile bu işe başladık. Şimdi 120 tezgâh olduk ve talebe karşılık veremiyoruz… Pazarımıza gelenlere biz hiç müşteri demiyoruz onlar bizim misafirimiz. Onlar varsa biz varız. Misafirlerimiz aldıkları ürünleri yiyebilsin diye Pazarın ortasına 60 masa koyduk ama inanın yetişmiyor… Eşim, işinden dolayı 3 gün şehirdeyse 3 gün şehir dışında ama her Pazar gelir ve bana yardım eder. Çocuklar ara ara ilgisiz kaldığımdan şikâyet ediyorlar ama “anne her yere yeter” diyorum… Kadınlar çalışsın. Bu demek değil eşinize tavır alın, ondan kendinizi üstün görün. Cebinizde paranız olduğunda kendinizi daha güvende hissediyorsunuz. Aile bütçesine katkı sağlıyorsunuz. Almak istediğinizi, yapmak istediğinizi çekinerek söylemiyorsunuz. İradeli bir şekilde söylüyorsunuz, ‘yapmak istiyorum.’”

“KENDİME OLAN ÖZGÜVENİM ARTTI”

Songül SAK (38): “İlk kurulduğundan bu yana pazarda tezgâh açıyorum. Önceleri meyvelerimiz, ürünlerimiz her şeyimiz ziyan oluyordu. Şimdi her şeyimiz çok değerli… Bizim için çok güzel oldu, ürünlerimiz arttı, daha çok ekiyoruz şimdi. İnsanlar yeniden hayvan almaya başladı. Kiraçhane kadınlarının hepsi çalışıyor. Bir gün buradayız ama 6 gün de çalışıyoruz. 1 hafta hazırlık yaparak, buraya geliyoruz… Eşim önceleri bu duruma karşıydı ama eve desteğimi görünce şimdi gelip bana yardım ediyor. Tezgâhı kuruyor, toplamama yardım ediyor. 3 tane oğlum var. Onlar da yardım ediyor… Hepimiz ev hanımıydık. Ben daha önce İŞKUR’a birkaç kez başvurmuştum ama hiçbir şey çıkmamıştı. Bu işi çok iyi oldu. Hem evimizde çocuğumuza bakıyoruz hem ekmek paramızı kazanıyoruz. Ben üç tane çocuk okutuyorum… Tatlı, börek, sarma her şeyi yapıp, satıyoruz. Benim yaptığım börek tavuğumun yumurtasıyla, sütümün tereyağı ile yapılıyor. Yiyen de memnun biz de memnunuz… Kadınlar boş oturmasın, herkes üretsin. Burada ürettiğiniz her şey değerleniyor. Bu pazarın bana kattığı en önemli şey kendime olan özgüvenim arttı.”

“ÖNCEDEN SADECE SÜT SATARAK EVİ GEÇİNDİRİRDİK”

Zehra ALTUN (59): “Pazarımız Ayşe ablanın girişimi ile kuruldu. Kurulacağını duyduğum sabah buraya geldim. Evden topladım bir şeyler getirdim. O gün hiçbir şey satamadım, dağıttım onları. Sonra iki Pazar geldim yine satamadım, yine dağıttım… Dördüncü Pazar 9 TL kazandım, şükrettim.  27 senedir buradayım, akşama kadar burada otursanız kimse size çıkarıp, 1 TL vermez… Daha sonraki hafta 20 TL kazandım. Her hafta biraz daha arttı. Süt getirdim, yağ getirdim. Daha çok kazandım. Yapandan, edenden herkesten Allah razı olsun. Belediyede çok destek oldu. Bahçemde ne bulursam roka, tere getirip, satıyorum… 3 tane ineğim var. Peynirini, sütünü her şeyini satıyorum… Eşim hep destek oldu. Ben hazırlıyorum ama taşıyamıyorum, ayaklarım ağrıyor, hep eşim taşıyor. Eşim ve ben eskiden sadece süt satarak ev geçindirirdik… Kadınlar boş durmasın. Evinde üretip, satsınlar.”

“İLK KURULDUĞUNDA AZ KİŞİYDİK ŞİMDİ TEZGÂH AÇACAK YER BULUNMUYOR”

Hacer GÜMÜŞ (32) : “Közde kahve yapıp, satıyorum. Yine ayrıca tezgâhım var. Orada yaptığım reçelleri, tatlıları, börekleri satışa sunuyorum… Bu Pazar ilk kurulduğunda çok az kişiydik. Her yer bomboştu. İlk kurulduğunda bazı insanlar güldü geçti. “Nasıl olacak, birbirimizden mi alışveriş yapacağız?” dediler. Şu an gördüğünüz gibi o kadar kalabalık ki, insanlar tezgâh açacak yer bulamıyor… Kahveye çok yoğun ilgi var. Biliyorsunuz bizde kahve kültürü var. Herkesi bu pazara davet ediyoruz. Herkes çıksın çıksın gelsin. Bu pazardaki ürünlerin hepsi kendi ürünlerimiz… Bize sadece yerli turistler değil yabancılarda geliyor. Geçenlerde Ortadoğu’dan gelen bir Arap turist kahve falı bakmamı istedi… İnsanlar pazarımızdan memnun, biz de çok memnunuz. Ben bu pazarda çalışmaktan, insanlarla iç içe olmaktan büyük keyif alıyorum. Burada deşarj oluyorum.”

“ÖNCELERİ 5 KİLO YAPARDIM ŞİMDİ 15”

Zehra Sarı (42) : “El açması börek, tatlı, ev yapımı tarhana, marmelat, salça ve kahvaltılık ürünler yapıp, satıyorum.  Yeşillikler yine kendi bahçemizden… Dışarıdan kimse bu pazarda satış yapamıyor. Kendi köyümüzün kadını, kızı herkes burada, evine katkı sağlamaya çalışıyor… Biz en başından beri bu Pazara inandık, çok memnunuz. Maddi anlamda da evin mutfak harçlığını çıkarıyorum. Çocuklarla dışarı çıkıp, bir şeyler yapabiliyorum. Eşimden para almadan geçimimi sağlayabiliyorum. Eşim ‘Yoruluyorsun. Yapma diyor.’ Ama ben burada deşarj oluyorum. Pasif olmaktansa üretmeyi seviyorum. Eski kültürü burada yaşatmaya çalışıyoruz. Her şey doğal, her şey el ürünü… Önceleri yaptığım şeyi 5 kilo yapardım. Sonra bu 10 oldu. Şimdi 15… Tezgâhım çok ilgi gördü, ilgi oldukça ben daha da mutlu oldum.”

“BÜYÜKŞEHİR VE ORTAHİSAR’IN KATKILARIYLA BAŞLADIK”

Kireçhane Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı

Ertuğrul Köseli:Ayşe ablamızın bir fikriydi. Tabii başlangıçta çekinceleri vardı, ‘tutar mı tutmaz mı?’ diye. Biz de ‘Olursa olur. Olmazsa yapacak bir şey yok’ dedik. Büyükşehir ve Ortahisar’ın katkılarıyla başladık. Şu an çok şükür çok iyi gidiyor… Ortalama haftada 2 bin kişi burayı ziyaret ediyor. Yazın daha az. Kışın daha fazla insan ziyaret ediyor. Çünkü insanlar yazın yaylaya, denize gitmeyi tercih ediyor… Birçok ilçeye örnek olduk. Çok mutluyuz. Her ilçeye kurulsun. Bu Pazar köyümüzün ortamını, gündemini değiştirdi. Kireçhane pazarında kadınlar sadece kendi ürettikleri ürünleri satışa sunuyor. Dışarıdan gelen ürünler kesinlikle bu pazara giremez… Bu pazarın özelliği el emeği ürünler olması.  Aldığımız bir karar var. Köyümüz dışından kimse gelip burada satış yapamıyor… Önceden köyde 10 tavuk varsa şimdi 500 tavuk var, önceden 10 ineğimiz varsa şimdi 100 tane… Yani bir nevi hem üretime teşvik etti hem ekonomiye katkı sağladı. Pazarda 118 tezgâh var. Bu da demek oluyor ki 118 eve maddi anlamda katkı sağlıyor. Etraftaki kasaba, dolmuşa, çaycıya yani esnafa da çok katkısı var. Önceden dolmuşlar Pazar günü yolcu bulamazdı. Şimdi ful dolu gidip, geliyorlar.”

RÖPORTAJ: Filiz YILDIRIM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ertan 2 ay önce

Diğer ilçelerde de bu sistem teşvik edilmeli. Ligene ve kireçhane pazarları örnek alınmalı.

banner108