banner114

Yanlış bir adım mı attınız?

Hiç gerekli olmayan bir kelime mi kullandınız?

Gelip geçerken birine mi tosladınız?

En güvenli sığınaklardan biri…

Tereddüt etmeye de gelmez.

Pardon.

***

Fransızca pardonneraffetmek’ demek.

Latince perdonare fiilinden geliyor.

Donare bağışlamak’ fiilinden türetilmiş.

Sonunda biz almışız ve o kadar çok sevmişiz ki?

Meramımızı ‘pardon’la anlatır olmuşuz.

Yerli yersiz ‘pardon’ diyerek Fransızları geride bıraktığımız kesin.

İcat edildiği topraklarda bile bu kadar sıklıkla kullanılmazken…

Affedersiniz, özür dilerim ve kusura bakmayın’ı yok sayıp ‘pardon’a yönelmişiz.

Varsa da yoksa da pardon.

Müsaade eder misiniz, anlayamadım” derken…

Ya da elimizi kaldırırken, söz isterken…

O kadar abartmışız ki ağaca çarpınca “pardon” diyenler bile oluyor.

***

Kendinizi affettirmek…

Olup bitenleri yok saymak, üstüne bir çizgi çekmek mi istiyorsunuz?

Yeni bir sayfa açmak?

Pardon.

***

Filmini bile yaptık.

Yanlışlıkla hapse atılan üç arkadaşın hikâyesi...

Yıllarca suçsuz yere içeride kalan adamı, “pardon” diyerek tahliye ettik.

***

Fatih Terim de ‘pardon’a sığınanlardan…

2-2 berabere kaldıkları Ankaragücü maçı sonrası “kusur benim” dedikten sonra…

Biz çıkarız Galatasaray gibi oynarız. Bu farkı da kapatırız, kapatamazsak da ‘pardon’ demesini biliriz.”

***

Bazen tek başına ‘pardon’ yetmez.

Kırdığınız pot, yaptığınız yanlış öyle kolay kolay affedilir gibi değildir.

Bu yüzden üzerine basa basa, muhatabınızın gözünün içine baka baka…

Çok pardon, çok çok pardon…”

***

Ne zamanki bizimkiler, Fransızca kelimelerle konuşmaya özenmişler.

Berlin’den, Paris’ten döndüklerinde Avrupa’yı anlata anlata bitirememişler.

Mehmet Akif Ersoy’a, “Siz, insanlara eskiden Fatih minaresinden bakardınız, şimdi Eyfel Kulesi’nden mi bakıyorsunuz?” diye sormuşlardı.

Bu tiplere neler söylememiş ki milli şairimiz?  

Nasıl ki çıktı şu -pardon- eşeklik oldu mübah diye hicvetmiş.

Günümüzde “pardon çıkalı eşekler çoğaldı” sözünün de buradan geldiği söylenir.

***

Ve geldik son ‘pardon’a, komşumuz İran’a…

ABD ile yaşanan ‘Kasım Süleymani’ krizi esnasında…

Irak’taki iki üssü bombaladığı anda “seksen ölü” dediklerinde anlamalıydık.

Sonra durum ortaya çıktı, meğer üslerin çevresinde patlamış füzeler…

Hatta bazıları patlamamış…

Bir Amerikan askerinin burnu bile kanamamış.

Kasım Süleymani’nin naaşı şehir şehir gezdirilirken…

Tüm dünyanın gözü kulağı İran’da iken…

Ukrayna havayollarına ait bir uçak düştü!?

Düştü mü yoksa düşürüldü mü?

Karşılıklı soru cevaplar havada uçuşurken…

İran’ı suçlamanın herhangi bir dayanağı yok” denilirken…

Uçağın kara kutusunun incelenmesi aylarca sürebilirmiş…

Olayın soruşturulması bir iki yılı bulabilirmiş…

Sonunda İran Genelkurmayı açıkladı.

Olay anında iletişim hatlarında sorun yaşanmış…

Operatör de bağlantıyı sağlayamamış ve on saniye içinde karar vermesi gerekiyormuş. 

Uçak, askeri bir noktaya yaklaşan Cruise füzesi olarak algılandı ve insani bir hata sonucu füzeyle düşürüldü.”

Şimdi BM devreye girse ne olur, girmese ne?

Tazminat davaları, özür dilemeler…

Sigorta şirketleri bundan böyle güvence vermese de…

Uluslararası havacılık, İran’la bir süreliğine ilişiğini kesse de…

176 masum insan hayatını kaybetti.

Pardon yani…

Çok pardon, çok çok pardon.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.