banner114
banner146

Bugünkü yazımın girişini sıcak bir haberle yapmak istedim. Önceki gün gerçekleştirilen Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Trabzon Şubesi’nin olağan genel kurulu sonrası mevcut Başkan Selçuk Kılıç yönetiminde yeni bir ekiple devam edildi. Yeni ekipte yer alan bir isim olarak da güzel bir başlangıç olmasını temenni ediyoruz. TSYD Trabzon Şubesi’nin çiçeği burnunda yeni yönetimi olarak aynı gün ilk toplantımızı da gerçekleştirdik.

Masada oturan yeni ekip olarak hepimiz birbirimize aynı şeyi söyledik zira aynı duygu ve düşünceler geçiyordu kafamızdan.

Yeni jenerasyon, dinamik bir ekip ve belki de en önemlisi çalışkan, projeci bir ekip…Başkan Selçuk Kılıç’ın ilk dönemine atıfta bulunarak, “İlk dönem biraz yorgunluk olmadı değil. Hatta yaşanan süreç bu yorgunluğu artırdı. Ancak bugünkü seçim ortamı ve şu anda oturduğum bu masanın etrafında siz arkadaşlarımdaki heyecanı görünce bende yorgunluktan eser kalmadı. Ve çok da mutlu oldum” bir durum tespiti yaptı.

Hepimiz tek tek görüşlerimizi, düşüncelerimizi ve neler yapabileceğimize dair fikirlerimizi belirttik. İlk günden güzel bir başlangıç oldu diyebiliriz. Zira başlangıçlar nasıl olursa öyle devam edermiş…

Trabzon sporu için güzel hizmetlere imza atmak tek gayemiz… Bunun için de hepimizin gerek bireysel gerekse meslek olarak birikimimizin de yeterli olduğu kanaatindeyim. Zira en azından hepimiz aktif olarak mesleğin içindeyiz ve aramızda spor basınından olmayan kimse yok. Bu bile çok önemli bir detay…

Şampiyonluk için…

Trabzonspor gerçekten bu sezon çok farklı… Neden böyle söyledik, çünkü her sezon özellikle transferlerin kampa dahi yetişemediği dönemleri getirdik bir anda aklımıza… “Erken kalkan yol alır” atasözü bu sezon en çok Trabzonspor’a yakışacak. Ligde 2020-21 sezonunun tamamlanmasıyla kolları sıvayan yönetim, Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın da görüş ve raporu doğrultusunda çalışmalara hızlı başladı. Uzun süredir temaslarını sürdürdüğü Buruno Peres ve sonrasında da anlaştığı Gervinho’yu ilk olarak renklerine bağladı. Trabzon’a gelen iki oyuncuyla da sözleşme imzalayan Trabzonspor Abdullah Avcı’nın raporu doğrultusunda devam ettirdi transfer çalışmalarını… Ve bir dünya yıldızı… Slovak oyuncu Marek Hamsik’i de bir transfer başarısına imza atarak bordo-mavi yapan yönetimi bu anlamda gerçekten tebrik etmek gerekiyor.

Şimdi sıra Koita’yı açıklamada sanırım. Önümüzdeki günlerde de serbest statüdeki oyuncunun açıklanacağını düşünüyoruz.

“Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun 5-6 transfer yapacağız” sözünden hareketle;

Transferlerin 4’ü tamamlandı…

Geri kaldı 2…

Birisi sol bek ki bu olmazsa olmaz, diğeri de yine bir forvet olacak.

Sol bek konusunda şimdilik rota İspanya. Cadiz forması giyinen Espino ile epey aşama kaydeden Trabzonspor bu transferi de önümüzdeki günlerde tamamlayabilir.

Ve son transfer forvet…

Bütün bunların tek izahı…

Her şey şampiyonluk için...

Forvette Sörloth’a ayarlı!

Bir önceki yazımızdan devamla…

Trabzonspor’da taraftarın da camianın da…

Aslında bütün Türk spor severlerin gözü Sörloth konusunda yaşanacak gelişmede dersek abartmış olmayız.

Zira bir forvet transferi daha yapacak olan Trabzonspor Sörloth’da yaşanacak gelişmeye göre hareket edecek.

Bu yüzden forvette Sörloth’a ayarlı.
Sörloth konusunda da gün geçmiyor ki yeni bir gelişme, yeni bir aksiyon olmasın.

Aslında taraftar bu işin peşini bırakmıyor dersek de yanılmış olmayız.

Önceki akşam geç saatlerde alman basınından Bild’in sosyal medya hesabından yapılan paylaşım başta Trabzonspor taraftarları olmak üzere camiada da herkesi heyecanlandırdı.

Zira haberde Sörloth’un Leipzig’den bu sezon gönderilecek isimler arasında belki de ilk sırada olacağı yazıyordu.

Ve Sörloth ile ilgili bu gelişme yine yeniden Trabzonspor taraftarları arasında yeni bir heyecan yarattı.

Bekleyip görelim…

Ne olur, ne biter…

Umarız yeniden alevlenen bu aşkın sonu da güzel olur…

Forma pahalı olmalı!

Evet Trabzonspor’un bu sezon formaları çok pahalı olmalı!

Bu sözümüz taraftarı kızdırmadan hemen açıklamasını da yapalım. Zira pahalı olmalıdan kastımız elbette taraftara pahalı satılsın anlamında değil.

Bu sezon gerçekten çok iyi bir transfer politikası sürdüren Trabzonspor sponsorluklar konusunda kapıyı ufak rakamlardan açmamalı.

Forma, şort, çorap… Ne varsa, yanından, kolundan, sırtından… Verilecek sponsorluklarla bordo-mavili takıma gelirler artırılmalı.
Zira iki sezondur pandemiden dolayı bütün takımlar gibi Trabzonspor da oldukça yüksek oranda gelir kaybı yaşadı.

Bu sezon hem başarı hem de bunları telafi etme yılı olsun.

Gönlümüz kalbimiz Milli Takım’la… Ve yeni şarkı üzerine…

Bu satırları okuyucularımız okuduğunda A Milli Futbol Takımımızın İtalya ile oynamış olsa da…

Gerçekten kalbimiz, gönlümüz Milli Takım’la atmaya devam edecek.

Görünen o ki Haziran ayı bu şekilde geçecek.
A Milli Futbol Takımı’nda hiçbir oyuncuyu ayırt etmeden gerçekten “Hepsi Bizim Çocuklar” düşüncesinden-anlayışından hareketle…

80 milyonun üzerindeki nüfusun tamamının kalbi onlarla atacak.

Onların da bunu en derinden hissedeceğinden hiç şüphemiz yok.

Zaten sadece A Milli Futbol Takımımız değil spor branşlarında mücadele eden bütün takımlarımızın ve bireysel sporcularımızın en büyük moral-motivasyon kaynağı Türk halkının verdiği manevi güç değil mi?

İşte o manevi güçle Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da ülkemizi alınlarının akıyla temsil edeceklerinden eminiz.

Bu arada…

A Milli Futbol Takımı için yapılan şarkıya da değinmeden geçmek istemiyorum.

Mustafa Sandal’a Derya Uluğ, Irmak Arıcı ve Eypio'nun eşlik ettiği şarkıdan ziyade klibi çok sevemedim. Milli takım ruhuna çok aykırı bir klip olduğunu düşünüyorum. Zira az önce bahsettiğim maneviyatla da yakından-uzaktan hiç ilgisi yok kanaatindeyim. Zira şarkıda, “Milli takımın ikonik geri dönüş hikayelerinin ön planda olduğu, başarıya inanma, tutku, farklı kültürlerin ortak ruhta buluşması gibi duyguların merkeze alındığı” yönünde açıklama yapılsa da ben bunların hiçbirisini sezemedim, göremedim.

Sadece kızların ilginç dansları akılarda kaldı, küçük çocuğu klibe katmaları dahi bunu değiştiremedi.

Biz sadece fikrimizi söyledik…

Bu yüzden A Milli Takımımızın galibiyetinde son şarkı yerine Kıraç’ın “Haydi” ve Tarkan’ın “Bir Oluruz Yolunda” şarkılarını dinlemeyi tercih edeceğiz.

Bir ekol, bir efsane ANADOLU EFES

Anadolu Efes Basketbol takımı… Aslında onu anlatmaya kelimeler yetmez. Daha doğrusu ona olan sevgimizi…

Her zaman söylerim, çocukluğumuzun ekol olmuş takımı, bugünlerde de aynı başarıları yaşatmaya devam ediyor.

Futbol şehri Trabzon’da bize basketbolu sevdiren Anadolu Efes’in maçlarını annem, abim ve ablalarımla birlikte soluksuz izlediğimiz günleri hiç unutur muyum?

Hele ki o yıllarda evinde televizyonu olmayan komşularımızın Efes’in maçlarını izlemek için bize geldikleri akşamları…

Çocuktuk ama çok sevmiştik…

Hala da çok seviyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Turkish Airlines EuroLeague finalinde Barcelona’yı yenerek ilk defa şampiyonluğa ulaştığı o gece yaşadığımız heyecan esnasında bir anda yıllar öncesine döndük…

Ve aradan çok kısa bir süre geçmesine rağmen Fenerbahçe’yi Süper Lig Play-Off final serisinde 3-0 yenerek şampiyon olması…

Efsane takımın efsane hocası Aydın Örslü yıllardan

Ve Ergin Atamanlı yıllara…

Teşekkürler Anadolu Efes,

Bize basketbolu sevdirdiğin için…

Teşekkürler Ergin Ataman hocam.

Aydın Örs’ten sonra bizdeki bu sevdayı bitirmeyen isim olduğun için…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.