banner114

Allah aşkına tam trajikomik bir uygulama yapılmak isteniyor!

Nerede mi?

Trabzon’da!

Kim tarafından mı?

Milli Eğitim İl Müdürü Hızır Aktaş Bey tarafından.

Ne için?

Taşımalı öğrencilerin yemeği için.

Nerede mi yapılacak?

Öğretmen Evi’nde…

Vay vay da vay!

Dedim ya tam trajikomik diye!

Olaya bakar mısınız?

Hızır Aktaş bey asli görevi olan eğitimciliği bir kenara bırakmış, kendisiyle hiç alakası olmayan yemek işine soyunmuş!

Ve ne yazık ki buna da bizim siyasiler, bürokratlar, mülkü amirler, sessiz kalıp, uygulamanın ne zaman hayata geçeceğini bekliyorlar!

Vay anasını be...

Hızır Aktaş beye bakar mısınız? Acep bu cesareti nereden alıyor?

Öyle ya, hiçbir yerde, (bir, iki ilçe istisna) yapılmayan uygulama neden Trabzon’da hayat buldurulmaya çalışılıyor?

Acaba perdenin arkasında ne var?

KAZANAN DEVLETTİ!

Olayın bir başka boyutuna değinelim.

Taşımalı öğrencilerin yemek işi bu zamana kadar hep ihale usulü ile verildi, veriliyordu.

Süreç ise şöyle işliyordu, muammen bedelle yemek işi ihaleye çıkarılıyordu.

İhale esnasında muammen bedelde en çok kırım yapan ve şartlara uyan firmaya, yemek işi sözleşme yapılarak veriliyordu.

Tabi ki sonunda kazanan devlet oluyordu.

Hem de ihale ile birlikte devlet daha uygun hizmet alıyordu.

Hem de aldığı hizmet kaliteli oluyordu.

Neden uygun ve kaliteli hizmet alınıyordu?

Çünkü sizin devlet olarak firmayı denetleme yetkiniz var?

Size rağmen, firmanın kıble kaçığı yapma gibi bir ihtimali olabilir mi?

Veya yapabilir mi? Üstelik bu size rağmen!

Bir ikincisi ise, yemek fiyatı, yapılan kırımdan dolayı oldukça uyguna geliyordu.

Eeee böyle bir hizmet alımını, siz elinizin tersiyle itip,  bu işi ben yapacağım diyeceksin!

Bu yapılana da hepimiz alkış tutacağız öylemi?

Merak ediyoruz, neden kar edilen bir işi siz zararına yapmak istersiniz?

Bilgisizliğimize bağışlayınız! Öğretmen Evi’nin öncelikleri arasında yemek işimi vardır?

Ben Hızır Aktaş beye buradan uyarımı yapmak istiyorum, bu iş çok su kaldırır!

Devlet zarar etse, yapacağınız uygulamaya eyvallah diyeceğiz.

Kötü hizmet alınsa, yine yapılan uygulamaya eyvallah diyeceğiz.

Ama incelediğimiz kadarıyla, iki şıkta yok hükmünde görülüyor.

O zaman neden ısrarcısınız bu işte Hızır Aktaş bey?

VELEVKİ VERİLDİ!

Gelin olaya birde ters analiz yaparak bakalım.

Velev ki, Hızır Aktaş beyin istediği gibi Öğretmen Evi bu işe soyundu diyelim!

Et siparişleri tonlarca verildi.

Sebzeler, meyveler kamyon kamyon getirildi.

Pirinçler, bulgurlar, mercimekler, fasulyeler çuval çuval taşındı.

Peki, bu kadar yüksek bedelle, alınacak alımlardan dolayı, doğması muhtemel dedikoduları, kim nereye koyacak?

Kim bu dedikodulara cevap verecek?

Kim mekanizmayı denetleyecek?

Evet, kim, kimler?

Hepimizin malumudur!

Çil çil paraların girip, döndüğü yerde, yolsuzlukların, şaibenin en alasının olmaması mümkün müdür?

En alası daha düne kadar, yapılıp, olmadı mı?

Ve oluşan, yaşanan yolsuzluk ve şaibelerin önünü kesmek için, devletimiz, kamudaki tüm hizmet alımlarını özelleştirmedi mi?

Ciddi rakamların döndüğü bu hizmet alımlarında, bu gün ne oldu da? Hızır Aktaş bey, bundan vazgeçmek istiyor, inanın bunu anlamış değiliz.

VERGİ, SGK, MAAŞ NEDİR BİLİRMİ?

İnsanlar aş, iş peşinde.

Gerçi işi aşıda olan çok sıkıntılı bir süreçten geçiyor ya.

İş bulmak için.

İşe girmek için.

Ya da işini idame ettirmek için.

İnsanların neler çektiğini, neler yaşadığını görmeyenimiz, bilmeyenimiz var mıdır?

Konuyla ilgili, Millî Eğitim İl Müdürü Hızır Aktaş beyi hariç tutuyorum!

Aktaş’ı hariç tutmamın sebebi ise, kendisinin şu sıralar yok etmek istediği yemek sektöründe, 40 ila 50 arası firma ve onlarca çalışan var.

Ayrıca, her yemek firması, mevcudiyetini korumak, hijyen ve güzel bir alan oluşturmak için, 500 ila 700 bin tl arasında harcama yapmış.

Bir tarafta onlarca çalışan ve onların bakmakla yükümlü olduğu yüzlerce insan var…

Diğer tarafta ise harcanan bir milli servet var.

Şimdi sen kalk, ben oynamıyorum de!

Bu yapılmak istenen hiç insanlığa sığar mı?

Ya vicdana?

Müteşebbis, paranın “el feneriyle” arandığı bu zamanda, eski parayla, milyarlarca yatırım yapacak.

İnsanlara iş, aş vermek için kendisini riske edecek.

Bu yaptıklarının karşılığında, bir müdür çıkacak, ‘benim ğretmeni evim var, bu işi ben yaparım’ diyecek.

Yazıktır ve günahtır.

Allah adamı çarpar?

Ne yapmış adamlar, istihdam yaratmaktan başka:

Merakımdan yine sormadan edemiyorum.

Acaba diyorum, Hızır Aktaş beyin, vergi, sgk, kira, işçi maaşı, elektrik, su, falan filan gibi ödeme derdi var mıdır?

Belki de vardır, biz bilmiyoruz!

BİR SİLKENİN, YOKSA!

Konu siyasilere de aktarılmış.

Aldığım bilgi, siyasiler olaya müdahil olmuş!

Hemen belirteyim, iyi ki olmuşlar!

Ancak, Hızır Aktaş beyin, siyasiler olaya müdahil olduktan sonra, işi daha çabuklaştırmaları için emrindeki kişilere, direktif verdiği söyleniyor.

Ne biliyim, aynı işi, Trabzonlu bir bürokrat, Rize’de uygulamaya sokmak istese, başına neler geleceğini ben buradan yazmak istemiyorum!

Siz söyleyin.

Rize’de insanların ekmeğiyle oynayacaksın!

Veya oynatacaklar he!

Yahu Trabzon siyaseti bu kadar mı, kabuğuna çekilmiş, olup biteni seyreder duruma gelmiş!

İnsanlar bu kadar mı sahipsiz bırakılır?

Yahu arkadaş, bu şehirde siz seçim zamanları vatandaşla yüz göz oluyorsunuz.

Eğer ki, bu gibi durumlarda bir yaptırım gücünüz”.

Bir ‘dur’ deme duruşunuz yok ise, ben buna binlerce kez “pes” derim arkadaş.

Kimse alınıp, gücenip darılmasın arkadaş.

Bizim buradan baktığımız da, maalesef sizler öyle görünüyorsunuz!

Unutmayınız, yapılacak her negatif şeylerin faturası, yarınlarda, bürokrasiye değil, siz siyasilere çıkartılacaktır.

SANA NE ALİ KARDEŞ?

Belli ki Ali Savaş, Arhavi trafiğiyle Trabzon trafiğini karıştırmış!

Sevgili Savaş, Trabzon’da dolmuş minübüslerin,12+1 değil de 17+1 olması yönünde yazı yazdı.

Güya yazdığı yazıyla şoför esnafının üzerinde algı yaratmaya çalışıyor.

Ali kardeş, her şeye racon kesmek zorun damısın?

Her şeyi bilmek gibi bir zorunluluğun mu var?

Yahu sana ne 17+1 den.

Sana ne dolmuşların eninden, boyundan?

Sana ne koltuklarından?

Sana ne Trabzon trafiğinden?

Sen bırak trafiği mırafiği bir tarafa!

Ali kardeş, azıcık kafanı kaldır, kaldırdığın kafanla, Şoförler ve Otomobilciler Odası’nın içerisine bir bakıver.

Bir bakı ver bakalım, neler göreceksin?

O gördüklerini yazarsan, ancak o zaman şoför esnafına bir hayrın bir faydan dokunabilir.

Yoksa yazdıkların, sadece lafontenden hikâyeler olarak kalır!

Onun da hiçbir harbiye kıymeti olmayabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ze_mahşer 1 ay önce

sayın yazar;
perdenin arkasında tarım kredi kooperatifinin "set card" ile anlaşması olmasın!!! bence bu konuyu araştırıp yeniden bir yazı kaleme almalısınız. bu yapılan hak gaspından başka bir şey değil.

Avatar
BARONOF 1 ay önce

perdeni̇n arkasi yok sayin yazar perdei̇n önünü i̇yi̇ anali̇z edi̇p,fi̇rmalarin yaptiği yemeği̇ ve kali̇tesi̇ni̇ de yaz çünkü bu yemeği̇ bi̇z ve çocuklarimiz yi̇yor.bakanliğimiz çok doğru bi̇r karar verdi̇.kendi̇n pi̇şi̇r kendi̇n ye.....

banner108