banner114
Selahattin Kurbetli
Selahattin Kurbetli
Yazarın Makaleleri
Koyu partizan ortam!
Toplum bıkmış, yılmış, umudunu yitirmiş durumda. Bu ülkede bir avuç insan sefa sürerken çoğunluk aç, yoksul ve geçim derdinde. Adaletin ve hukukun bu kadar tartışıldığı bir dönem ben hatırlamıyorum. Toplumsal barışın ve ulusal dayanışmanın...
Araplar, Arap!
Biz onlara 250 bin liraya vatandaşlık verirken onlar, "Türkiye'ye gitmeyin orada toplu ölümler yapılıyor" şeklinde aslı astarı olmayan, hasımhane tutum içindeler. Ülkemizi boykot eden başta Suudi Arabistan ve onun yandaşları Türk ürünlerine...
Ödeyemediler, ödeyemeyecekler!
Toplumda ekonomik kriz zirve yapmaya devam ediyor. Son 5 yıl içinde yaklaşık 3.5 milyon kişi bankalara olan kredi borçlarını ödeyemediler. Bankalar tarafından takibe alınan ve halen borcu devam eden icralık vatandaş sayısı 3 milyon 489 bin...
Yeni gelir kapısı!
Tarihi, doğası ve ılıman özellikleriyle Turizmin en önemli illeri arasında olan Trabzon, karavan turizmine el attı. İş adamları tarafından benimsenen ve üzerinde çalışılan karavan turizmi Trabzon'a olduğu kadar tüm bölgeye yeni sinerji...
Okullar açıldı densin!
Bakanlık açıkladı, Pazartesi- Salı günü sınıfın yarısı,Perşembe- Cuma sınıfın öteki yarısı gelecek. Öğretmen, öğrenci ve velilerin özelliklerine bakarak belirleniyor. Bugün olmaz, yarın yada yarın olmaz, bu gün diye bir yaptırım...
Öncelik isteyen işler!
Hem içerde hem de dışarda çözmeye çalıştığımız sorunlar var. Oktanı yüksek çözümü zorlaşmış, güçlüğü üzücü hale gelmiş. Tabi ki, siyasal amaçlar, olaylara ve sorunlara ilgisizlik bu anlamda başı çekiyor. Yani ulusal konulara...
Sizin yüzünüzden!
Birileri "ak" diyor diğerleri "kara" hukuk ve adalet konusundan tutunda sosyal ve ekonomik her konuda bir birlerine sallayıp duruyorlar. Hükümeti beğenenler kadar beğenmeyenler var. Siyasi hayat birbirine girmiş, kimin doğru kimin yanlış yaptığı...
Rakamlar böyle diyor!
Çok basit bir anlatımla; kazandığından fazla harcarsan borçlanırsın. Borcun arttıkça zorlanırsın ve duvara toslarsın, bitersin, yok olursun. Biliyorsunuz 2001 yılında vatandaşın bankalara olan borcu 5 milyar liraydı. Geçen yıl açıklanan...
Kimse karışmasın bir saat...
1974 yılından ders almamışa benziyorlar. Kurşunların üzerine koşarak kazandığımız Kıbrıs zaferini unuttular her halde. O tarihler, "Ayşe tatile çıksın" şifresiyle başlatılan Kıbrıs harekatında nasıl yerle-yeksan olduklarını bilmiyorlarmış...
İnkar edenler yalancıdır!
Kim ne söylerse söylesin, bu ülkede ekonomik sorunlar var. İnkâr etmek, yok demek ya da yok saymak ihanetin dik baba'sıdır. Salgınla birlikte bu ülkede ekonomi adına çok değil, derin ekonomik karanlıklar oluştu. Her şeyden önce iktisadi...
İkisi de yıkık!
Birincisi ekonomiden geçiyor. Vatandaşın geçim sıkıntısı her şeyin üstünde. Aç-susuz ve perişan diyerek abartmak istemem ama ne yazık ki, durum bundan farklı değil. Sosyal hayatta normalleşme başladı ama ne yazık ki, hem devlet bütçesi...
Hadi bakalım ödeme zamanı!
Salgın döneminde bu ülkenin insanı yaklaşık 27 milyar liralık bireysel ve temel ihtiyaç kredisi kullandı. Kısa zamanda 5 milyona yakın kişi, kurum ve kuruluş o dönem bir nebzede olsa rahat etmişti. 2019 yılında 200 milyar olan bu rakam pandemi...
İş için yeni politikalar üretilmeli...
İşsiz kalanların psikolojisi patladı. Bu ülkede mısır tezgâhı elinden alındı diye kendini yakan insanlar var. Yüksek binalara çıkıp intihar etme eylemi yapanlar var. İşçi alımı yapacak olan yerlerde günlerce sabah-akşam kuyrukta bekleyenler...
Sağdan, soldan estarabim!
Uzun yıllar önce kulağıma hoş gelen bir şarkı vardı, şarkının bir bölümünde, "Güller bitti dilimde nasıl diyeyim bilmem, esterabim, esterabim sağdan soldan esterabim" diye sürüp giden. Aklıma geldi içinde bulunduğumuz şartlara o kadar...
Katlanıyor, çatlıyor!
Biliyorsunuz bütçe açıkları sürekli büyüyor. Önlem konusunda uyguladıklarımız kısıtlı olunca, birtakım stratejiler ürettik. Hazine'nin döviz cinsi senetlerle iç borç stokunu arttırması ile birlikte Pandeminin başlaması işleri...
İkisi de "Biz"
26 Ağustos ta biz vardık, 30 Ağustos ta da biz varız. 1071'de neysek,1922'de de oyduk. 26 Ağustos Malazgirt zaferinde de şanlı Türk ordusu vardı, 30 Ağustos ta da. Alparslan Anadolu'nun kapılarını nasıl açtıysa Mustafa Kemal...
Yağdı yağmur, çaktı şimşek!
Doğanın dengesi ile oynamanın bedelini canla, malla ödemeye devam ediyoruz. Sabıkalı bölge burası, bilmeyen yoktur, yeşilin tüm renkleri o yüzden insanları büyülüyor. Hayranlıklar o yüzden artıyor, onun için insanlar geliyor, geziyor. Bol...
Dünya istikametini kaybetti!
Dünya'nın bir paradigma krizi içinde olduğunu söylersem bana oy birliği ile katılacağınızı biliyorum. Dünya ekonomisinin ve sistem alışkanlığının arttığına, bu alışkanlık içinde yeni hegemonya bloklarının, yeni kutupların...
Piyasalarda kayıp aranıyor...
Uzun süredir TL'nin değer kaybetmesi piyasalarda yeni arayışları gündeme getiriyor. Kamu piyasaları canlı tutabilmek ve dövize müdahale edebilmek için büyük çaba göstermiş olsa da ne yazık ki, para politikasının sürdürülemez hale...
Yalan oldu, yazık oldu!
Birlik, beraberlik yalan oldu gitti. Fanatiklik elle tutulur, gözle görülür oldu. Kutuplaştık, bir köşeye çekildik, siyasette ve politikada futbol fanatikliğini geride bırakan bir anlayış yerleşti. Ekonomi sürekli kötüye gidiyor, kovit 19...
Yazmayalım mı!
Altın rekorlar kırmayı sürdürürken, döviz fiyatlarını durdurmak mümkün olmuyor. Daha yeni bu yılın başında çeyrek altın 473 lira idi, bu gün 840 lira oldu. Biz bunu yazmayalım mı, olan biteni saymayalım mı!. Peş peşe kırılan rekorların...
Kötü günlerden geçiyoruz!
Hastalıkta ve ekonomi de kötü günlerden yaşıyoruz. Virüste, döviz de ve altın da hızlı bir artış var. Hastalıkta maske- mesafe kuralına uyulmazken, ekonomi de döviz artışları ülkeyi zora sokuyor. Merkez Bankası uyguladığı para politikasının...
Derinleşiyor!
İşsizlik bizim en büyük sorunumuz olmaya devam ederken, salgınla birlikte iş gücü piyasalarında büyük kayıplar verdik. Bu bizim gerçek anlamda kanayan yaramız. Umut ediyoruz ve iyi niyet besliyoruz ama giderek derinleşen bu sorun bizde ne yazık...
Geçmişi arayanlar!
Çok iyi hatırlayacağınızı biliyorum ve onun için söylüyorum, AKP 2002 yılında iktidara geldiğinde demokratik değerlere, hukuk, adalet ve özgürlüklere önem veriyordu. " Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla" mücadele ederdi. Gazetecilerle arası...